Şimdiye kadar kitaplar hakkında yorum yapmaktan hep çok çekinmişimdir, yanlışlıkla birinin bile okumamasına sebep olmaktan çok korkarım. Umarım düşüncelerimi doğru telaffuz edebilirim diyerek naçizane yorumuma başlıyorum.
Küçük Feridenin yalnızlığı, kimsesizliği ait olamama duygusu ve bulunduğu yere minnet duygusunun onda yarattığı bir hisle hareket etmesi,bulunduğu yere fazlalık gibi hissetmesi yüzünden bir çift yeşil göze hasret kalması ama karşı karşıya gelince de hakkı değilmiş gibi düşünüp kendini oraya yakıştıramayıp fazla bulması. Bütün hırçınlığı, hoyratlığı aslında sadece bir gün yalnız kalma korkusundan. Ölüm yüzünden bile olsa önce annesi sonra babası onu yalnız bırakmıştı bir başkası neden yapmasın ki, Kamrana olan sevgisiyle yalnızlığa olan korkusu arasında sıkışıp büyüyemeyen zavallı çalıkuşu...
Hayat ona hep acımasız davranmış önce ailesini sonra her şeyden çok sevip bir gün olsun belli edemediği sevdiğini acı tecrübelerle kaybeden, gittiği hiçbir yere sığmayan, her yerde bir umutla tutunup başaran ama insanların o çirkin yüzünü görüp her yerde bir parçasını kaybeden çalıkuşu. Kitabın sonralarına geldiğimde aniden ağlamaya başladım, yaşadığı haksızlıklar, acılar bana fazla gelmişti. Şimdiye kadar okumadığıma pişmanım, beni içinde sürekleyen, tüm duyguları geçiren, bana göre mükemmel bir kitap. Tadı damağımda kaldı, geç oldu güç olmadı. Herkesin içinde bir parçasını bulup bir sayfasında kendini hissedeceğini düşünüyorum, keyifli okumalar dilerim.