I
rüknettin’in aynalarda ağladığı kadar var.
bir mevsimin kıyısından tutarsan rüknettin
kurak ovalara yağmurlar yağar,
ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi,
kalbin şiir olup vadilerini sular.
senin de vadilerin vardır rüknettin!
kehanetler kurarsın, yağmalarsın kendini
kurtarıp o yangında ilk önce kalbini
niyedir, aynalarda azalır sesin.
II
doktorum
ben bu kalbimi sarınır örtünürüm
kış gecelerinde o nu yakar ısınırım
üşürsem helak olacağımdan korkarım.
doktorum
gayya kuyusuna inmek istemem
bana bir ip uzat, yağmurlar istemem
aynaları kırarım,suretimi istemem
mevsimler dönedursun, bu dünyayı istemem
yalnız Allah’ı anmak isterim
ben Allah’ı isterim.
III
Madem öyle, haydi Mustafa Kemal, dön bakalım yüreğinin en derininde sakladığın aşkın aziz hatırasına! Dimitrina’m, bana seni ilk gördüğüm halinle görün, üzerinde seni pembe bir güle benzeten elbisen, başının üzerine topladığın saçlarına inciler serpilmiş olsun, gözlerinde ise benim uçbeyi kıyafetimden dolayı ürkek bakışın. Ben önünde reverans yaparak seni dansa kaldırayım ve sonu hiç gelmeyecek bir valse ayak uyduralım birlikte. Ne dersin?