Gülüm'e...
Hayat sanmıştım meğer bir bozgun Derdimi yokladım halinden memnun, İstersen gidelim nereye dersen Uykudan uzaksın geceden yakın, Gözleri vardır kapanmaz aşkın, Unutmak ne demek, nasıl anlamsız Özenle baktığım sen kaldın yalnız, Dilersen kalkalım bugün buradan Dağlardan derindir göklerin senin, Yansam da ayrılmam güzel yanından.
Nasıl yâr diyeyim ben böyle yare Mecnun e dip çöle saldıktan sonra Alemin bağına bül büller konmus N'idem benim gülüm solduk tan sonra ...youtu.be/EsyQXwLSaRI?si=...
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
HADİSVARCI İLE MUHABBET
DEDİM, Hayvanlardan da alınacak ibretler vardır. (Nahl 66) DEDİ, Ama karga, yılan, fare fâsıktır! ▪️ DEDİM, Yerde gökte ne var ne yoksa hepsi bize hizmetkârdır. (Casiye 13) DEDİ, Güvercin şeytandır, kertenkele öldürmeyen ne büyük ziyankârdır! ▪️ DEDİM, Ashabı Kehf’in yoldaşları arasında köpek de vardır. (Kehf 18) DEDİ, Av ve çoban köpeği hariç bütün itleri gebertmek Hadisler'imizde esastır! ▪️ DEDİM, Hayvanların tamamı bizim gibi birer ümmettir. (Enam 38) DEDİ, Onun için ya zinakâr maymunları da recmetmek gerekir! ▪️ DEDİM, En büyük günah şirktir, tevbe etmeyen cennete giremeyecektir. (Furkan 68 - Nisa 48 - Maide 72) DEDİ, Asıl büyük günah canlı suret yapmaktır; şiddetli azabı ressamlar tadacaktır! ▪️ DEDİM, Melekler Allah’a isyan etmeyen, kendilerine ne emredilirse onu harfiyen yerine getiren güçlü varlıklardır. (Nahl 50 - Tahrim 6) DEDİ, O kadar da değil yahu abartma, bir yumrukla meleğin gözünü çıkartan Musa'mızı hatırla! ▪️ DEDİM, Zina edenlere dört de şahit varsa, yüz celde vurulur sırtına. (Nur 2) DEDİ, O celde dediğin bekara bekara, evliyse gebertilir taşlana taşlana! ▪️ DEDİM, Yasak meyveden ilk tadan Adem’di, Havva’yı da peşinden sürükledi. (Taha 121) DEDİ, Hayır, asıl suçlu eşiydi, Havva fitnesi olmasa et kokmaz, hiçbir kadın kocasına ihanet etmezdi! ▪️ DEDİM, Dinde zorlama yoktur, dileyen inanır dileyen isyan eder. İstiyorsa dinden bile çıkar. (Bakara 256 - Kehf 29 - İnsan 3) DEDİ, Sadece girişte yok zorlama, Dinden çıkmak mı ne haddine, direnirse kelle gider biline! ▪️ DEDİM, Barışsever olduğu sürece herkese iyilik yapmalı, adil olmalı, yumuşak üslup kullanmalı. (Fussilet 34 - Sad 26 -Taha 44 - Bakara 193) DEDİ, Önerilerin tam bi tatlı su müslümanlığı! Müşrikleri nerde görürsek öldürmeli, karşımıza çıkan Ehl-i Kitab'ı da anasından doğduğuna pişman etmeli!
Berfin'e Notalar 25.04
📌:Sen üzülme, gülüm Gamzende güllerin biter. Yollarıma taş koysalar döneceğim, Gözlerinden yaşlarını sileceğim❤️‍🩹
Ölüm ölüm dediğin nedir ki gülüm
İnsan merak eder geleceğini Ama düşünmez ölümün geleceğini E.g
Hayata Dair
"Çok komikti Edip."
– Şair dostlarınızla sarhoş olmayı da çok seviyordunuz. – Nasıl sevmem bir Edip Cansever'i. Kapalıçarşı'da Bedesten'de bir dükkânı vardı onun. Böyle çok güzel mücevherler, kahve fincanları filan. Hatta bana bir kahve fincanı hediye etmişti. Oradan onu alırdım, Bedesten'den çıkardık, Çemberlitaş'a gelir Çemberlitaş'taki turşucudan turşu alır, votka alır, vişne mevsiminde elimizdeki bir kese kağıdında vişne, oradan bütün meyhanelere uğrayarak ta Asmalımescit'e kadar gelirdik. Ve artık yeşil görmeye, yeşil bakmaya başlardım her tarafa. Kırmızı olurduk ikimiz de vişne votkayla ve yeşilliklerle. – Kırmızıyı anladım da yeşil neden? – E yaprakları da yeşildi vişnenin. Doldurup kesekağıdına, votkaları içe içe gelirdik Beyoğlu'na. Sonra nasıl olduğunu bilmeden evlerimizde ertesi sabah uyanırdık. Mesela Günay'ın yerinde buluşurduk, Harbiye'de bir yeri vardı o zaman. Bir gün beni dansa kaldırdı, biz onla yanak yanağa iki âşık gibi dans ettik. Nasıl gülmüştük, çok komikti Edip. İçtiği zaman daha da komik olurdu. Onun bir konuşma tarzı var, yarısı uçar gider lafın, yarısı kalır o bile yeterdi bize. Akla gelmedik laflar eder, kendi de gülerdi. En nihayet ben ona bir gün Bebek Oteli'nin meyhanesinde otururken, "Bedesten gülüm" dedim, adı öyle kaldı. Çok severdim Edip'i, güzel bir şairdi. Şairleri çok severdim, Metin Eloğlu'nu da öyle. "Naber reis" diye gelirdi bana. Neden? Çünkü ben bir şair görsem yapışırım ona içeriz, dolaşırız. Bir tek Orhan Veli'ye, bir de Nâzım Hikmet'e yetişemedim. Daha sonra Yaşar Kemal'le tanıştım, çok sevdim. Bir gün Kulis'te oturuyoruz, Yaşar geldi. Benim evle-neceğim zamanlar. "Üç ay evli kal, sana kilim hediye edeceğim" dedi. Kırk yılı geçti hâlâ alacak. Güneş de çok gülerdi buna, "Söyle Yaşar'a kilimlerimizi versin" derdi. İki Kalas Bir Heves