Linton’a olan aşkım ağaçların yapraklarına benziyor. Kışın gelip ağaçları değiştirmesi misali, zamanında bu aşkı değiştireceğini çok iyi biliyorum… Ama Heathcliff’e olan aşkım toprağın altındaki kayalar gibi… Pek göremediğimiz ama gerekli olduğunu bildiğimiz kayalar. Nelly, ben Heathcliff’im… O hep, hep benim içimde..
Biliyor musun Henrietta, insanların neden, hizmet sektöründe çalışanları böylesine aşağıladıklarını ve bir mağazaya alışverişe gelince kendilerini neden böylesine güçlü ve üstün hissettiklerini hiç anlamıyorum. Mağazada alışveriş ederken ufak dağları kendileri yaratmışçasına küstah ve terbiyesiz oluyorlar.
İncelememin başlığı olan “sakın beni unutma” kitabın son cümlesi.. Kaybedilen bir evladı, tiyatro vesilesiyle ölümsüz kılma hikayesi.. Ancak roman Hamnet , kurgusal bir hikaye olsa da, olay örgüsü ile okuyucuyu tamamen sahneye alıyor. Hamlet’in yazılış hikayesinin varsayımsal anlatımı olan Hamnet tüm karakterleri derinden anlamamıza olanak sağlıyor..
“Oradaki, o sahnedeki Hamlet iki kişi: yaşayan genç adam ve ölmüş baba. Hem hayatta hem de ölü. Kocası yapabileceği tek şekilde, oğullarını hayata döndürmüş. Hayalet konuşurken, Agnes kocasının bunu yazarak, hayalet rolünü bizzat oynayarak oğluyla yer değiştirdiğini görüyor. Oğlunu hayata döndürüp kendisi ölmüş; ölümün onu pençeleri arasına almasına izin verip oğlunun hayatını kurtarmış. "Ne korkunç şey! Ne korkunç! Ne korkunç!" diye mırıldanıyor kocası hayaletin sesiyle, ölürken çektiği acıyı hatırlayarak. Kocasının her babanın yapmak isteyeceği şeyi yaptığını, oğlunun yerine acı çektiğini, onun yerine geçtiğini, oğlu yaşasın diye onun yerine kendini feda ettiğini görüyor Agnes.”
Fazla bir şey söylemeye gerek yok, okunmalı.. Maggie O'Farrell