Babam hayattayken ben de liseye gittim. Aslında “babam hayattayken” derken kelimeleri doğru kullanmamış oluyorum, çünkü babam hayattayken bile aslında hiç bir zaman hayatın içinde yoktu. Tokyo’da çalışıyordu. Gece gündüz. Eğer bana babanın resmini çiz deselerdi, banyodaki tıraş makinesini, posta kutusundaki ismini, üç çift ayakkabısının durduğu dolabı ve soluk renkli iki takım elbisesini çizerdim. Ayrıca bir de sessizlik çizerdim, evet, cumartesi ya da pazar, gece nöbetinin ardından uyuyabilmek için bir odaya kapandığında mutlak uyulması gereken bir sessizlik.