Sevgili Dost;
Artık sona ermeliydi zarfların bu daveti. Kalamazdım daha fazla. İzin istedim, kalktım, gidecekken ayağım bir cümleye takıldı. Zarfın birinden düşmüş olacak,
"Ölüm de bir özlemdir aslında".
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Ey Ali! Sen hicret gecesi Peygamber'in yatağına yattığında, Mekke'nin en iyi kılıç kullanan adamları evin önünde bekliyorlardı. Sen onların konuşmalarını, kılıçlarının ve mızraklarının seslerini duyuyordun. Allah aşkına söyle! O gece nasıl uyuyabildin?"
Hz. Ali bu soruya şöyle cevap verecekti: "Vallahi, şu an elli küsür yaşındayım; halen o geceki uykuyu arıyorum."
Efendimiz sadık dostu Hz Ebu Bekir ile o zorlu yola revan olacağı sırada, Hz Ali'yi (ra) yatağına yatması için seçecekti. Peygamberin yatağına yatmak demek, kalkmak için değil ölmek için yatmak demekti...
İnfak, nifak'ın en büyük ilacı, imanın en büyük ispatıdır.
Çünkü gönlün sevmesi, elin vermesi ile ancak mümkündür. Kuru kuruya seni seviyorum demek ve sevdiğinin yolunda hiçbir şey yapmamak, işi sadece lafta bırakmak demektir. Ancak Hz Osman (ra) bize; vererek infak ederek, feda ederek, göze alarak, gözden çıkararak nasıl gerçek manada Peygamber sevilirmiş bunu göstermiştir.
-"Ey Ebu Bekir! Babanın imanına sevinecekken, yüzünde güller açıp Rabbine şükredecekken, bu ne hâl! Neden bu üzüntü? Ve neden bu gözyaşı?"
- "Ya Resulallah! Yıllar yılı babamın hidayete ermesi için Rabbime dua dua yakarıp durdum. Onun iman etmesi için her şeyimi feda etmeye razıydım. Biliyorum ki sen de benim bu hislerimin aynısını amcan Ebu Talib için duyuyordun. Ama ne yapayım ki ben umduğuma kavuştum, sen ise mahrum kaldın. Ben senin arzuladığın şeye kavuşamadığın için ağlıyorum...