Şöyle hiç tanımadığım biriyle rastlaşsam. Hayatı hakkında hiçbir fikrim olmamasına karşın bir anlığına göz göze gelsek ve desem ki, 'gel bir rakı içelim seninle.' Tereddütsüz "evet" dese ve otursak rakı masasına. O derinlikli, yüreğinde bir veba gibi yuvalanmış acılarından söz etse ve hıçkıra hıçkıra ağlasa. Sonra ben anlatsam kimseye itiraf edemediğim hakikatlerimi, ben hıçkıra hıçkıra ağlasam. Sonra bizi çok mutlu eden olaylardan ya da ay ne aptalmışım be dediğimiz komik aptallarımızdan söz edip gülüşsek. Birbirimizin aptallıklarına kahkaha ile gülsek. Kimseye anlatamadığı gizli duygularını, korkularını, zaaflarını, tutkularını anlatsa bana, anlatsam ona. Sonra masadan kalkarken bunun son buluşmamız olduğunu bilsek ve bu sebeple birbirimize tutkuyla yani bütün kaslarımızla, gövdemizle sarılsak hatta hayat boyu unutulmayacak bu anımız için birbirimize ömür boyu hatırlayacağımız tutkulu bir öpüş bıraksak. Öpüşsek ve ayrı taraflara gittikten sonra birbirimizi bir daha hiç aramasak. Bu hayalin gerçekleşmesi için gerekirse tüm gerçeklerimi satardım.