Dikkat, ilerleyen satırlarda kitap hakkında ön bilgi veya alıntılar bulunabilir!
İnsan türü, yer yüzünde hatırı sayılır izler bırakmaya başladığından beri biliyoruz ki belirli nesnelere, şeylere değer yüklemiş, anlamlandırmış ve kullanmıştır. Bu anlamlandırış 'sahip olmak' hegemonya isteğini oluşturdu. Ve bu oluşum, sadece değeri anlamlandıran muhtelif bireyin kendisine mahsus ve mutabık olmayacak kadar lanetliydi. Çünkü bireyler, bireylerden oluşan kitleler ve en nihayetinde kitlelerden oluşan toplumlar bu cezbedici olanaktan 'faydalanmak' istedi. Faydalanma eyleminin fonksiyone edilebilmesi için ise, post-modern çağda attığımız her adımda ensemize oturan 'takas' zihniyeti vuku buldu.
İşte Jean Baudrillard, kitabında bu isteğin bizde oluşturduğu sahte, yeri doldurulamaz materyalist değişimleri ve bu maddesel değişimlerin algı dünyamızdaki yanılsamalı sirayetlerini ele alıyor.
En basite indirgeyecek olursak, termodinamik yasaları gereğince bile bir 'takas' sırasında yüzde yüz bir verim, dönüşüm, kazanç sağlanamaz. Bu bir doğa yasasıdır. İnsan, yakın tarihte doğadan kopup, en derin içkinliğinde tekrardan egosantrik bir yapı kurduğu için temeli unutmuş olsa gerek. Nasıl doğal kaynakları bizim 'var olmamız' için birer 'köle' haline getirdiysek, insanda tersinir bir biçimde kendisini 'köleleştirdi' ki 'var olduğunu' sansın. Nasıl paradigma ama...
Sonuçta doğada çıplak bedeni ve tuhaf zihinsel aktiviteleri ile hayatta kalmaya çalışan, en kudretli silahı kafasındaki enformasyon-sarkastik düşünce karışımlarının 'işleyişi' olan zavallı bir tür, Tanrı'nın da sembolik ölümü ve ardından da post-modernizemin gelişiyle toplumun büyük çoğunluğunu felç insanın 'anlamını' ve 'işleyişini' bildiği anlamsız 'anlam takas' ı anlayışı.
Yazarında dediği gibi, tek bir dünya, var tek bir