Yaşar Kemal’in Anadolu tasviri bu romanında da her zamanki gibi çok canlı; doğa, köy yaşamı ve insanların iç içe geçmiş kaderleri oldukça etkileyici bir şekilde aktarılmış. Özellikle ataerkil yapı, kadına uygulanan baskı ve toplumun birey üzerindeki ağır yükü net ve sarsıcı bir şekilde hissediliyor.
Ancak tüm bu güçlü arka plana rağmen hikâyenin beni duygusal olarak yakalayamadığını söyleyebilirim. Yer yer tekrar hissi oluştu okurken bu da kitabın etkisini benim için zayıflattı.
Kitabın en çarpıcı yönü, bireyin değil toplumun karar verdiği bir dünyayı göstermesiydi. Töre, namus ve gelenek adı altında şekillenen bu düzen, özellikle kadınlar üzerinde yıkıcı bir baskı kuruyor. Bu yönüyle eser, dönemin ruhunu ve sosyal yapısını çok güzel yansıtmış romanda.
Sonuç olarak, önemli bir eser olsa da, okuma zevki açısından bende olumlu etki bırakmadı. Daha çok düşündüren ama hissettirmekte benim için eksik kalan bir kitap oldu.
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028bin okunma
Bu eser iki farklı dünyayı aynı metinde birleştirmeye çalışan deneysel bir romandır. Bir yanda Japonya’da yaşayan Nao’nun günlükleri, diğer yanda Kanada’da yaşayan Ruth’un bu günlükleri okuma süreci yer alır. İlk bakışta iki ayrı hikâye gibi görünen bu süreç, aslında zaman, bilinç ve gerçeklik kavramlarını sorgulatır.
Eserde işlenen en temel tema yalnızlıktır. Nao’nun yaşadığı zorbalık ve görünmezlik hissi, bireyin toplum içinde var olamama sorununu temsil eder. Ruth ise bu hikâyeyi okurken kendi gerçekliğini sorgular; böylece yalnızlık yalnızca fiziksel bir durum olmaktan çıkar, zihinsel bir boyuta taşınır.
Kitapta dikkat çeken bir diğer unsur ise zaman algısının olmamasıydı bence.
Bununla birlikte roman, bazıları için zorlayıcı olabilir. Hikayenin akışının yavaş ilerlemesi ve felsefi göndermeler metnin anlaşılmasını güçleştirir. Özellikle Ruth’un bölümleri bu özelliklere dahildi bana göre.
Zen ve Japon edebiyatına dair verdiği bilgiler her ne kadar ilgi çekici olsa da ben eseri çok beğenemedim ve zor okudum.