Sen şimdi uçlarında kan damlayan, kızıl saçlarının çevrelediği yüzün gözyaşlarınla ıslak, yatağına uzanmış tavana bakıyorsundur Suzan. Sevmenin seni hala yakıyor olmasına şaşırıyorsundur, ben de şaşıyorum.
Güzel olacağından emin olduğumuz günlerin gelip bizi bulacağına inandığımız hayatımızı, yarıladık çoktan. Güzel olacağından emin olduğumuz günler, gelip bizi bulmadı.
Bir kadının gittiği, evden belli olur. Kadın giderken düzeni götürür bir kere. Yaşayan ev sarsılır. Ev dediğiniz şey küçük büyük elementlerden oluşur, kadın olan evde erkeğin anlayamayacağı bir denge vardır elementler arasında. Erkek her birine vakıf olduğunu düşünse bile, onların nasıl bir uyumla işlediğini bilemez. Kadın gidince evin dokusu bozulur, susuz kalmış çiçeğe benzer, solar. Küçük şeylerin izi silinir, eşyanın dili tutulur, ev sağırlaşır.
Düşündüm, bir hayat nedir?
Başlar ve biter, bir hayat nedir?
Acı ve tatlıdır, unutulur hepsi, bir hayat nedir?
Emin olamasam da ‘hayat bir iz bırakmaktır’ diyebilirim.