KIRIK ÇİÇEKLER
"Gülüşsek de hangi yanımdan silkseler içim dışım gül kırığı, dökülüyorum." dediği yerdeyim Nazan Bekiroğlu'nun. Kuruttuğum güller tuzla buz oluyor avuçlarımda. Açıp günlüklerimi okumaya cesaretim yok, kırılmasın diye içindeki çiçekler. Bilmeyeyim, hatırlamayayım desem de, o satırları ben yazmadım mı? Unutmak için ne yapmalı? Yaksam, yırtsam ne değişir, aklımın odaları geçmişimle doluyken... O zaman gülmeye devam edelim. Gül kırıkları dökülmesin diye kimseye çarpmadan... dokunmadan...
1000Kitap
Uyandığında yüzünde ki yastık izini görüp gülümsesem sana. Sen şaşkın gözlerle bana baksan. Sıcak ekmek kokusuyla uyansak güne. Gülsek, gülümsesek, gülüşsek. Seninle yapılan kahvaltı da. İçilen demli çay da. Gülümdemek de. Sevdaya dahil... Ümit ÜSKÜDAR
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Başka hayatlarda gülüşsek bile aşkın özlem hâlleri hep aynı diyerek sana geldim. Uçurumların birinden çıkıp diğerine düştüm. En güzeli de yüzünün kalabalığında yırtıldım. Günahkar bakışlarımı bakışının öfkesinde boğdum acımı acıtarak. Mil çekildi sana suskun harflerin ıslak ve ölü gözlerine. Üvey bir yaşamaktı yanağın. Öz’üm aslında ağlamaktı. İçinden düşle geçilmeyen puslu dilekler benim değilse kimin? Kapana kıstırılmış yağmurlarla yıkarken çirkin suretimi susmayı göze alacak kadar bağırdım seni. Şimdi ve hemen: Terk etmeni istiyorum onarmaya yatırdığım beni. *** Cengizhan Konuş
1K
Uyandığında yüzünde ki yastık izini görüp gülümsesem sana. Sen şaşkın gözlerle bana baksan. Kahve kokusuyla uyansak güne. Gülsek, gülümsesek, gülüşsek. Seninle yapılan kahvaltıda, sevdaya dair... Ümit ÜSKÜDAR
Edebiyat
Bir sabah çocukluğuma uyansam.. Dışarda kar yağıyor olsa, kardeşlerimle yine yorulana kadar kartopu oynasak, ıslansak ve sonra yanan sobaya karşı oturup gülüşsek. İnsan ancak hatırladığı şeyi özleyebilir...
Edebiyat
Uğruna tüm gerçeklerimizi feda edeceğimiz hayallerimiz var
Şöyle hiç tanımadığım biriyle rastlaşsam. Hayatı hakkında hiçbir fikrim olmamasına karşın bir anlığına göz göze gelsek ve desem ki, 'gel bir rakı içelim seninle.' Tereddütsüz "evet" dese ve otursak rakı masasına. O derinlikli, yüreğinde bir veba gibi yuvalanmış acılarından söz etse ve hıçkıra hıçkıra ağlasa. Sonra ben anlatsam kimseye itiraf edemediğim hakikatlerimi, ben hıçkıra hıçkıra ağlasam. Sonra bizi çok mutlu eden olaylardan ya da ay ne aptalmışım be dediğimiz komik aptallarımızdan söz edip gülüşsek. Birbirimizin aptallıklarına kahkaha ile gülsek. Kimseye anlatamadığı gizli duygularını, korkularını, zaaflarını, tutkularını anlatsa bana, anlatsam ona. Sonra masadan kalkarken bunun son buluşmamız olduğunu bilsek ve bu sebeple birbirimize tutkuyla yani bütün kaslarımızla, gövdemizle sarılsak hatta hayat boyu unutulmayacak bu anımız için birbirimize ömür boyu hatırlayacağımız tutkulu bir öpüş bıraksak. Öpüşsek ve ayrı taraflara gittikten sonra birbirimizi bir daha hiç aramasak. Bu hayalin gerçekleşmesi için gerekirse tüm gerçeklerimi satardım.
1000Kitap