Ben ya da dünyanın bütün insanları, hangi teoriyle olursa olsun, hatta dünyanın yaratılışından bu yana hepsi bunu zorunlu görmüş olsun; biliyorum ki, bu zorunlu değil, köklü bir şeydir. Ve neyin iyi ve zorunlu bir şey olduğuna hüküm verecek olan da hakimlerin ve insanların söz ve hareketleri değil, ilerleme de değil, kalbimle birlikte benim.
Çevresindeki çoğunluk nasıl yaşıyorsa, öyle yaşıyor insan; herkes inanç esaslarıyla ortak olmayan, çoğunlukla ona ters düşen ilkelere bağlı olarak yaşıyor; inanç öğretisinin hayatımızda yeri yok, ne başka insanlarla olan ilişkilerimizde rastlıyoruz ona, ne de bizzat kendi hayatımızda onunla alışverişimiz oluyor, inanç esaslarını herhangi bir yerde, hayattan uzakta ve ondan bağımsız olarak kabulleniyoruz.
İnsan çıkmaza düşmeye görsün… Hiç kurtulamayacağını sanıyor. “Kara bir bulut gibi. İçinde debelenir durursun. Hiç çıkamayacak gibi… Oysa her bulutun dışında, güneş vardır, ışık vardır. Önemli olan, çıkış yolunu bulabilmek.”