Bu merasim için gösterilen lüks, kalabalığı oraya toplamıştı; zira Paris'te en samimi ıstıraba varıncaya kadar her şey temaşa mevzuudur. Orada öyle adamlar vardır ki, annesinin cenazesini teşyi eden evladın nasıl ağladığını görmek için pencerelere koşuşur; öyle insanlar vardır ki bir kellenin nasıl kesildiğini seyretmek için rahatça bir yer bulmak endişesiyle kıvranırlar. Dünyanın hiçbir milletinin gözü bu derece obur değildir.
Bütün acılar şahsidir, tesirleri hiçbir sabit kanuna tâbi değildir. Bazı erkekler artık bir şey duymamak için kulaklarını tıkarlar. Kimi kadınlar vardır görmemek için gözlerini kapar. Sonra, ulvi ve büyük ruhlar, kendilerini bir uçuruma atar gibi ıstırabın kucağına fırlatırlar.
İnsan bizim gibi sevdikten sonra artık yalnız Allah kalmıştır; Allah yalan söylemez, Allah aldatmaz. Yalnız ona tap artık, öyle istiyorum. Istırap çekenlerin derdini avutmak suretiyle ona hizmet et.
Ben Allah'a gidiyorum, orada aşk daima bulutsuzdur, sen de bir gün geleceksin yanıma. Orada ilelebet birleşir ve asırlarca sevişiriz. İşte yalnız bu ümittir ki bana teselli bahşediyor.