Gökkuşağının en güzel renginde
Susmayı konuşuyorduk seninle
Sen susarak anlatıyordun gitmeyi
Bense anlatamadığın kadar anlıyordum
Prangalı bir şairsin sen
Ayağına dolanmış her dize biliyorum
Parçalamışsın, kırmışsın her dizeyi
Hayır ayaklarınla değil
kaleminle yapmışsın bunu
Nasıl oldu bilmiyorum ama
her harf hasret kalmış sana
Dokunulmamış bir kelime bırakmışsın sadece
Ona kıyamadın veya
yok olmasından korktun belki de
Şimdi o kelime gökyüzünün derin maviliğiyle
Sadece seninle...
Seni sevmek;
Dünya'nın en güzel kelimeleriyle şiir yazmak gibi.
Sevmenin unutulduğu mısralarda sana rast gelmek,
o dizeleri yıkıp seni var saymak gibi.
Lâl olan dilin gökyüzüne haykırışı gibi
Ümitsizlik içindeki kalbe umut olmak gibi.
Sonsuzluğa açılan denizlerde şiir bulup
o dizelerde sana rast gelmek
Âmâ gözlerle gökkuşağını düşlemek gibi
Öyle içten
öyle sebepsiz, gerçek
Ve öyle güzel...
Biz'li bir duanın amininde rastladım sana.
Menekşenin olmayan kokusunda aradım seni...
Sen susunca;
Bütün sesli harfleri kirpiklerinde astım mesela
Sana her koştuğumdaysa
Kocaman bir buz dağına çarptım umarsızca...