Adı:
İmkansız Takas
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
157
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755394749
Orijinal adı:
L' Echange Impossible
Çeviri:
Ayşegül Sönmezay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Eserleri ve düşünceleri dünyada olduğu kadar Türkiye'de ilgi ve merakla izlenen Fransız düşünür Jean Baudrillard, İmkansız Takas'ta yaşadığımız çağın ve tek tek hayatlarımızın lanetli yanları üzerinde düşünmeye yöneltiyor bizleri...

Her şeyin bir sona doğru evriliyor gözüktüğü bir dünyadaki sınır-durumlar üzerine sorular soruyor ve cevaplar arıyor Baudrillard. Dünyanın yerine ne koyabiliriz? Düşüncenin, duygunun, arzunun yerine ne koyabiliriz? Yaşamı neyle takas edebiliriz? İnsanlık olarak, takas edilemezsin, imkansızın sınırına dayandığımızın işareti İmkansız Takas.

Bu evreye niçin ve nasıl geldiğimizi bize açıklayan Baudrillard, her şeyin bu İmkansız Takas'a bağlı olduğu üzerinde duruyor. Ekonomi, teknik gibi alanlardaki sözde gelişmelerin, baş döndürücü atılımların ötesine bakmaya cesaret edersek, sözde-gerçekliklerin örtbas edilmeye çalışılan çatlaklarına gözümüzü dikebilirsek, insanlığın icat ettiği tüm rasyonel sistem ve değerlerin tek mutlak eşdeğerinin Boşluk olmasından başka bir Gerçek çıkmaz karşımıza. Ve Boşluk takas edilemez bir şeydir. Tanrının sembolik ölümünün ardından başlayan modernite süreci içinde insanlar önce tüm yaşamı teknikleştirdiler, giderek de bu teknik dünyanın yerine sanal olanı, hiper-gerçeği koydular. Böylece kendi boş gerçekliklerinden kurtulup "gerçekten daha gerçek", "doğrudan daha doğru" bir gerçeklik bulmayı umdular. Sonuç: Hüsran!...
İşte bu noktada, makinenin egemenliğinden ve tahakkümünden, sanalın ve aynı'nın zorbalığından bunaldığımız anda, bizi biz yapan şeye işaret eder Baudrillard. Haz, yaşam zevki ve sarhoşluğu ile ironi duygusudur bu... Sistemin zaferinde delik açacak ve belki de tüm akışı tersine çevirecek olan şey işte budur!

İçinde yaşadığımız sistemin ölümcül nihilizmine, eli kulağında felaketine bir direniş ihtimali için okunmalı İmkansız Takas...
(Arka Kapak)
157 syf.
Bir reklam vardı bizleri manipüle eden, hatırlayacaksınızdır, "Alın verin ekonomiye can verin!" sloganını... İşte bu slogan kurulu sistemin nasıl işlediğinin kısa özeti gibidir. Sistem içerisinde hatta sistemin kendisi bile takasa açıktır. Yeter ki alış veriş gerçekleşsin... Her şey değeri bazında vardır ya da yoktur. Bu mal ve metada olduğu gibi insanlar arasındaki ilişkilere de yansımış durumda artık. Sistem içinde olan her şey ne denli takas edilebilir ve bir fiyatı varsa, hepsi nasıl ki tüketmek için anlamlıysa sistem dışında kalan, yasanın dışında kalan her şey de bir o kadar değerli oluyor maddi anlamının dışında. Keza ekonomi öyle bir yutan eleman ki günümüzde sistemin dışı bile bir pazar alanı, bir takas alanı oldu artık. Dolayısıyla ekonomik sistem kendi doyum noktasına ulaştı diyor Baudrillard. Her şeyi alıp satabilen ekonomi sadece kendini alıp satamamaktadır. Çünkü ekonominin üstünde ya da dışında bir alan yoktur. üst-meta alanının olmadığı bir yerde ekonomi mutlak bir yutan elemandır der. Bu takas zincirinin imkansızlığını da böyle anlatır Baudrillard...

Sistem her şeyin muadilini, kopyasını, bir örneğini mutlaka yaratmıştır. Bu yolla ekonomik döngünün sürekliliğini sağlama amacı güttüğünden muadilini oluşturamadığı şeye büyük bir güçle saldırır ve sonunda onu da yener. Keza ele geçiremediği, muadilini yaratamadığı insanı da günümüzde artık tamamen ele geçirmiş ve hem psiko sosyal alanda hem de sosyal medya denilen en basite indirgenerek oluşturulmuş benzer karakteristik kimliklerin gerçekliğe atfedilerek ortaya çıkarılmasıyla insanın da muadilini çoğaltmaya başlamıştır artık.

Bu noktada kitabın o muazzam bölümünü paylaşmasam olmayacak;
"O(tanrı), oğulun fedakarlığı sayesinde insanı borçtan kurtarmakla, borçluyu da bu borcu ödeyemez hale getiriyordu, çünkü alacaklı borcu çoktan ödemişti - böylelikle tanrı, bu borcu sonsuza dek dolaşıma sokma imkanı yaratıyordu ve insan bunu, ömür boyu üstleneceği bir hata olarak omuzlarında taşıyordu. İşte tanrının kurnazlığı. aynı zamanda sermayenin kurnazlığı; bir yandan dünyayı giderek artan bir borca sokarken diğer yandan da onu ödemeye çalışıyor; böylelikle, bu borç hiçbir zaman bitirilemeyecek ve hiçbir şeyle takas edilemeyecek hale geliyor."

Nietzsche'nin sözünden alıntılayarak bahsettiği bu imkansız takas. Bu bölüm anlaşılamadığı belirtilen bu kitabın özeti niteliğindedir.

Baudrillard'ın bu muazzam eseri günümüz toplum ve insan profilini öyle güzel anlatıyor ki, kitaba aşık olmamak mümkün değil. Mutlaka okuyun derim bu eseri.
157 syf.
·2 günde
"İnsan önyargısızdır: İster canlı olsun ister cansız, tıpkı dün­yanın geri kalan bölümüne yaptığı gibi kendini de kobay olarak görür. Tıpkı diğer türlerin kaderinde rol aldığı gibi, kendi türünün kaderini de keyifle oynar. Kör bir istekle daha fazlasını bilmek iste­diği için, diğer türler karşısında gösterdiği kayıtsızlık ve yırtıcılıkla kendi sonunu programlar. Onu aşırı bencil olmakla suçlayamayız. O güne dek doğal kadere teslim olmuş diğer türler için hazırladığı, sonu bilinmez deneysel bir kadere adar kendini. Kendini koruma içgüdüsü gibi bir şey bu doğal kaderin parçasıyken, yeni deney­sel kader buna benzer bütün kavramları silip süpürür. Böyle bir durum, özlemle ve pişmanlıkla ilgili, korumaya ve muhafaza etmeye yönelik ekolojik takıntının ardında bulunan bambaşka bir eğilimin üstün geldiğine işaret eder türün, sınırsız bir deneylemeye kurban edilmesi eğilimi."

Jean Baudrillard , İmkansız Takas adlı bu kitabında, sanal gerçekliğin neredeyse dünyanın yerini alarak takas edilmeye çalışıldığını ancak dünya takasının imkansız olduğu(nu düşündüğü) için de insan türünü değişik tehlikeleri beklediğini anlatıyor.

Sanal gerçeklik; cinsiyeti, zamanı, bedeni, ölümü ve hatta sanatı dahi evreninin(tanrının) süreksizliğini yok ederek gerçekliği ve insanların sınırlarını tartışma haline getirmiş ve her şeyin kendi kopyasıyla takas edilmeye(klonlama) çalışıldığında "gerçeklik sonununa" ve ona anlam verme hevesimize de son vermiş olacağımızı belirtiyor.. bu görüşlerini de Georg Wilhelm Friedrich Hegel , Friedrich Nietzsche , Baruch Spinoza gibi düşünürlerle örneklendiriyor.

"O halde insanın ve insandışının sınırları giderek siliniyor; üst- insanlığa ya da değerlerin dönüşümüne doğru değil, alt-insanlığa, insanlık ötesine, türün kendi simgesel niteliklerinin yok olması­na yöneliyor bu süreç. Nihai olarak Nietzsche’yi haklı çıkaracak; Nietzsche, kendi ellerine teslim edilmiş insan türünün kendini kopyalamaktan ya da yok etmekten başka bir şey yapamayacağını söylüyordu." (s.39)

"Gerçekliği tartışma konusu yapan da, artık felsefi düşünce değil, Sanal Gerçeklik ve onun teknikleri. Eskiden düşünce, düşünce orta­mında gerçeğe son veriyordu, oysa şimdi yeni teknolojiler gerçeğe gerçekten son veriyorlar. Düşünce, gerçekliğin sonlanmaması için uğraşırken, Sanal, gerçeğin sonlanması ve nihai çözüme kavuşması için uğraşıyor." (s.45)
157 syf.
İncelemeyi yorumlamak için güç bir kitap olduğunu belirtmek istiyorum öncelikle.
Kitabımız insan düşüncesinde "takas" kavramının ele alınışı ve bugünün düşünce yapısında neleri takas ederek nereye ulaşacağımızı ve takas edeceğimiz şeylerle nerelere gideceğimizi ve elimizde olanı takas ettiğimizde neleri kaybedebileceğimizi soruyor esasında.
Özne - Nesne
Eril - Dişil
Canlı - Cansız
Birey - Toplum
İyilik - Kötülük
Hakikat - Sanal
İktidar - Halk gibi ikili kavramlarla takasın imkânsızlığına dem vurup ve birden çok konu hakkında nokta atışları yapıyor.
Bir alıntı ile özetlemek gerekirse ..
"Dünyanın bir anlamı olması gerekiyor mu? Asıl sorun bu. Dünyanın anlamsızlığını kabul edebilseydik, biçimlerin, görünümlerin ve kendi itkilerimizin nihai yönelimi için kaygılanmadan onlarla oynayabilirdik. Eğer dünyanın belli bir anlamı olması gereği olmasaydı, ona para nezdinde genel bir eşdeğerlik bulmaya da gerek kalmazdı.
•Cioran`ın dediği gibi, yaşamın belli bir anlamı olduğuna inanmaya başladığımız andan itibaren, ancak o zaman dikiş tutturamamış varlıklara dönüşüyoruz ve o andan başlayarak hepimiz başarısız sayılmalıyız, çünkü yaşamın belli bir anlamı yok. •Dünyanın hiçbir anlamı olmadı, hiçbir zaman herhangi bir şeyle takas edilebilir durumda olmadı."
157 syf.
·Beğendi·8/10
İnsanoğlunun düşünme biçimini, bu düşünce biçiminin nasıl bir simülasyon üzerine kurulduğunu ve bu düşünce yapısında "takas" kavramının rolü üzerinden geçmiş, yaşadığımız dönem ve gelecekle ilgili çıkarımlar yaparak nereye doğru evrildiğimiz sorusuna yanıt ararken, karşılaştığımız problemler, psikolojik ve toplumsal rahatsızlıklara değinerek olası senaryoları değerlendiren bir kitap.

Kısa bir kitap olmasına rağmen öyle bir çırpıda okunabilecek bir kitap da değil. Özellikle günümüzde çok popüler olan yapay zeka hakkında felsefi bir kaynak arayanlar içinde sorduğu sorular ve yaptığı çözümlemeleriyle zihin açıcı bir yanı olduğu söylenebilir. Tabii kitabı sadece yapay zeka ile özetlemeye çalışmak eksik kalacaktır.

İnsan düşüncesinde "takas" kavramının ele alınışı ve bugünün düşünce yapısında neleri takas ederek nereye ulaştığımızı ve takas edeceğimiz şeylerle nerelere gideceğimizi anlatıyor Baudrillard. Bir amaca ya da farklı bir bilgiye ulaşmak için elimizde olan bir bilginin ya da bir özelliğimizi takas ettiğimizde neleri kaybedebileceğimizi soruyor esasen. Dünya hakkında cevapladığımız her soru bizi daha zor bir soruyla yüz yüze bırakıyor diyor yazar. Önemli olan yeni soruların cevaplarında insanı insan yapan "yaşama sevinci", "haz" kavramları gibi bizi bugüne getiren içgüdüsel motivasyonlarımızı niye ve nasıl koruyacağımızı tartışıyor.

Bu kitap hakkında bir inceleme yazmak oldukça zordu çünkü kitabı bitirdiğimde insan düşünce yapısının bir özetini okuduğumu düşündüm ve derli toplu bir şey yazmakta oldukça zorlandım. Son olarak kitabın çevirisi oldukça başarılı olmuş.
157 syf.
·5 günde·Beğendi·6/10
İmkansız Takas, fikrimce; terimlere hâkim olması, okuması ve detayına inmesi güç bir kitap.
Jean Baudrillard, takas kavramını kimlikleştirerek, düşüncenin üzerine yoğunlaştırıyor okuyucuyu. Günümüzde hangi yollarda takasa başvurulur, neleri takas edebilirsiniz ya da takas sonucu çıktığınız yol sizi nereye ulaştırırın derinlemesine felsefesini sunuyor.
Nesnelerin belirsizliği, yerinin doldurulup doldurulamayacağına bağlıdır. Karşılığı olmayan, yeri doldurulamayan yani doğrulanamayan her şey bütününde belirsizdir Baudrillard’a göre. Böylece en küçük varlıktan tutun dünyanın geneline gelinceye kadar her şeyin bütününde belirsizliğini, bu belirsizlikten yola çıkarak da gerçeklik kavramının ta kendisini sorgulayıp sorgulatıyor.
157 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10
Kitap hakkında inceleme yapacak kadar hakim olduğu bir alanda değilim. Yalnız kitabı okuyacak arkadaşlar için geniş ve sessiz bir zaman dilimi gerektiğini düşünüyorum.

Birden çok konu hakkında nokta atışlar yapan yazar, insanı sarsar nitelikte açıklamalar getirerek ister istemez yerleşmiş, kalıplaşmış bir sürü kavramı sorgulamaya itiyor.

Kitabi okumak isteyenler terimsel manada donanımlı olmalı. Yoksa kopuk kopuk duran terimler yüzünden verilmesi gerekeni bir türlü anlayamıyorsunuz. Benim gibi. Ben, kitabı bir daha okumaya karar verdim

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İmkansız Takas
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
157
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755394749
Orijinal adı:
L' Echange Impossible
Çeviri:
Ayşegül Sönmezay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Eserleri ve düşünceleri dünyada olduğu kadar Türkiye'de ilgi ve merakla izlenen Fransız düşünür Jean Baudrillard, İmkansız Takas'ta yaşadığımız çağın ve tek tek hayatlarımızın lanetli yanları üzerinde düşünmeye yöneltiyor bizleri...

Her şeyin bir sona doğru evriliyor gözüktüğü bir dünyadaki sınır-durumlar üzerine sorular soruyor ve cevaplar arıyor Baudrillard. Dünyanın yerine ne koyabiliriz? Düşüncenin, duygunun, arzunun yerine ne koyabiliriz? Yaşamı neyle takas edebiliriz? İnsanlık olarak, takas edilemezsin, imkansızın sınırına dayandığımızın işareti İmkansız Takas.

Bu evreye niçin ve nasıl geldiğimizi bize açıklayan Baudrillard, her şeyin bu İmkansız Takas'a bağlı olduğu üzerinde duruyor. Ekonomi, teknik gibi alanlardaki sözde gelişmelerin, baş döndürücü atılımların ötesine bakmaya cesaret edersek, sözde-gerçekliklerin örtbas edilmeye çalışılan çatlaklarına gözümüzü dikebilirsek, insanlığın icat ettiği tüm rasyonel sistem ve değerlerin tek mutlak eşdeğerinin Boşluk olmasından başka bir Gerçek çıkmaz karşımıza. Ve Boşluk takas edilemez bir şeydir. Tanrının sembolik ölümünün ardından başlayan modernite süreci içinde insanlar önce tüm yaşamı teknikleştirdiler, giderek de bu teknik dünyanın yerine sanal olanı, hiper-gerçeği koydular. Böylece kendi boş gerçekliklerinden kurtulup "gerçekten daha gerçek", "doğrudan daha doğru" bir gerçeklik bulmayı umdular. Sonuç: Hüsran!...
İşte bu noktada, makinenin egemenliğinden ve tahakkümünden, sanalın ve aynı'nın zorbalığından bunaldığımız anda, bizi biz yapan şeye işaret eder Baudrillard. Haz, yaşam zevki ve sarhoşluğu ile ironi duygusudur bu... Sistemin zaferinde delik açacak ve belki de tüm akışı tersine çevirecek olan şey işte budur!

İçinde yaşadığımız sistemin ölümcül nihilizmine, eli kulağında felaketine bir direniş ihtimali için okunmalı İmkansız Takas...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 62 okur

  • dicle
  • Uğur De Molinari
  • Okurun biri
  • Salih Uzuner
  • Lale Çolak
  • Deathconsciousness
  • Ömer aydemir
  • Mustafa Burak Arabacı
  • orhan taşcı
  • Arkhe Apeiron

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.3 (2)
9
%14.3 (2)
8
%50 (7)
7
%14.3 (2)
6
%7.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0