3. Şiirim
Şu şehir gibi oldun bana… Uzakta ışıkların yanar, ama dokunamazsın. Bakarsın, için titrer, ama aradaki yollar sessizdir. Ben o sessiz yollarda bir hayale yürüdüm. Her adımda biraz daha eksildim, ama dönemedim. Belki bir gün değişir diye bekledim, belki bir cümle her şeyi düzeltir diye sustum. Ama bazı ışıklar vardır; yalnızca uzaktan güzel kalır. Artık biliyorum; benim olmayan bir yürekte kendimi yok etmek, en büyük yanılgıymış. Gidene değil, kalanıma sarılıyorum artık. Çünkü bazen insan, birini değil.., kendi içindeki huzuru özlüyor.
Rektör olmak için gerekli olan üç yıllık profesörlük şartının kaldırılma olayı. Sebze bile ancak 45 günde oluşurken, bu adam 25 günde rektör oldu. Kronolojik süreç 1. Eski kural 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na göre rektör atanacak kişinin: Profesör olması, Profesörlükte en az üç yılını doldurmuş olması gerekiyordu. Bu şart uzun yıllar yürürlükteydi. 2. 9 Temmuz 2018 – 703 sayılı KHK Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş kapsamında yayımlanan 703 sayılı KHK ile rektör atamalarındaki bazı şartlar değiştirildi ve üç yıllık profesörlük şartı kaldırıldı. Ancak bu değişiklik kamuoyunda tartışma yarattı. 3. 15 Temmuz 2018 – Şart yeniden getirildi Yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile: "Rektörler en az üç yıl profesörlük yapmış kişiler arasından atanır" hükmü yeniden yürürlüğe sokuldu. Böylece eski sistem geri gelmiş oldu. Hürriyet 4. 25 Temmuz 2018 – Yusuf Tekin müsteşarlıktan ayrıldı Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesiyle MEB Müsteşarlığı kaldırıldı ve Yusuf Tekin görevinden ayrıldı. T24 5. 17 Ağustos 2018 – Profesör oldu Yusuf Tekin profesör unvanını aldı. Ancak yürürlükteki kurala göre rektör olabilmesi için normal şartlarda 17 Ağustos 2021'e kadar üç yıl beklemesi gerekiyordu. Cumhuriyet
Eğitim
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Müteali | el-Müteali İsminin Anlamı Müteali isminin lügat anlamı: Uluv ve alâ köklerinden türemiş olan el-Müteali ismi; yükseklik, yücelik sahibi, şan ve şeref sahibi, kuvvet ve kudret sahibi anlamlarına gelmektedir. EL-MÜTEÂLÎ: Mahlûkâtın sıfatlarından uzak olan, bu sıfatların biriyle muttasıf olmaktan yüce ve âlî olan. Her türlü benzetme ve tasavvurdan uzak ve üstün olan; her türlü eksilikten ve kusurdan da münezzeh, pak ve temiz olan. “O, gaybı da görülen âlemi de bilendir, çok büyük­tür, çok yücedir.”(Ra’d, 13:9). Evet, Allah her türlü eksiklik ve noksanlıktan, her türlü hata ve kusurdan yücedir. Melekler de Onu böyle tenzih ve teşbih etmişlerdi: Müteali isminin ıstılah anlamı: Müteali; var olan veya var olması mümkün her şeyin üstünde ve ötesinde olandır. Müteali; yükseklik ve hükümdarlık’ta kendisine eşit veya kendisinden üstün bir varlık bulunmayan. Müteali; mutlak anlamda yüce olan ve övgüye layık olandır. Müteali; bütün olumlu özellikleri kendisinde toplayandır. Müteali; eksiklik ve zafiyet ifade eden bütün menfi özelliklerden münezzeh olandır. Müteali; kemal sahibi, ulu ve yüce varlık olandır Müteali | el-Müteali Dualar ve Zikirler EL-MÜTEÂLÎ ismin zikri (551) adettir. Zikrin saati Zu­hal; zikir günü Cumartesi’dir. Sabah erken ve akşamdan sonra ve ikindi sonrası okunabilir. Gece okumalarında ise akşamdan sonra ve gece yarısı. Müteali | el-Müteali Fazileti ve Sırları
Din İslam
İyi başlasam bile olümle bitti (+18)
2 günde ne olmuşsa biraz son nefesimi veriyor gibi hissettim. Ruhum bedenimden çıkmış da boşluğa düşmüşüm, kilitlenmişim, robotik hareket ederken aslında nefes alış verişimde bile gayret göstermem gerekecek kadar tükenmiştim. Bu neyin dalgasıydı ve nasıl bir anda olmuştu bilmiyorum ama bekledim. İçimde ya bir şeyler olüyordu ya da olenler çözülüyordu. Olenlerin cenazesinin kaldırılması izinden geçiyordu. İzin verdim işte. Yaşamadığım ya da farkında olmadan biriktirdiğim bir şeyler varmış demek ki. Bu süreçte biraz agresif ve aşırı sessizdim. Akşam yemeği dışında kalabalığa o kadar katılmadım. Kendimle baş başa kalıp içimin derdini anlamam ve bir şeyler yapmam gerekiyordu. İştahım da kapanmıştı. Kahve bile içmemiştim o derece. Ve demek ki o kadar ağır bir şeydi. Tuhaftı. Sanırım ilk kez buna doğru düzgün bir sebep bile bulamadım. Ama büyümem için tabi ki deri değiştirmem gerekiyordu. Bunun yüreğimin oluyor gibi hissettirişi belki o izinlere geç kalmamdandı. Bize artık baya küçük gelmiş tişörtün verdiği o rahatsızlık, sıkıştırma, boğma ve artık soymak mümkün değil, kurtulmak için kesip atman gerekirdi ya o tarz bir şey oldu. Geç kalınmışlık olmasa acısı da olmazdı. O her neyse bilmediğim için üzülürken geç de olsa daha da geç olmamış olduğu ve olduğu için sevindim tabi ki. Sanki öğlen matın üstünde "Hazırım ya, olmeye hazırım artık. Geleceksen gel. Ne bu, yorgun ve halsizim. Yüreğim okyanusa atılan bir kaya gibi acı çekiyor ama içim rahat. Bu sefer olacak mı, olsunnn. Bitmeden başlamaz, ölmeden doğulmaz. Bedenim mi olecek yoksa benliğim mi?" diye mayışmış halde düşünüyordum. Ve zaman o kadar yavaş aktı ki, saati 5-6 sanarken daha 2 imiş. Son gücümü temizlik perilerine vermiştim. Ne yapayım yaşam alanımın düzenli ve temiz olmasını seviyorum. Olümde dahi düzen ve bütünlük
Hayata Dair
Fotoğrafını zar zor gördüğünüz Bolu'daki bu gölün arkasında firavunları bile mumla aratacak derecede dehşet verici bir hikaye var desem?.. ​Hadrianus Roma'nın en güçlü imparatorlarından biriydi. Bir gün Bithynia(Kuzeybatı Anadolu) bölgesini ziyaret ederken, yeşilliklerine ve havasına hayran kaldığı Claudiopolis'e(Bolu) geldi. İşte bu seyahat sırasında fotoğraftaki bu gölün civarlarında Antinoos adında genç bir erkekle karşılaştı. Antik dünyada elit kesim genç ve estetik erkekleri bir zarafet sembolü olarak görüyordu. Hadrianus da bu elitlerin bir takipçisiydi. Antinoos'u beraberinde Roma'ya götürdü ve onu "sevgilisi" yaptı. İmparator, sevgilisini tüm Roma topraklarında yanında gezdiriyor ve sırf onun memleketi olduğu için Claudiopolis'i(Bolu) yeniden imar ettiriyordu. ​Ancak bir gün Mısır'da Nil Nehrini gezerlerken korkunç bir şey oldu. Antinoos, henüz 19 yaşındayken Nil'in sularında boğuldu. İşte bu an Hadrianus tüm frenlerini, mantığını ve kibrini yokuş aşağı bıraktı. ​En başta sadece ağladı. Hem de günlerce. ​Sonra ise bir faninin tutabileceği en psikopatça yasalara imza attı... -​İlk iş olarak, Antinoos'un öldüğü yerin tam karşısına Antinoopolis adında devasa bir şehir kurdurdu. Şehrin sakinlerine Roma'da alınması imkansıza yakın olan vatandaşlık hakkı ve vergi muafiyeti verdi. -​Roma'ya döndüğünde senatoyu umursamayıp Antinoos'u resmen Tanrı ilan etti!!! İmparatorluğun doğu vilayetlerine ona tapmaları için devasa tapınaklar ve büstler diktirdi. -​O kaddaaar çok heykel yaptırdı ki bugün antik dünyadan bize en çok portresi/heykeli ulaşan üçüncü kişi Antinoostur!! (1. İlk imparator Augustus, 2. Hadrianus, 3. Antinoos, 4. Büyük İskender, 5. Filozof İmparator Marcus Aurelius). -​Gökyüzündeki bir takımyıldızına "Antinous" adını verdi (Bu isim 19. yüzyıla kadar yıldız
Tarih
Geceye bir not#3:
Seviyorum içi dışı bir olmayı. İnsanlara olmadığın biri gibi görünmek ,maskeler takmak büyük bir aldatmaca,gün geliyor tüm maskeler suya düşüyor... Rabbim sen aldatan ve aldanan olmaktan bizi muhafaza et🍃
Duygu ve Düşünce