Zeynep

Güç onu cezbediyordu, ışığa giden pervane gibi çekiliyordu güce. Çocukluğunda fazlasıyla sevilmişti sevilmeye, ama etrafında güçlü, sırtını güvenle dayayabileceği tek bir kişi bile olmamıştı: Tersine insanlar ona dayamışlardı sırtlarını. Otuz yıl boyunca, ona sırtını dayamayan, asla da dayamayacak, bunu aklından dahi geçiremeyecek biriyle tanışmanın özlemini çekmişti...
Sayfa 115
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hayır, haysiyetten de öte bir şeydi bu adamdaki. Dürüstlük müydü? Bütünlük müydü yoksa? Oyulup şekillendirilmemiş bir ağaç kütüğü gibi mesela. Kimseye, hiçbir davaya göbeğinden bağlı olmayanlardan, eylemde bulunmayanlardan, başka ellerce şekillendirilmemişlerden olmanın sunduğu sonsuz olanaklar, o sınırsız ve vasıfsız bütünlük: kendinden başka hiçbir şey olmamaklığıyla her şey olan varlık.
Sayfa 115
İnsanı insan kılan yalnız ve yalnız diğer insanlar üzerindeki etkisi ve diğer insanlarla kurduğu ilişkilerdi; ahlak da insanın başkalarına iyilikte bulunması, kişinin sosyopolitik bütün içinde üzerine düşen işlevi yerine getirmesi olarak tanımlanmadığı sürece hepten anlamsız bir terimdi.
Sayfa 65
Eski Şehirlerde iskorbüt, tifüs ve hepatit daha fazlaysa, Yeni Şehirlerde de çete şiddeti, suç ve cinayet daha fazlaydı. Biri sıçanların insafına kalmıştı, diğeri mafyanın.
Sayfa 37
Sen de düşün, ama bence şu yoldan gitmeli: Beden ne kadar iyi durumda olursa olsun, kendi iyiliğiyle, insanın içini iyi edemez. Tersine, insanın, içi iyiyse, bedenini az çok iyileştirebilir, ne dersin?
Sayfa 96