Gün aydı. Gözlerimle gördüm.
Hiç uyumadım. En gülümser fotoğrafıma "Yorgunsun." diyorlar. "Hayır, iyiyim aslında." diyemiyorum. Denmiyor. Yorgun görünüyorsam yorgun görünüyorum çünkü. Sanırım artık cidden yaşımı gösteriyorum. Çektiğim onca yorgunluk bedenimde birikmiş demek. Ben geri dönüşlere inanmam. Düzelen, iyiye giden şeyler elbette olabilir ama unutmaz ki insan. Unutamaz ki. Mutluyum dediğinde fısıldar kulağına geçmiş. Geçmişi yaşamadığın haline dönemezsin. Görmezden gelirsin, duymazdan gelirsin. Gamsız pezevenk değilsen; böyle de yaşamayı öğrenirsin.
Duygu ve Düşünce
"BİR EŞIT DEĞILDIR BİRE!"
Öğretmen tahtada bağırır Ellerini örtmüş tebeşir tozu, Sınıftakilerin umurunda mi? Pestil yiyip dalgalarındalar, Kimisi "Gençler" dergisine dalmış, Aldıran yok kendini paralayan öğretmene, Ve doğrulamaya çalıştığı o denkleme! Karanlık tahtaya yazılmış mahzun beyaz bir yazı; Bir eşittir bir diyor! Birden bir öğrenci parmak kaldırır; Hep biri çıkmalı itiraz eden, Tek tek kelimeleri sıralıyor; Eşitlik büyük bir yalandır diyor! Öğretmen gence şaşkınca bakar, Genç dönüp sessizce sorar; "Bir insan şayet bir sayı olsaydı, Yine de bir bire eşit mi olurdu hocam?" Zor bir soru herkes donup kalır, Öğretmen sinirli sinirli düşünür Sonra evet deyip kesip atar! Öğrenci gülümser itiraz eder, Birer sayı olsaydı insanlar der; Parası ve gücü olan daha fazla olur, İyi ve yürekli olan daha az! Birer sayı olsaydı insan, Üstün olurdu teni beyaz olan Düşük kalırdı zenci adam! İnsan sayı olsaydı şayet hocam, Eşitlik alt üst ederdi herşeyi durmadan! Nasıl zengin olurdu hırsız alçaklar? Kim örerdi Çin'in etrafına yüksek duvarlar? Bir insan bir insana eşit olsaydı, Kimin sırtı yük altında bükülür? Bir insan bir insana eşit olsaydı, Kim çürürdü hapiste o zaman?
Şiir
Reklam
Hayat yükseklerde kurar tahtını.Ağladığımızda da,Hayat güne gülümser ve biz zincirlerimizi sürüklesek bile,o özgür kalır.
Alıntı
tuz ve nar aşkına!
“ağrılardan bir dağ geldi oturdu ömrümüze… ama sen masal kuşlarını küstürme. onlar getirecek güneşi, karanlık göğümüze… tükenme! su durur, ay unutur bakışsız kalır deniz, mavisi solar mehtapsız kalır aşıklar… tükenme! çarpa çarpa kırar boynunu serçeler, göğsümün kafesinde ritmini yitirir solumdaki kan gülü kurur orada… öylece… kara çocuk… tükenme! kırılan kemik… atomlarına ayrılan biblo, tuz ve nar aşkına! yani ki, kanayan kolumuz kanadımız, adımlarımız… dağılan avuç içi haritamız aşkına! bitme! -ki olmaz… olmaz böyle dağılmak. sevgilinin saçları rüzgarda dağılır örneğin bir çocuk gülümser, bulutlar dağılır örneğin… yok. değil bu benim bildiğim, dağılmak… kırılmak… ağrımak… başka. dünya adaletsiz çocuk… dünya zorba belki eşitleniriz bir gün aşkla bu kekeme, toz ve duman şarkıyı iyi belle; -öyle durdum ki sana, demirim pas içinde. içime susmaktan, derinde besmelem, yosun içinde. besmelem ki… dağılan… kırılan… ağrıyan… kara çocuk.
Alıntı
Seninle konuşurken İçimde bir yer açılır. Tavan kalkar, Duvarlar çekilir. Orada, Göğsümün tam ortasında Mavi bir şey belirir. Adını koyamam. Bulutlar yarışır, Uçurtmalar uçar. Bazen sabahın erkeninde Uyandırır beni. O kadar genişler ki, Uyku sığmaz içime. Hani insan çok mutlu olunca Fark etmeden gülümser ya; İşte tam olarak öyle... Ümit ÜSKÜDAR
1000Kitap
Celali Yazgım
Halil ibrahim sofralarından gözetirim karıncaların bile hakkını Bu senin kaderin der hak çevirir sırtını Cehennemin altıncı katında ete kemiğe bürünen yalnızlığı Hak bana el uzatır iremdir onun sunağı Olmuş güzelleri unutup olmamış kötüleri aradım Hak benden vazgeçti ben de Hak’kı suçladım Vaftiz oldum arındım gidip günahlar çıkarttım Hak bana sev dedi, ben de sana rastladım Seni acından tanırım acın bana gülümser Hak bana kızar durur itirazlar eder Dualar hep zeytinin incirin üstünedirler Hak beni de affeder tövbekardır kulum der Giden güller teslimse yazgım olur celali Hakkı gördüm ay çıkınca doğururken geceyi Bülbüller kanat çırptı getirdi bin niceyi Hakkı duydum anlamadım bildiğim o yüceyi Canlar cananların yollarına serilebilir mi bildirsin bana bunu inip hakkın meleği Tabutunda bir ahıt kadifeden mendili Savul nefesine göz diken hak için azraili Seni benden çok seversem inan yazık olacak Hak bu elbet anlayacak seni de kıskanacak Ellerinden bir tas çorba içsem sanki n’olacak Hak seni benden alıp Adn’ine saklayacak
Şiir
Reklam
Reklam