10/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 01:55
"Hayat bu; her şey olacağına varırdı. Derler ki: Bir felaketten kurtulunca ardından güzel günler gelir." Yu Hua, "Yaşamak" Hayat, ne zaman ne getireceğini bilmediğimiz bir yolculuktur ve bu yolculukta bazen zorluklar, hatta felaketlerle karşılaşırız. Bu anlar bizi sarsar, içimizi karartır. Ancak tıpkı bir fırtınadan sonra güneşin yeniden doğması gibi zor günlerin ardından içimizde filizlenen umut karanlıkları aydınlatır. Zorluklarla dolu bu süreçte umut, en büyük dayanağımız olur; çünkü fırtınadan umudumuz olduğu sürece her engelin üstesinden gelebiliriz. Bizi ayakta tutan bu inançtır. Zorlukların geçici olduğunu, her zaman ileriye bakmamız gerektiğini bize hatırlatan da odur. Umudumuzu ve direncimizi kaybetmediğimiz sürece, her felaketin ardından yeni bir güneş doğar fırtınadan Hayat budur; zorluklarıyla, güzellikleriyle, sonsuz bir akış içinde devam eder.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,6bin okunma
Puan vermedi·430 syf.··
2026 5. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:35
"Hep kuzeyi gösteren bir pusula ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da mutlaka bir kadını işaret eder. Her zaman. Bunu aklından çıkarma, Meryem. "
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·508 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
️ Seçkinler- Can GÖZEK Tek kelimeyle efsane bir kitapla geldim. İçinde; örgütlerin, masumların, kurbanların, kölelerin, şeytanlaşmış insanların, çeşit çeşit ayinlerin bulunduğu bir kitapla. Her köşesinden beklenmedik gerçekler çıkıyor, adeta sizi dünyasına hapsediyordu. Kitabı nefessiz şekilde okudum. Hayal dünyamın sınırlarında gezindim. Kitabın mükemmelliği yetmezmiş gibi finali muazzam bir gerçeklikle bitirilmişti. İkinci kitabını dört gözle bekleyeceğim. An itibariyle dakika sayıyorum. Gelelim, yazarın kalemine, sade ve akıcıydı. Yeri geldiğinde yapılan betimlemeler sıkmadan olaylara bağlı kalacak şekilde ayarlanmıştı. Bu yüzden okurken sıkılmadım, çok eğlendim. Güneş karakteri en sevdiğim karakter oldu. Onun haricinde her karakterde kendimden bir şeyler bulduğum oldu. Hepsi titizlikle düşünülmüştü. En masum karakter kesinlikle Alp'ti. En nefret ettiğimde sanırım Levent. Adamın adını duyunca bile kendimi kaybediyorum. Akay ailesinde, herkes birbirinin kuyusunu kazıyor, hatta öyle ki aile demeye bin şahit isterdi. Deneyler, denek çocuklar, korkunç zehirli sıvılar; büyük, görkemli bir ailenin gücü altında paravan ediliyordu. Akaylar namı değer Gümüşkuyu'nun en güçlü ve en asil ailesi, şeytana tapan bir tarikatta gözlerini ölümler bürümüş kusursuz görünen örgüt üyeleri... İnsanlığın acımasızlığını, korkunçluğunu, vicdansızlığını apaçık ortaya koyan bir kitaptı. Kitapta tek eksik şey, gerçek olaylardan esinlenmiştir yazısı, kitap o kadar gerçekçiydi ki, Allah sizi bildiği gibi yapsın dedim çoğu yerde. Nefreti iliklerime kadar hissettim. Her şey bir yana, isimler de çok özenle seçilmişti. Şehir isimleri, karakter isimleri çok özeldi. Çiftler de özenle oluşturulmuştu. Sadece romantikliğin bir tutam daha fazla olması taraftarı olarak, Çağın ve Güneş aşkının biraz daha
SeçkinlerCan Gözek · Kaktüs Sanat Yayınevi · 20266 okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım farklı bir ktap okudum. İnsanın kendi iç dünyasını aralayan bir kitaptı benim için. Alışılmış kalıpların dışına çıkarak Kur’an’ın sembolik diline farklı bir pencereden bakıyor ve ayetlerin ardında yankılanan o derin sesi hissettirmeyi başarıyor. Kitap boyunca bilinç ve zihnin ayrımına, egonun insan üzerindeki etkisine ve ruhsal uyanışın nasıl mümkün olabileceğine değinilmiş. En çok hoşuma giden şey, egoyu düşmanlaştırmak yerine onu dönüştürülmesi gereken bir parça olarak ele almasıydı. Çünkü bazen insanın en büyük savaşı dış dünyayla değil, kendi içindeki yüklerle oluyor. Surelerin içinde saklanmış hakikatleri keşfederken bir yandan da kendi içimde taşıdığım yükleri düşündüm. Bu kitap bana, içsel arınmanın aslında bir kaçış değil; insanın kendine dönüp yüzleşmesiyle başlayan bir yolculuk olduğunu hatırlattı. Bazı cümleler vardı ki altını çizmek yetmedi, uzun uzun durup düşündürdü. Benim için bu kitap, bilgi vermekten çok uyanış hissi bırakan bir okuma oldu. Bitirdiğimde zihnimde tek bir şey kaldı: Bazen hakikati görmek için önce üzerimizdeki balçığı fark etmek gerekiyor. Alışılmışın dışında özgün kitap arayışında olanlara kesinlikle tavsiyemdir. Yeni kitaplarla buluşmak dileğiyle sevgiler. @kitapsever.bayan tavsiyrsi ile okudum
Meğersem Güneş Hep Balçıkla SıvanırmışRecep Çiftçi · Ceres Yayınları · 202611 okunma
10/10
·430 syf.··
2026 1. kitabı
​İnsanın içine kocaman bir taş gibi oturan ama aynı zamanda "İyi ki dünyada sevgi diye bir şey var" dedirten bir kitap. Meryem’in kaderine yürürken hissettikleri, fedakarlığı insanı hıçkıra hıçkıra ağlatıyor. Hayata bir hiç olarak başladığını düşünen o sessiz kadın, giderken arkasında devasa bir sevgi mirası bırakıyor.
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,5bin okunma
Hikayesi gibi karanlıkta kalmış bir kitap
10/10
·228 syf.··
Beğendi
·
2024 60. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 22:43
Tahar Ben Jelloun'un Işığın Kör Edici Yokluğu romanını yaklaşık iki yıl önce okudum. Aradan geçen zamana rağmen hâlâ aklıma gelen, zihnimde yaşamaya devam eden kitaplardan biri. Bazı kitaplar okunur, kapağı kapatılır ve zamanla unutulur. Bazıları ise insanın içine yerleşir. Bu roman benim için ikinci gruba giriyor. Kitap, Fas'ta 1971 yılında Kral II. Hasan'a yönelik başarısız suikast girişiminin ardından yaşanan gerçek olaylardan esinleniyor. Darbe girişiminden sonra hayatta bırakılan askerler, sorgulanıp Tazmamart zindanlarına gönderiliyor. Ancak buraya "hapishane" demek bile yetersiz kalıyor. Çünkü burası bir cezaevi değil, yaşayan insanların yavaş yavaş ölüme terk edildiği bir mezar. Yirmi yıla yakın bir süre boyunca karanlığın içinde, insanlık dışı koşullarda yaşamaya çalışan mahkûmların hikâyesini okuyoruz. Hücreler o kadar dar ve karanlık ki insan, böyle bir yerde birkaç gün bile dayanmanın mümkün olup olmadığını düşünmeden edemiyor. Buna rağmen bazıları yıllarca hayatta kalmayı başarıyor. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şeylerden biri umut ve inanç arasındaki fark oldu. Normalde umut insanı ayakta tutan bir şey olarak görülür. Oysa bu romanda umut etmek bazen insanı öldüren bir şeye dönüşüyor. Çünkü sürekli kurtulmayı beklemek, her geçen gün biraz daha hayal kırıklığına uğramak demek. Bu yüzden mahkûmlar umut etmeyi bırakıyorlar. Onları ayakta tutan şey ise inanç oluyor. İnanç sadece dinî anlamda değil; insan kalmaya, aklını korumaya ve kendi iç dünyasını ayakta tutmaya duyulan inanç. Kitap boyunca insanın ne kadar dayanabileceğini görüyoruz. Açlık, hastalık, yalnızlık ve karanlıkla mücadele eden insanlar zamanla fiziksel olarak tükeniyor. Bazıları aklını kaybediyor, bazıları sessizce ölüme yaklaşıyor. Bir zamanlar özgürce dolaşan, kahve içen, yemek
1000Kitap
Işığın O Kör Edici YokluğuTahar Ben Jelloun · Sia Kitap · 2020700 okunma