Zaten insanşar gülümseyerek mutsuzluklarını hem gizlemesine, hem de biraz yenmesini öğrenirler. Gülümsemeyi, gülmeyi, gülmece yeteneğini, "humour" denilen şeyi, yani başkalarının halinden çok kendi haline gülebilmeyi işte bu yüzden önemserim. Bu gülmece yeteneğinden yoksun olanlar, kendilerini hafiften alaya almayanlar, tam insan değildirler benim gözümde.
Çoğu insanlar mutsuzdur. Walt Whitman'dan sonra on dokuzuncu yüzyılın en büyük Amerikalısı Thoreau'nun dediği gibi, "most people lead lives of quiet desperation." Aclarına sessizce katlanırlar; bedensel sakatlıklarına da yiğitçe dayanırlar.
İnsanlar şaşırtıcı, hem de çok şaşırtıcıdırlar. Yakından tanıdığınız, bencil ve aptal sandığınız bir kişi günün birinde, öyle güzel bir şey yapar, öyle duyarlı, öyle derin bir söz söyler ki, afallayıp kalırsınız. Bunun tam tersi de olur ne yazık ki. Duyarlı ve zeki sandıklarınız, aklın alamayacağı kötülükler ya da aptallıklar yapabilirler.