" Bir kitabımı çok değer verdiğim birine vermiştim;
Ertesi gün bana şöyle dedi; Altını çizmek için sabırsızlandığım cümleleri, altını çizilmiş şekilde bulmak; bu dünyaya karşılaşmak için değil de, kavuşmak için geldiğimizin kanıtıdır. " diye bir cümleyle karşılaştım çok canımı acıttı...
Oysaki ben şunları yaşamıştım;
Benim için kitaplarım eşsizdir. Kimseyle paylaşmam! canımı veririm onları vermem. Her neyse günlerden bir gün; Bir adamla karşılaştım. Öyle yüceltim ki onu kalbimde, benim için en değerli kitabımı, hayattaki tek hazinemi ona vermek istedim. Çünkü o herşeye sahipti. Sahip olamadığı tek şey benim hazinemdi.. Bende bunu paylaşmak istedim. Hediye ettikten bir kaç saniye sonra bir ses duydum. Kafamı kaldırdığımda kitabın son sayfasını yırtıyordu. Anlatamam... ağzımdan kopuk bir çığlık yükseldi! bütün bedenim titremeye başladı o an, dünyam başıma yıkılmıştı. Ona son bir gayretle sorabildim. Neden? diye alışkanlıkmış, hem son sayfasında yazıda yokmuş onun gözünde.... Ben ne anılar, ne yıkılmışlıklar ne toparlanmalar ne çok göz yaşı biriktirmiştim o kitapta. Hiçbirinin farkına varamadı.. Bi daha da kimseyi ne yüceltebildim gönlümde ne de kitaplarımı paylaşabildim......