Akşam güneşinin son ışıkları parçalanıp dağılırken,küçük bir çiftlik evinin bacasından yükselen dumanlar gökyüzünde dans ediyordu.
Gübre taşıyan bir adam geçti yanımdan, yükünden gacır gucur sesler geliyordu.
Uçsuz bucaksız toprakların gürbüz göğsünü sergileyişini izliyordum. Davetkâr bir çağrıydı. Bir annenin yavrusuna seslenişi gibi,topraklar geceyi çağırıyordu.