gunes genc

gunes genc

, bir kitabı okumaya başladı
Marlen Haushofer
7.9/10 · 563 okunma
Reklam

gunes genc

, bir kitabı okumaya başladı
Audur Ava Olafsdöttir
8.3/10 · 656 okunma
Puan vermedi
‘’Bu, dünyanın neden düzelemeyeceğini biliyor musun? Çünkü birinin hayalleri bir başkasının kabuslarıdır.’’ Adolfo Bıoy Casares’in okuduğum ilk kitabı oldu. Çok sıradan başlayan ve çok inanılmaz yerlere giden bir hikaye dinliyoruz kendisinden. Saat tamircisi olan anlatıcımızın karısı Diana’nın akıl hastanesine kapatılması ve sonrasında kendisine Dian’a isimli köpek edinmesiyle başlayan olayları okuyoruz. Diana (insan olan) hastaneden çıkıyor ama başka bambaşka biri olarak. Anlatıcımız onda nelerin değiştiğini gözlemlerken olaylar epey ilginçleşiyor. Yılların getirdiği değişimlerden ve belirsizlik duygusundan ortaya çıkan kitap, tam da buna dair düşündürüyor insanı. Yazarın kelimeleri kullanma biçimine ve zekice yazdığı mizahi cümleleri beni mest etti. Yazarın üslubundan olsa gerek, bazı bölümlerde Emile Ajar’ın ‘Onca Yoksulluk Varken’ kitabındaki karakterlerin sıcak, içten ve yer yer mizahi diyalogları aklıma geldi. İlk başta öyle görünmese de, bu bence çok güzel bir aşk hikayesi. Çünkü unutamayacağım bir cümleye sahip : ‘’Birinin diğerini sevme nedeninin, kusurları olabileceği hiç aklınıza gelmedi mi?’’ Bayıldım!
Edebiyat & Roman
Güneşte UyumakAdolfo Bioy Casares · Everest Yayınları · 070 okunma
Puan vermedi
Emile Zola’nın Germinal kitabını okurken inişli, çıkışlı ruh hali içindeydim. Aç kaldım, umut ettim, isyan ettim, ölmek istedim, yaşamak istedim. Madende çalıştım, ciğerlerime kömür kokusunu çektim. Çocuklarımı doyurabilmek için soylu sınıfından yardım dilendim. Grev sözcüsü oldum, greve katıldım. Soylu sınıfı grevi kazandı; umut etmeyi bıraktım, kaderime boyun eğdim. Madene dönüp soylu sınıfı için çalışmaya başladım. Göçük altında kaldım, ben kurtuldum; ama arkadaşlarım öldü... Kitabın son birkaç sayfasına geldiğimde ise; kitabın bir karakteri olmaktan sıyrılıp, gerçek dünyaya dönmüştüm artık. İçimde anlam veremediğim bir acı vardı ama. Böyle umutsuz bitmemesi gerekiyor, biraz umut ışığı görsem içim rahatlayacak, kaldığım yerden devam edeceğim diyordum. Neyse ki geldi o umut ışığı, hem deöyle güzel geldi ki tam sevdiğim üslupta idi. ‘’Nisan güneşi olanca görkemiyle tahtına kurulmuş dört bir yana ışık saçıyor, doğum sancılarıyla kıvranan toprağı ısıtıyordu. Toprak ananın verimli bağrından yaşam fışkırıyor, tomurcuklar çatlayıp yeşil yaprak halini alıyor, tarlalar baş vermek için sabırsızlanan tohumların itişiyle ürperiyordu. Tohumlar şişiyor, çatlıyor, ısıya ve ışığa kavuşmak üzere toprağı yarıp dışarı fırlıyordu. Özsuyu büyük bir coşkunluk içinde hışır hışır yükseliyor, çatlayan tomurcukların sesi yeryüzünü kaplayan bitmez tükenmez bir öpücük halinde uzayıp gidiyordu’’ Bu paragrafı okurken umudum yavaş yavaş canlanıyordu. Bu sırada kulağımda yankılanan cümle ise içimdeki heyecan ve umudu tekrardan yeşertti. Kaldığım yerden devam edebilirdim artık... ‘’Dünya hep yenidir’’ dedi Coro Mena, ‘’kökleri ne kadar eski olsa da. Ursula K. Le Guin Dünyaya Orman Denir
Edebiyat & Roman
GerminalEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201914,3bin okunma