Toplum tarafından dışlanan ve kabul görmeyen bir kamburun dilinden yazılan bu kitap bana göre bir içsel monolog örneği oldu. Sık sık yergilere, ironilere yer veren yazar, aynı zamanda psikolojik tahlil yönü ağır basan bir metin kaleme almış. Ana karakterin iç dünyasında yaşadıkları, çevresindeki insanları gözlemleyerek edindiği fikirleri ve yaptığı analizleri okumak güzeldi. Kısa kısa pasajlarda kaleme alınmış iç monologlar sarsıcıydı. Ancak genel olarak kitabı kısa buldum bazı pasajların devam etmesini isterdim, özellikle ana karakterin çarpıcı sorgulamalar yaptığı ve analizlerini paylaştığı kısımların. Ben beğenerek ve düşünerek kitabı okudum ve tavsiye ederim. Herkese iyi okumalar diliyorum.
Üç ana bölümden oluşan bu kitapta ilişkilerin gerçek ve felsefik boyutu hakkında derin saptamalar yapıyor Oruç Aruoba. İlk bölüm "önce" de Aruoba'nın tuttuğu kısa kısa günlükler yer alırken, asıl bölüm olan "ilişki defteri" tam olarak soyut düşüncelerin somutlaştırılarak okuyucuya sunulduğu bölüm. Üçüncü ve son bölüm olan "sonra"da tuttuğu bu defterin ana teması ve son deyiş üzerine yoğunlaşıyor yazar.
Açıkçası son dönemde yaptığım en sarsıcı okumamdı diyebilirim. Aruoba, hem felsefe hem de psikoloji alanında ne kadar yetkin olduğunu bireyi sıkmadan, bolca düşünmeye sevk ederek ve en soyut kavramları dahi olabildiğince somutlaştırarak fikirlerini sunuyor okuyucuya. Kendisine has üslubu ve seçtiği noktalama işaretleri kurallarıyla kendi dilini oluşturmuş. Bu yüzden alıntı paylaşırken de onun bu oluşumuna sadık kalmayı tercih ettim. Aruoba'dan okuduğum ilk kitaptı ancak son olmayacağını gayet iyi biliyorum :)
Herkese iyi okumalar diliyorum.
Yazarın ilk romanı, benimse kendisinin kaleminden okuduğum ikinci kitabı olan Kum Tefrikaları başladığım andan itibaren beni kurguya hapsetti diyebilirim. Ana karakter doktor Mithat, büyükhalası Yurdanur Hanım'ın ölüm haberini alıp görev yeri Suruç'tan İstanbul'a geliyor. Yurdanur Hanım'ın evinin kendisine kalmasıyla halasının eşi olan merhum Şevket Kemal Bey'e ait olan ve yıllardır kimsenin girmediği çalışma odasına girdiğinde gizli bir mabede ulaşmış gibi hissediyor. Odada büyükeniştesine ait kişisel eşyalar ve bir de günlüğü bulan Mithat'ın bu günlükte yazanları merak etmesiyle roman başlıyor. Günlük Osmanlıca yazıldığı için yakın dostu Murat Hoca'dan yardım alarak birlikte tercüme etmeye başlıyorlar. Hatta bu tercüme işi ikilinin heyecanı ve isteği üzerine gazetede tefrika halinde yayınlanıyor. Romanın ilerleyen bölümlerinde Şevket Kemal Bey'in görev yaptığı yerler ve orada başına gelenler de oldukça ilgi çekici bir üslupla kaleme alınmış. Yazarın üslubu zaten akıcı ve ilgi uyandırıcı,romanın herhangi bir yerinde kurgudan kopmadan okuduğumu söyleyebilirim.
Ben romanın sonunu biraz daha farklı olur diye düşünmüştüm bu sebeple kitabın sonunda ayrıca şaşırdım ve beklemediğim bir şekilde olay örgüsünün kurguyla birleşmesi de güzeldi benim açımdan :) Sözün özü sağlam, ilgi uyandırıcı, okurken kafanızın içindeki sesleri susturup farklı bir dünyanın içerisine girebileceğiniz türden bir roman bana göre dolayısıyla herkese tavsiye ederim. İyi okumalar diliyorum.
Kum TefrikalarıÖmür İklim Demir · Yapı Kredi Yayınları · 20202,231 okunma
Martin Eden, Demir Ökçe, Beyaz Diş gibi romanlarından ve pek çok sayıda öykülerinden tanıdığımız Jack London kendisine göre hayatın anlamını sorguluyor bu kitapta. Kitabın giriş bölümünden sonuna kadar otobiyografik öğeler taşıyan mektuplar, denemeler ve yazara ait çok sayıda kişisel bilgiler okumak mümkün.
Kısa bir zaman dilimi olarak sayılabilecek kırk senelik ömründe yaptığı işler, yazarlık serüveni, aile bağlarının bütün hayatını etkileyişi, hayatın anlamını kendi dünyevi görüşleriyle bağdaştırıp hayatını o yönde yaşama arzusu ve daha nicesi beni çok etkiledi. Jack London okumak bana keyif vermiştir zaten ama bu kez kendi ağzından yaşam öyküsünü son derece açık bir üslupla okumak ayrıca mutlu etti beni. Benim gibi yazarın kalemini ve yazdığı eserleri sevenler özellikle bu kitapta başka bir Jack London ile tanışacak diyebilirim.
Herkese iyi okumalar diliyorum.