Bu kitabın gerilim kategorisinde yayımlanması başlı başına bir hata. Gerilimden çok dram kitabı. Kitabın kapağında yer alan "enfes bir gerilim" tarzında övgüleri de anlayabilmiş değilim. Kitabın ilk 100-150 sayfasında karakterler hakkında notlar alıyor, olayı kendi başıma çözmeye çalışıyordum ama sonrasında her şey o kadar uzamaya, gereksiz ayrıntılar o kadar çoğalmaya başladı ki notlarımı çöpe atıp sıkkın bir ifadeyle okumaya devam ettim.
Yazarın dili kötü değil, altını çizdiğim çok cümle oldu. Kitabın sorunu, gitgide asıl konudan uzaklaşıp karmaşıklaşması. Bu konuya sahip bir gerilim kitabından ne beklenir? Bir süre karakterlerin ilişkilerini, yasla nasıl başa çıktıklarını görürüz ve ardından olayın çözülme aşamasına geçeriz. Bu kitapta karakterlerin dramı bir türlü bitmiyor ki çözülen gizemden zevk alalım.
Yazarın kendisi de gazeteci olduğundan medyanın Alice'in ölümüne tepkisine, iftiralara, çarpıtmalara vs. fazlasıyla yer vermesini anlıyorum. İçinde bulunduğu iş kolunun insanların acılarından nasıl beslendiğine tepki çekmek istemiş olabilir ki bunu başardı da. Fakat anlaşılan bu isteğini kitabın sanatsal boyutunun önüne koymuş, o kadar üst üste insanların yorumları, haberler, çarpıtmalar var ki "anladık medya kötü hadi olayı çöz de kurtulayım şu kitaptan" deyip durdum. Kitap 300 sayfa olsa bir şey kaybetmezdi bence.
Olayın çözümünü de sevmedim. Eh, az çok tahmin edilebilirdi ama asla başarılı değildi. Spoiler veremiyorum ama gereksiz ve gerçek dışıydı. Gerçek hayatta olay tam olarak böyle gelişebilir miydi diye düşündüğümde "hayır, fazla abes olurdu" cevabını alıyorum. "Obsesyon" ismine daha uygun bir çözüm bekliyordum, yazarsa duygu hakimiyetsizliği ve bencillik dışında bir şey vermedi.
İyi yanlarına bakacak olursak yasla başa çıkma, ayrılık teması başarılı