Elveda...
Puan vermedi·144 syf.··
2026 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:25
Jean Teulé'nin 'İntihar Dükkânı' kitabını bitirdim ve kafam çok karışık. Okurken beğenmekle beğenmemek, gülmekle üzülmek arasında sürekli gidip geldim. Kitap kara mizahla yazılmış evet, yer güldürüyor. Ama o gülüş hiç içten değil. Boğazında düğümlenen, yüzünde acı bir tebessüm bırakan türden. Çünkü konu çok ağır: Yaşamdan vazgeçen insanlara 'yardım' eden bir dükkân. Tuvache ailesi karamsar, ümitsiz... Ama içlerinde Alan var. O küçük çocuk her şeye rağmen yaşamayı seçiyor, gülüyor, umut oluyor. Onu okurken 'işte insanın tutunacağı şey bu' dedim içimden. Alan olmasa kitap tamamen karanlık olurdu bence. Bitirdikten sonra uzun süre etkisinden çıkamadım. 'Yaşam bu kadar değersiz mi?' sorusu kafamda dönüp durdu. Mizahla anlatılmış olması konuyu hafifletmiyor, aksine daha çok düşündürüyor. Kolay okunan bir kitap değil. Kaldırabilirim diyorsan oku, ama duygusal olarak yoruyor insanı. .. Jean Teule İntihar Dükkânı
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2019 26. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2019 00:00
Bu gün @solaunitasyayinlari n'dan @sinem_pehlivan_karakoc un kitabı #iskokusu ile geldim. " Siz sevdiğiniz için nelerden fedakarlık ederdiniz? Ya da onun için yaptıklarınızı fedakarlık olarak görür müydünüz? " sorusu varmış #arkakapak tanıtımında. Kitabı okumadan önce soruyu okusaydım bir cevabım olabilirdi aslında, ama artık yok... Çünkü aşk dolu, mutlu bir gelecek vaad eden hayatın, nasıl yerle bir olduğuna tanık oldum. Şüphesiz okuduğumuz bu tarz kitaplarda bir çok duyguyu bir arada yaşıyoruz. Hepsinde ayrı bir hikaye, ayrı bir mücadele, ayrı bir hastalık, ya da bir yıkım oluyor. Okumaya başladığımdan beri omurilik felci odak noktam oldu. Saniyeler süren bir kaza ve sonrası 'mücadele' nin bambaşka bir anlama bürünmesini anlatıyor. Detaylar can yakıcı çünkü gerçek olduğunu biliyorsunuz. Bu süreçte karşılıklı hissedilenler, dile getirilemeyenler, o duygu yoğunlukları, yaşanılan aidiyet ya da boşluklar güzel yansıtılmış. Hala "eee şimdi ne olacak" ruh halindeyim. Aşklarına tebessüm ettiğim, dostluklarına imrendiğim, güçlü durma çabalarında duygulandığım keyifli bir okuma oldu benim için. Kitapla kalmanız dileğiyle... "Karşıdan gelen arabanın farı sayesinde gördüm gözlerini. Başını bana çevirmişti, gözlerinin içi gülüyordu. Bu gülüş için her şeyi yapabileceğimi düşündüm o an. Aynı araba sayesinde de o son gülüşü oldu..." "Sevmek tam olarak buydu işte. Ona konduramamak yılların eskiliğini, yorgunlukları anımsatan çizgileri, ellerindeki titreyişleri. Yakıştırdığın haliyle beliriyor sevdiğinin sureti gözünde. Aşk da böyle olmalıydı..." "Her insan iyidir ve kötüdür. Umarım senin iyilerin, benim kötülerime tahammül edecek kadar iyilerdir. Ve benim iyilerim senin kötülerini sana hissettirmeyecek kadar iyidir..."
İs KokusuSinem Pehlivan Karakoç · Sola Unitas · 20195 okunma
Reklam
Puan vermedi·120 syf.··
2026 92. kitabı
Yalnızlık Kime Benzer- Semih Gümüş Yalnızlığın resmini yapacak olsam...resme kabiliyetim yok ama düşsel resimlerini yapabilirdim sanırım... Üsküdar sahilinden Eminönü'ne dalıp giden bir gölge adam çizerdim mesela...elinde sönmeye yakın bir sigara..acelesiz...ayakta bir yalnızlık... Yürürken...eski bir mezarlığın yanından geçerken...eskimiş isimler, kurumuş kemikler, derviş ridasıyla serviler... sessizliğin örttüğü yaşanmışlıklar...şu eski mezar taşında heceleyerek okuduğum eski harfler...bir silik isim...kimsenin umrunda olmayan aşkları, hayal kırıklıkları...ne aidiyet ne illiyet...sadece yan yatmış bir mezar taşı...yanından geçip gidiyorum işte...yürürken yalnızlık... Kitaba gelemedim hala...kitaptaki...aşkta yalnızlık...evin önündeki bir çift ayakkabı bile yalnızlık işareti aslında... İkinci bir çiftin olmayışı....dokunduğunda çekilen bir ten...azap...tekil bir yalnızlık...yanındakine ulaşamamak...gözlerine bakarken bir aynada kaybolmak... Nietzsche'nin dediği gibi. Uzun süre bir uçuruma bakarsan uçurum da senin içine bakar...ama kitaptaki...yazar düşmek istedikçe kaçan bir uçurum... Yalnızlık çoğaltılamaz...aslında tekrarlanamaz da olsa gerek... çünkü her defasında aynı yalnızlığı yaşamaz insan... Ve Lâl...o karşılıksız uçurum...ismi ne güzel seçmiş yazar...lâl û ebkem...konuşmayan bir mihrap sevgili...ve işte yalnızlığın hâtimesi...kime benzer yalnızlık? Kafka kadar yalnız!!! Gerçekten o kadar yalnız mısınız? Kısa bir gülüş... Franz Kafka kadar yalnız....
Yalnızlık Kime BenzerSemih Gümüş · Can Yayınları · 2017150 okunma
Hayaller / Hayatlar
1/10
·104 syf.·
2026 55. kitabı
Çok basit bir kitap olmuş, ne yalan söyleyeyim büyük beklentim vardı, şimdi büyük bir hayal kırıklığım oldu. Ben şuna karşıyım ya sırf kitap yazabilmek için saçma sapan şeyler, tabiri caizse incir çekirdeğini doldurmayacak şeyler yazılmamalı. Bir yandan da böyle kitaplar olmalı ki insanlar gerçekten iyi bir kitap okuduğunda yüzünde o beliren gülüş bir ömre değer olmalı.son yıllarda okuduğum en vasat kitap, bir amacı olmalı bence kitapların.
Alıntı
Erkeklerden Nefret EdiyorumPauline Harmange · Mundi Yayınları · 2021345 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 23. kitabı
Dikkat yeraltı edebiyatı içerir! Ölüm Pornosu, okuru daha ilk anda floresan ışıklı, havasız ve yapay bir bekleme odasına fırlatıyor. Burada cinsellik hazdan çok endüstri; beden arzudan çok ürün, şöhret ise yavaş yavaş kesilen bir fatura gibi duruyor. İlk bakışta kaba, aşırı ve rahatsız edici görünen anlatı, aslında modern insanın her şeyi seyirlik hale getirme hastalığını kazıyor. Ölüm bile artık trajedi değil, izlenme ihtimali taşıyan karanlık bir gösteriye dönüşüyor. Cassie Wright’ın rekor denemesi, pornografik bir olaydan çok şöhretin mezbahaya çevrilmiş hali gibi okunuyor. İnsan bedeni kendi sıcaklığını kaybediyor, kameranın soğuk gözünde sayıya ve sıraya indirgeniyor. Bay 72, Bay 137, Bay 600 gibi adlandırmalar da bunu keskinleştiriyor: Kimlik siliniyor, geriye yalnızca numara kalıyor. Herkes aynı mekânda bekliyor ama kimse tam anlamıyla var olamıyor. Bence en sert taraf, metnin ahlaksız görünmeye çalışması değil; ahlakın zaten pazara çıkarılmış olduğunu göstermesi. Toplum bir yandan bu dünyaya tiksintiyle bakıyor, öte yandan gizlice izliyor, tüketiyor, merak ediyor, konuşuyor. Yani anlatı yalnızca sektörün karanlığını değil, seyircinin ikiyüzlülüğünü de ortaya döküyor. Asıl soru burada beliriyor: Gerçekten iğrendiğimiz şey yapılanlar mı, yoksa bakmaktan kendimizi alamayışımız mı? Karakterlerin her biri ayrı bir kırık ayna gibi duruyor. Kimi şöhrete tutunuyor, kimi geçmişindeki boşluğu kapatmaya çalışıyor, kimi kendi değersizliğini başkasının bedeni üzerinden unutmak istiyor. Fakat hiçbir temas gerçek yakınlığa dönüşmüyor. Tenler birbirine yaklaştıkça ruhlar daha da uzaklaşıyor. Bu yüzden asıl karanlık çıplaklıkta değil, temasın bile yalnızlığı iyileştirememesinde saklanıyor. Anlatım bilerek güzellik aramıyor; çirkinliğin altını kazıyor. Cümleler paslı bir
Edebiyat
Ölüm PornosuChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20214,073 okunma
Savaş, cinnet ve dehşet
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
​Savaş sadece bedenleri mi parçalar, yoksa insan aklını mı? "Kocaman, kırmızı ve kanlı bir şey tepemde dikilmiş dişsiz ağzıyla gülüyordu. -Kızıl kahkaha bu. Dünyanın çıldırdığını biliyorsun değil mi? Ne çiçekler var üstünde ne de şarkılar; derisi yüzülmüş bir baş gibi yuvarlak, pürüzsüz ve kızıl artık..." ​Leonid Andreyev’in 1904-1905 Rus-Japon Savaşı’nın dehşetinden esinlenerek yazdığı "Kızıl Kahkaha", savaşın hem cephede hem de gerisinde kalan toplumu tüm çıplaklığıyla anlatan savaş karşıtı başyapıtlardan biri. ​Kitap, biri cephede savaşın cinnetini yaşayan, diğeri ise evde bu psikolojik yıkımın virüs gibi yayılışına şahit olan iki kardeşin dağınık el yazmalarından oluşuyor. Burada güneş bile hayat vermiyor; askerlerin beynini kanlı bir ışıkla kavuran korkunç bir düşmana dönüşüyor. ​Andreyev, kitaba adını veren o tüyler ürpertici "Kızıl Kahkaha" imgesini, gerçek hayatta şahit olduğu yaralı bir işçinin yüzündeki acı dolu, istemsiz gerilmeden ilham alarak yaratmış. Savaşın kazananı olmadığını, geride sadece çıldıran ruhlar ve yok olan hayatlar bıraktığını yüzümüze çarpıyor. ​Ekstrem bir psikolojik tahlil ve zamansız bir edebiyat klasiği arayanlar için sarsıcı bir öneri. Andreyev; Kızıl Kahkaha'da etkilendiği çağdaşları Garşin'in derin yalnızlığı ve karamsarlığını, Dostoyevski'nin insan ruhunun derinlerine inme çabasını, Tolstoy'un ahlak anlayışıyla hümanist görüşlerini ne realist ne sembolist olarak belki de dışavurumcu ve varoluşçu bir bakış açısıyla eserinde yansıtmıştır. Daha önce adını Savaş koymayı düşündüğü Kızıl Gülüş'te iki bölüm ve on dokuz el yazısından oluşur İki anlatıcının yer aldığı öyküde başkahramanlar ismi bilinmeyen otuz yaşındaki bölük subayı ve onun üç yaş küçük erkek kardeşidir. Eserin yarısını askere giden subay birinci anlatıcı olarak
Kızıl KahkahaLeonid Andreyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20257,8bin okunma
Reklam
Reklam