Okuduğum bazı kitapların içeriğini tam hatırlamadığımdam yorum ve inceleme yapmak istemedim. Fırsat bulup okuduğum da kendi fikrimce incelemeler sunucam:)
Hayır, artık dayanmaya gücüm yok. Tanrım, neler yapıyorlar bana? Onlar benim kafama soğuk su döktüler! Beni görmüyorlar, dinlemiyorlar. Ben onlara ne yaptım? Neden bana işkence ediyorlar? Benim gibi bir zavallıdan ne istiyorlar? Onlara ne yapmış olabilirim? Hiçbir şey yapmadım. Gücüm yok artık, bütün işkencelere dayanamıyorum; başım yanıyor, önümdeki her şey dönüyor. Kurtarın beni! Bana kasırga gibi hızı üç at koşullu araba verin! Arabacım, oturun, küçük çan'ı çınlatın, atla beni bu dünyadan taşıyıp götürün. Uzağa, daha uzağa; hiçbir şey görmemek için hiçbir şey! Gökyüzü önümde dönüyor. Uzakta yıldızlar parıldıyor, orman karanlık ağaçlarla ve ay ile hızlı geçiyor. Ayaklarımın altında gri sis seriliyor, duman içinden zincir sesi geliyor. Bir taraftan deniz, bir taraftan İtalya; işte Rus izbeleri görünüyor. Uzaktan mavi gözüken ev benim mi? annem pencerenin önünde oturuyor mu? Anneciğim zavallı oğlunu kurtar! Hasta başını göz yaşını damlat! Oğluna nasıl işkence ettiklerine bak! Zavallı yetimi göğsüne yatır, dünyada ona yer yok artık! onu tahrik ediyorlar! Anneciğim hasta küçük oğluna acı!
"Nereden geldiği belli olmayan bir atın kafasını omzuna koyar ve burun deliklerinden çıkan rüzgarın yanına üflemesine izin verirse, o zaman fark ederdi satır ortasında değil de
sokağın ortasında olduğunu."
Kendimi bir kalem memuru olarak nasıl düşünüp hayal edebildinm , anlamıyorum bu zıpırca düşünce aklıma nasıl geldi? iyi ki beni tımarhaneye yerleştirmek hiç kimsenin aklına gelmemişti. Şimdi önümde her şey açık. Şimdi her şey avucumun içi gibi görüyorum, önceden her şeyi önümde sis içinde olduğundan anlamıyordum. İnsanlar beyinleri kafalarındaymış gibi hayal ettikleri için böyle oluyor sanırım ama kesinlikle hayır; beyin Hazar Denizi tarafından rüzgarla gelir.