Gülübello

Gülübello
@gulubello
Geniş zamanda okuma eyleminde bulunur.
Ölmek beni tamamlar
9/10
·81 syf.··
2024 58. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2024 14:28
Yayınevine kendisinin ya da hayali bir arkadaşının intihar portresini içeren bu kitabı teslim ettikten tam on gün sonra intihar eder Edouard Leve. Yazdıkları kendine mi ithaftı gerçekten intihar eden bir arkadaşı mı vardı bilemiyoruz ama kitabın yazın dilinde arkadaşından bahseder gibi bahsetmiş. İntihar bir intikam mıdır yoksa bir çöküş müdür. Metruk bir binanın ayakta kalma savaşı mıdır hayat akarken. Bilmiyoruz. Kitap karakterin intiharıyla başlıyor. Buhranlı dönemleri antidepresan eşliğindeki coşkunlukları, durulmaları, toplumun ortasında intihar düşüncesini kendine saklayarak dolaşan bireyi konu alıyor. İntiharın nasıl bireyi sardığı, ölümün getireceği belirsizlik ve konformizmin, yaşamın ve geleceğin getireceklerine galip geldiğini anlatıyor. İntihara ve intihar düşüncesindeki kişileri anlayabilmek için ideal. Keşke yazar intihar etmeseydi de başka eserlerini de okuyabilseydik.
Edebiyat
İntiharÉdouard Levé · Sel Yayıncılık · 20214,183 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·184 syf.··
2023 84. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2023 12:26
Şahane ama anlatması da bir o kadar zor bir kitap G.H.’nin Çilesi. Adını bilmediğimiz, sadece adının kısaltmasının G.H. olduğunu öğrendiğimiz kadın anlatıcımızın içsel monoloğu. Samimi bir iç döküş. Varoluşsal sorgulamaların, içsel hezeyanların yine kim olduğunu tam olarak bilmediğimiz ama eski bir sevgili olduğu hissiyatı veren, anlatıcımızın ‘sen’ diye seslendiği birine oldukça şiirsel bir şekilde anlatımı. Anlatıcımızın yaşadığı sarsıcı bir olayın etkilerinin anlatımıyla açılıyor metin, ki daha ilk birkaç sayfada sizi gerek anlattıklarının soyutluğu gerek şiirsel anlatımıyla zorlayacağının da sinyalini verip ‘ne okuyorum ben’ sorusuyla baş başa bırakıyor. Hemen ardından, bu olayın, anlatıcımızın evden ayrılan eski hizmetçisinin odasında gördüğü bir hamam böceğini öldürmesi olduğunu öğreniyoruz. Böceği öldürmesiyle beraber bir düşünce girdabının, varoluşsal sorgulamalar sarmalının içinde buluyor kendini ve duygu ve düşüncelerini paylaşmaya başlıyor anlatıcımız. Sanki varoluşsal bir yok oluş anlatımı başlıyor; anlatıcımızın kimliği yavaş yavaş böceğinkinde ölüyor ya da eriyor. Yaşam, ölüm, zaman, geçmiş, gelecek, hepsini irdelemeye başlıyoruz ama sanki irdeledikçe de hepsi aynı düzlemde yan yana geliyor ve hatta iç içe geçiyor. Geçmiş ve gelecek tüm zamanlar birleşiyor, canlı cansız tüm varlıklar sanki bir ruhta ya da evrende toplanıp yaşamı meydana getiriyor, duygulardan ve benlikten arınan herkes yaşama kavuşuyor, anlatıcımız da öldürdüğü hamam böceğiyle benliğinden sıyrılıp bu bütünleşmeyi yaşamayı düşünüyor. Bu noktada da yaşam ne, cehennem ne, bu nötralize durum insaniyete yakınlaşmak mıdır yoksa ondan uzaklaşmak mıdır, o halde duygu ve algı nedir gibi başka sorgulamalara sürükleniyoruz. Bunları ve anlatımızın zihninden geçen çok daha fazlasını da genelde
G.H.’ye Göre ÇileClarice Lispector · Monokl Yayınları · 2017191 okunma
Düşmüş Melek
7/10
·198 syf.··
2024 97. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2024 12:30
Şeytan, cehennemde sıkılıyor ve milyarder bir Amerika’lının bedenini ele geçiyor, yeryüzü yaşamına başlıyor. Normal insanlar gibi günlük tutuyor ve bizlerde günlüğünde yaşadıklarına duygu durumlarına şahit oluyoruz. Şeytanın günlüğünü okumak fikri oldukça ilgi çekiciydi. Şeytan bile yalnızlıktan şikayetçi! “Yaşam doğum ve ölümden ibaret biliyorsun ya üçüncü yolu söylersem” diyordu. Diyordu da o ne kadar biliyordu! Şeytanın, ruhu ve zihni ile baş edememesi, insanlardan korkması, kilise ile hesaplaşması ve insanları hor görmesi günlüklerinde görüyoruz. "Düşünsene: Doğurduğun her üç çocuktan biri katil, öbürü kurban, üçüncüsü ise yargıç ve cellat olur. Her gün katilleri öldürürler, her gün de yeni katiller doğar; her gün katiller vicdanı öldürür, vicdan da katilleri idam eder; sonuçta ikisi de varlığını sürdürmektedir: Katiller de vicdan da. Nasıl bir sisin içinde yaşıyoruz böyle!" S:113 Magnus ile Wandergood monologları ile insan ve şeytan ilişkisi ve hayata bakış açılarını net bir çizgi ile görüyoruz. Şeytanın tahtını almak isteyen insan Magnus, bunu Şeytana söylediğinde insan suretinde ki Şeytan’ı bir düşünün. Şeytan’nın insan suretinde olsa dahi kadın karşısında nasıl diz çöktüğü, insanların açgözlülük, kurnazlık, gaddarlık ve ikiyüzlülük karşısında hem gülünç hem utanç verici duruma düştüğünü hissetmesi ne kadar ironik. Yüzyıl evet yüzyıl önce yazılmış bu eser günahların sıradanlaştığı doğal olduğu insanlık için oldukça düşündürücü ve sorgulatıcıdır. Okumak isteyenler için farklı bir fantastik eser.
Şeytan'ın GünlüğüLeonid Andreyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,830 okunma
5/10
·132 syf.··
2021 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2021 21:52
İlginç. Kesin olan bir şey var: özgün. Hakkını vermeli. Fakat şaheser değil. Böyle bir iddası da yok. Kayacan’ın ilk eseri. Zamanı için (1950-60) gerçeküstücülükte çığır açıcı olabilir. Fakat üslubu beni pek sarmadı açıkçası. Türk öyküsünün nereden nereye geldiğini görmek için elverişli bir kitap. Kitap altı hikâye iki roman denemesi(Çocuktaki Bahçe I-II)’den oluşuyor. İki roman denemesi okuduğumuz üzre burada hüsranla sonuçlanmış. [Yazar sonradan ‘Çocuktaki Bahçe’ adında bir roman yayınlıyor.] Denemeleri buraya almaya gerek var mıydı bilemiyorum? Altı hikâyeden üçünü beğendim: Sarhoş ve Çanta - Hiçoğlunun Serüvenleri - Bir Daha Yapmam. Feyyaz Kayacan İstanbul’da doğuyor, Londra’da yaşayıp-ölüyor. Bana Özcan Ergüder’i anımsattı. Kısaca: Karakteristik bir anlatımı var. Başka herhangi bir öykücü de rastlamadığım tuhaflıkta. Hazırlıklı olun: Bu bir yavaş hikâye.
Edebiyat
Şişedeki AdamFeyyaz Kayacan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201997 okunma