İnsan her ne yaşarsa yaşasın ve tanıştığı insanlar ona ne yaşatırsa yaşatsın yeni insanlarla tanışma hevesini, o kamçılayıcı isteği taşıdıkça diri kalıyor. Diri kalmak iyidir, diri kalmak candır, canlılıktır, batan güneşi görünce ertesi günün doğumunu düşleyip heyecanlanmaktır.
Türkiye fikir değil, hayâl memleketidir. Âlimleri çok az, şâirleri pek boldur. Bize hürriyet ve demokrasi ilim yoli(y)le değil, Namık Kemal'in şiirleri(y)le girmiştir.
Fakat Rönesansı hazırlıyan büyük düşünce kalkınmasının başlangıcı onbeşinci yüzyıla değil, on birinci yüzyıla bağlanmalıdır. Bu hızlanışta Farabi ve İbni Sina gibi Türk düşünürlerinin rolü başta gelir.
Kâinat ya tesadüfen veya Allah'ın eseridir. Tesadüfün eseri olabilmesi için atomdan sayısız yıldızlara ve galaksilere kadar onu vücuda getiren ve en büyük rakamlarla bile ifadesi imkansız derecede çok sayıda elemanın (unsurun) yan yana gelmesini sağlayan bitip tükenmez tesadüflerin birleşmesi lazım. Allah'a inanmanın buna inanmaktan çok daha makul olduğunu göstermek için şöyle bir misale başvurulur: bir maymunun önüne bir yazı makinesi koyunuz. Tuşlara rast gele vurmaya başladığını farzediniz. Maymun, kaç milyon, kaç milyar kere vurmalıdır ki, rast gele yan yana gelen harflerden Shakespeare'n eserlerinden biri meydana gelsin?