Gül Özmen

Gül Özmen
@gullulokum_
Trabzon, 28 Aralık 2003
32 okur puanı
Mart 2025 tarihinde katıldı

Gül Özmen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·74 syf.·
2026 2. kitabı
Franz Kafka
7.8/10 · 267,6bin okunma
Reklam
Duvarlar üstüme doğru yürüyor gibi. Odamın köşeleri bile beni izliyor sanki; kaçacak yerim yokmuş gibi. Zaman geçmiyor, ya da geçiyor ama bana uğramıyor. Herkes bir yerlere yetişirken ben aynı yerde çürüyorum. Üzerimde görünmeyen ama ağır bir baskı var; nefes aldıkça daha da ağırlaşıyor. Eskiden hayallerim vardı. Şimdi hayal kurmak bile yorucu. Umut dediğin şey, bir zamanlar cebimde taşıdığım küçük bir taş gibiydi; şimdi o taşın yerinde koca bir boşluk var. Kimse fark etmiyor. Fark edilmemek, en çok can yakan şeymiş meğer. Kapıyı kapattım çünkü dışarısı beni istemiyor gibi. İnsanlar gülüyor, plan yapıyor, yaşıyor. Ben ise sadece var olmaya çalışıyorum. Var olmak da bir başarı sayılır mı bilmiyorum. Bazen aynaya bakıyorum ve “sen kimsin?” diye soruyorum. Cevap gelmiyor. Yorgunum. Sürekli güçlü olmaktan, toparlanmaktan, “iyiymiş gibi” yapmaktan. Keşke biri gelip hiçbir şey sormadan yanımda otursa. Konuşmasak bile olur. Sadece kaçmadığını bilmek yeter.
Duygu ve Düşünce
Boşluk Hissi Ve Ait Hissedememe
Boşluk bazen sessiz değildir. Bazen insanın içini kemiren, geceleri uykunun arasına sızan, gündüzleri gülüşlerin altına saklanan bir uğultudur. Kimsenin duymadığı ama senin her an hissettiğin bir ağırlık. Ne kadar konuşsan da hafiflemez, ne kadar kaçsan da peşini bırakmaz. Ait olamamak, dünyanın ritmine ayak uyduramamak gibidir. Herkes bir yere koşar, bir şeye tutunur, bir şeylere inanır. Sen ise durursun. Sanki bu hayata yanlış bir bedenle, yanlış bir kalple, yanlış bir zamana doğmuşsun gibi. Her şey sana biraz yabancı, herkes biraz uzaktır. Kendin bile. Bazen aynaya bakarsın ve orada gerçekten birini görmezsin. Sadece alışkanlıklarla şekillenmiş bir yüz, hayatta kalmayı öğrenmiş bir beden… Ama ruhun? O hep başka bir yerdeymiş gibi. Sanki sen bu dünyada değil, bu dünya senin üstünden geçmiş gibi. Boşluk, çoğu zaman yalnızlık değildir. Daha kötüsüdür. Anlaşılmamışlıktır. Kalabalıklar içinde bile görünmez olmaktır. Konuştuğunda duyulmamak, sustuğunda fark edilmemektir. İnsan bazen birinin onu gerçekten görmesini ister; ama kimse bakmaz. Ya da bakarlar ama görmezler. Ve zamanla insan şuna alışır: Eksik olmaya. Sessiz çürümeye. Kendi içinde kaybolmaya. Bazı geceler, kalbinin içinde koca bir çukur varmış gibi hissedersin. Ne atsan dolmaz. Ne sevgi, ne umut, ne insanlar… Hepsi düşer ve kaybolur. Geriye sadece yankı kalır. Ve o yankı sana hep aynı şeyi fısıldar: “Buraya ait değilsin.” Belki de en acı olan şudur: İnsan bir yere ait olamadığında, sonunda kendine de ait olamaz. Ve o zaman yaşam, var olmaktan çok, katlanmaya dönüşür.
Duygu ve Düşünce
"İnsanoğlunun gözü hiç doymaz, ne kadar çok versen o kadar çok ister," denirdi hep. Sanki kötü bir şeymiş gibi. Oysa insanoğlunu diğer türlerden ayıran, sahip olduklarıyla yetinen hayvanlara üstün kılan da bu özelliği değil miydi?
Sayfa 31·Kitabı okudu