gunes genc

Puan vermedi
‘’Bu, dünyanın neden düzelemeyeceğini biliyor musun? Çünkü birinin hayalleri bir başkasının kabuslarıdır.’’ Adolfo Bıoy Casares’in okuduğum ilk kitabı oldu. Çok sıradan başlayan ve çok inanılmaz yerlere giden bir hikaye dinliyoruz kendisinden. Saat tamircisi olan anlatıcımızın karısı Diana’nın akıl hastanesine kapatılması ve sonrasında kendisine Dian’a isimli köpek edinmesiyle başlayan olayları okuyoruz. Diana (insan olan) hastaneden çıkıyor ama başka bambaşka biri olarak. Anlatıcımız onda nelerin değiştiğini gözlemlerken olaylar epey ilginçleşiyor. Yılların getirdiği değişimlerden ve belirsizlik duygusundan ortaya çıkan kitap, tam da buna dair düşündürüyor insanı. Yazarın kelimeleri kullanma biçimine ve zekice yazdığı mizahi cümleleri beni mest etti. Yazarın üslubundan olsa gerek, bazı bölümlerde Emile Ajar’ın ‘Onca Yoksulluk Varken’ kitabındaki karakterlerin sıcak, içten ve yer yer mizahi diyalogları aklıma geldi. İlk başta öyle görünmese de, bu bence çok güzel bir aşk hikayesi. Çünkü unutamayacağım bir cümleye sahip : ‘’Birinin diğerini sevme nedeninin, kusurları olabileceği hiç aklınıza gelmedi mi?’’ Bayıldım!
Edebiyat & Roman
Güneşte UyumakAdolfo Bioy Casares · Everest Yayınları · 070 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
Emile Zola’nın Germinal kitabını okurken inişli, çıkışlı ruh hali içindeydim. Aç kaldım, umut ettim, isyan ettim, ölmek istedim, yaşamak istedim. Madende çalıştım, ciğerlerime kömür kokusunu çektim. Çocuklarımı doyurabilmek için soylu sınıfından yardım dilendim. Grev sözcüsü oldum, greve katıldım. Soylu sınıfı grevi kazandı; umut etmeyi bıraktım, kaderime boyun eğdim. Madene dönüp soylu sınıfı için çalışmaya başladım. Göçük altında kaldım, ben kurtuldum; ama arkadaşlarım öldü... Kitabın son birkaç sayfasına geldiğimde ise; kitabın bir karakteri olmaktan sıyrılıp, gerçek dünyaya dönmüştüm artık. İçimde anlam veremediğim bir acı vardı ama. Böyle umutsuz bitmemesi gerekiyor, biraz umut ışığı görsem içim rahatlayacak, kaldığım yerden devam edeceğim diyordum. Neyse ki geldi o umut ışığı, hem deöyle güzel geldi ki tam sevdiğim üslupta idi. ‘’Nisan güneşi olanca görkemiyle tahtına kurulmuş dört bir yana ışık saçıyor, doğum sancılarıyla kıvranan toprağı ısıtıyordu. Toprak ananın verimli bağrından yaşam fışkırıyor, tomurcuklar çatlayıp yeşil yaprak halini alıyor, tarlalar baş vermek için sabırsızlanan tohumların itişiyle ürperiyordu. Tohumlar şişiyor, çatlıyor, ısıya ve ışığa kavuşmak üzere toprağı yarıp dışarı fırlıyordu. Özsuyu büyük bir coşkunluk içinde hışır hışır yükseliyor, çatlayan tomurcukların sesi yeryüzünü kaplayan bitmez tükenmez bir öpücük halinde uzayıp gidiyordu’’ Bu paragrafı okurken umudum yavaş yavaş canlanıyordu. Bu sırada kulağımda yankılanan cümle ise içimdeki heyecan ve umudu tekrardan yeşertti. Kaldığım yerden devam edebilirdim artık... ‘’Dünya hep yenidir’’ dedi Coro Mena, ‘’kökleri ne kadar eski olsa da. Ursula K. Le Guin Dünyaya Orman Denir
Edebiyat & Roman
GerminalEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201914,3bin okunma
Puan vermedi·
‘’Kullanacak marifetim yoksa Öyleyse biz şimdi kimiz?’’ Ursula’nın kitaplarını okuduğumda, hayata ve kendime dair sorduğum soruların, cevaplarını öğrenmeyi çok seviyorum; en zevklisi de sorularımın cevaplarını fantastik kurgu okuyarak alıyor oluşum. Kitabın konusuna kısaca anlatmak istiyorum, Ovalılar hiç tekin bulmadığı dağlarda yaşamlarını sürdürebilmeleri için, düşmanlarına marifetlerini göstermeleri gerekiyor; göstermedikleri takdirde de halkını koruyamıyor, soyları sona eriyor. Marifetlerse babadan oğla anadan kıza geçiyor. Kitabın kahramanları orrec ve gry marifetlerini kullanmak yerine; kendi hayallerinin peşinden gitmeyi tercih ediyorlar. ‘’Sence hayatımızı kazanabilir miyiz? Kazanmak zorundayız.’’ ‘’Eh en azından bir deneriz.’’ ‘’Eğer beceremezsek yabancılar arasında,tuhaf insanlar arasında olacağız.’’ Bu dağlılar açısından çok korkutucu bir şeydir:yabancılar arasında olmak. Ama nerede değiliz ki? ‘’Sen tayları eğitirsin, ben şiir okurum. Orrec ve Gray’in; dostluğunu, yoldaşlığını, birbirlerine duydukları güveni, okumaktan çok keyif aldım; Mülksüzler, Karanlığın Sol Eli ve Yerdeniz Büyücüsü’nü okurken de bu keyfi almıştım. Canım ursula iyi ki gelmişsin bu Dünya’ya. Ursula’nın çok bilinmeyen marifetler kitabını okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.Serinin ikinci kitabı olan sesleri okumak içinse sabırsızlanıyorum.
Öykü
MarifetlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 2025708 okunma
Puan vermedi
Örümceklerin yuvalandığı patika Italo Calvıno’nun okuduğum ilk kitabıydı.Çok sevdim;diğer kitaplarını da listeme ekledim. Yazar ,yirmibeş sayfadan oluşan uzunca bir önsöz yazmış ;bu önsözse Calvino’nun kendi yapıtı hakkındaki düşüncesini gösteren temel bir metin haline getirilmiş. Örümceklerin yuvalandığı patika ,bir çocuğun gözünden savaş,inanç,öfke kötülük ve yalnızlığı yalın bir dille anlatıyor. Yazar, önsözünde kitabın üslup açısından gerek duyduğu şeyiyse şöyle açıklıyor :’’Anlattığım olayların aşağısında bir düzeyde durabilmekti;hoşlandığım İtalyanca ,’’evde [düzgün] İtalyanca konuşmayan’’ kişinin italyancasıydı,kendi kendini yetiştirmiş varsayımsal bir benlik yaratıyor ,onun yazacağı gibi yazmaya çalışıyordum.’’ Kitabın kahramanı Pin’in karakterinden ve hayatından biraz bahsetmek istiyorum: Ablasıyla beraber yaşamaya çalışıyorlar.Çalışıyorlar diyorum ; Pin ablasından pek haz etmiyor.Küçük yaşta annelerini kaybediyorlar; annenin ölümden sonra, baba da giderek eve daha seyrek gelmeye başlıyor .Etrafındaki çocuklar pin’den pek hoşlanmıyorlar .Bu yüzden daha çok büyüklerle takılmayı sevse de kimi zaman,yaşıtı çocuklarlarla birlikte olmayı ,onlarla doyasıya oyun oynamayı da içten içe arzuluyor.Pin’in hazır cevaplılığı espiri yeteneği ,yaramazlığı bir de şarkı söylemesi çevresindeki büyüklerin eğlencesi oluyor. ‘’Belki bir gün Pin,kendisini anlayan ve anlayabileceği bir arkadaş,gerçek dost bulacak kendine ,işte o zaman ona ,bir tek ona örümceklerin yuva yaptığı yeri gösterecek.’’ Pin,savaşın olduğu zaman ile olmadığı zaman arasındaki farkı pek bilmiyor.Doğduğundan beri hep savaştan söz ediliyor.Gözünü savaşla açmış bir çocuk. ‘‘Arada bir dağların üzerinden uçaklar geçiyor;şehirdekinin aksine,dehlizlerle kaçmadan,durup uçakların karnına
Edebiyat & Roman
Örümceklerin Yuvalandığı PatikaItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 2024567 okunma
Puan vermedi·
Doğa Manzaralı Tablolar odasın’da bir ailenin çöküşüne şahit oldum.Şahit oldum diyorum ;çünkü,aşık olduğum yazarlardan biri olan Thomas Mann ,yine mükemmel bir roman yazmış. Öncellikle yazar mekan,çevre ve kişileri o kadar güzel tasvirlemiş ki kendimi ailenin bir ferdiymişim gibi hissettim.Tüm karakterliyse sanki uzun yıllardır tanıyordum. Romanın konusuna gelecek olursak ; Buddenbrookler,Kuzey Almanya’da tahıl ticaretiyle uğraşan burjuva bir ailenin birkaç nesil boyunca yaşadıklarına odaklanıyor.Doğumlar,evlenmeler,boşanmalar,hastalıklar,ölümler,başarılar,başarısızlıklarla, Buddenbrookler,değişen topluma ve bu yeni topluma ayak uydurmayan geleneksel bir aile tablosu çizer.Roman bu ailenin kaçınılmaz çöküşe doğru hızla yol alışını anlatır. Kitapta net bir ana karakter olmasa da kitabın ana karakteri Thom Buddenbrook gibi anlatılmıştı.Çünkü hem ailenin hem şirketin başında olan kişi Tom’dur.Büyük kararlar alınırken mutlaka onun fikri geçerlidir.Ailenin diğer fertlerininde görüşü alınsada son karar yine tom’un oluyordu. Kitapta Favori karakterim ; Tom’un oğlu hannoy’du.Hanno hastalıklı ,çelimsiz ,yaşam enerjisi düşük ve hassas bir çocuktur.Yürümeyi ,konuşmayı geç öğrenir. Okula gitmekten,ödevlerini yapmaktan hoşlanmaz.Aile, geleneğini sürdürebilecek özelliklere sahip değildir.Annesinin desteğiyle müzikle ilgilenmeye ,özel dersler almaya kendisinde sadece müzikle ifade etmeye başlar.Bu durumdan da sadece annesi memnundur diğerleri ise hanno’ya sırt çevirir. Çok etkilendiğim ve hüzünlendiğim bölümlerden biriyse; Hanno’nun, ölmeden önce, piyanoda çaldığı parçayı okuduğum kısımdı.Yazar bu kısmı o kadar iyi anlatmış ki ;müziğin,inişçıkışlarını hanno’nun mutsuzluğunu yaşıyormuş ve dinliyormuş gibi hissettim.Ben bu tasvire ,Thomas Mann farkı diyorum. Romanın bende
Edebiyat
BuddenbrooklarThomas Mann · Can Yayınları · 20151,917 okunma