Kapıda sana o çok çirkin tiz sesimle, “Kendine iyi bak,” diye bağırdığımda, sen arkanı bile dönmeden benimle şöyle vedalaştın: “Buck’a ve güle iyi bak.”
Biliyor musun senin bu vedan beni biraz hayal kırıklığına uğrattı o an. İhtiyar bir duygusal olarak hani bir öpücük ya da sevecen bir cümle gibi daha değişik, daha sıradan bir şey bekliyordum.
…
ama sonra anladım ki o kuru vedalaşmanın nedeni duyarsızlık değil, ağlamaya hazır bir insanın aşırı gerginliğiydi.
Bedenimizin çevresinde görünmez bir zırh oluşması ergenlik döneminde başlar. Gelişimi biraz da incininkine benzer, yara ne denli büyük ve derinse, çevresinde oluşan zırh da o kadar güçlü olur. Ama sonra zamanla,çok uzun süre giyilen bir giysi gibi en çok kullanılan yerlerinden yıpranır, dikişleri atar ve ani bir hareket sonucu yırtılır. Başlangıçta hiçbir şey fark etmezsin, zırhının hâlâ seni sıkıca sardığını sanırsın, ama bir gün birdenbire, aptalca bir şey karşısında bir çocuk gibi nedenini bilemeden ağlamaya başlarsın.