Bak Yûsuf sana ipek bir gömlek aldım, hah şöyle, şu inciyi de takalım saçlarının gecesine. Yumma Yûsuf gözlerini, dinle beni. Uyku mu esir aldı benim güzelimi. (s.72)
bir yörük çadırından seyrettiğim gök olaydınduraydın yanımda omuzuna yıkılaydım
penceresinden kimsenin bakmadığı ev gibi kalbim
kalbim onunla nasıl baş başa kalabildin
bütün çiçeklere adınla seslenmeliysem
durup durup seni bağırmalıysam mabetlere
insan inkâr edendir, seni imanımla yan yana koydum
azaldım ve çoğaldım
seni bulmak için çıktım asya'nın bozkırlarından senin için keşfettim semerkand'ı, buhara'yı
beni yakıp yıkan bu rüyaya inandım
idris nebi seni bana diksin istedim
kaç gece çöllere yağan yıldızları sana taşımışlığım var
diz dize oturmaksak da ellerine sokulduğum anlar var
sabret diyorum kendime
nefesinle yaşadığım bambaşka zamanlar var
Şu hayatta güzel bir kitap okumak kadar beni mutlu eden bir şey varsa, o da o kitabın yanında gönlüme dokunan güzel bir şiir kitabına eşlik etmektir. Kelimelerin arasında yol alırken ruhumu dinlendiren bu huzur için mutluyuz, elhamdülillah.
Çünkü her zaman dilimine, bir parçamızı koyarak ilerliyoruz. Bir parçamız burada iyileşse bile, başka bir parçamız orada kanamaya devam ediyor. Kabuk bağlamış yaramı yeniden yolamam şimdi.(s.34)