Bir aşk düşün... Asırlardır imanla yaşanıyor, Ne fırtına söndürmüş közünü, ne zaman soldurmuş gülünü. Duayla başlar her nefesi, Sabırla örülür her gecesi. Bir secdedir kalbi, bir ahittir sözü, Ölüm bile ayıramaz aşıkla Maşuğu.. Kökü toprağın derininde, dalları arşta, Adı Leyla olur bazen, Mevla aşkına bir yakarışta. Bir aşk düşün, sığmaz mısralara, Çünkü o, imanla yazılmış alnımıza. Bir aşk düşün... Asırlardır imanla yaşanıyor, Ne ayrılık bilmiş ne veda. Her hicranda vuslat saklı, Her suskunlukta bir dua. Göz göze gelmeden sevilmiş, Kalp kalbe değmeden bilinmiş. Bir tek “Hû” demiş de, Kâinat o sese huşu içinde eğilmiş. Çölde Mecnun olmuş, dağda Ferhat, Kerbela’da susuz, yine de tok. Sevmiş de şikâyet etmemiş, Yaradan’a varmış yolu, en son durak.
Edebiyat
îcar tu bêje keremke bêje gelo hê li wir î ?
Kurdî
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Allah Teâlâ’dan Başkasına Nida Etmenin Kısımlarının Açıklanması ​Bil ki! Allah Teâlâ’dan başkasına yapılan nida (sesleniş) beş kısımdır: ​ Bir peygambere veya ondan başkasına keşif yoluyla (manevi bir müşahede ile) seslenmek; bu caizdir. ​ Meleklerin, o selamı kendisine ulaştıracağına inanarak, özellikle salat ve selam lafızlarıyla nida etmek; bu caizdir. ​"Allah Teâlâ’nın bu seslenişi ona ulaştırması mümkündür" şeklindeki bir zan üzerine seslenmek; bu durum şirk şüphesi/vehmi uyandırır. ​ Kişinin, ona duyduğu aşırı aşk ve sevgiden ötürü, onu karşısında hazır ve kendisine hitap edilen bir konumda varsayarak (gıyabında) seslenmesi; bu, şirk şüphesi uyandırmaz, bilakis (edebiyatta ve gelenekte) bilinen ve uygulanan bir durumdur. ​Seslenilen varlığın gaybı bildiği veya her şeyi kuşatan (küllî) bir ilme sahip olduğu inancıyla nida etmek; işte bu, apaçık bir şirktir. Şirk ve bidat ehlinin adetlerinden/sembollerinden kaçınmak vaciptir. Çünkü her şeyi kuşatan (küllî), kendinden olan (zatî) ve mutlak daimi olan ilim, yalnızca Allah Teâlâ’ya mahsustur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları O'ndan başkası bilmez." (En'âm, 59). ​İmam Buhârî (r.h.) de senediyle Hz. Peygamber’in {s.a.v.}) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Gaybın anahtarları beştir, onları Allah'tan başkası bilmez: 'Şüphesiz kıyamet saatinin bilgisi Allah katındadır. Yağmuru O indirir, rahimlerde olanı O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Ve hiçbir kimse hangi toprakta öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.' (Lokmân, 34)"
MEHDİ GELİNCE DERTLER BİTECEK Mİ?
İnsanlarda hep bir anda "sihirli dokunuş gibi aniden düzelecek her şey" beklentisi var. "Mehdi gelecek her şey düzelecek" ya da "Halifemiz başımızda yok, hilafet gelecek tüm dertler bitecek" zihniyeti var. Biz vazifemizi yapmıyorken kim gelirse gelsin ne her şey düzelecek ne de tüm dertler bitecek! Üstâd Bediüzzaman Said Nursî'nin ifadesiyle: "Hâl-i âlemin salahını temenni ediyorum, dua ediyorum ve ehl-i dünyanın ıslahını arzu ediyorum; fakat irade edemiyorum, çünkü elimden gelmiyor. Bilfiil teşebbüs edemiyorum; çünkü ne vazifemdir ne de iktidarım var." (Mektubat, s. 69) Israrla Mehdilik meselesini soran birisine Zübeyir Gündüzalp Ağabey'in şu cevabı gayet mânidârdır: "Kardeşim sen hizmetini yap! Mehdi gelsin, seni vazife başında görsün!" (Zübeyir Gündüzalp, s. 344) Mehdi ile ilgili bir soruya da Mehmed Feyzi Efendi şöyle hikmetli cevap vermiştir: "Mehdi'yi ne edeceksin?! Dün geçti, yarın da ne olacağı belli değil. Elimizde Kur'ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîfler var. Ona göre șu andaki görevin ne ise onu yapmaya bak!" [Nakleden: H. Hâfız Sıdkı Tabakoğlu, Mehmet Feyzi Efendi'den Hatıralar (2 Cilt Takım) - 2 (Karanlıktan Nura), s. 78] Bizler de "insan kendi vazifesini yapıp Cenâb-ı Hakk'ın vazifesine karışmamalı." (Lem'alar, s. 131) hakikatine tâbi olmalıyız. Mehdi, hidayete vesile olan ve doğru yolu gösteren demektir. Bizler de insanların imanına, hidayetine vesile olursak; Mehdiyet hareketine dâhil oluruz. Mühim olan da bu değil midir? "Allah’a yemin ederim ki, senin sayende Allah’ın bir tek kişiye hidayet vermesi senin için, kırmızı develerin olmasından daha hayırlıdır." (Buhârî, 7/3468, Müslîm, 2406/34) hadîsi bizlere yol göstermektedir. O hâlde __Mehdiyetin hakikatini anlayıp bizler İman ve Kur'ân hakikatlerine sarılıp okuyup anlayıp hayatımıza tatbik edip başkalara da vesile olmaya bakalım. Rabbim bizleri
1000Kitap
aşağıda yer alan yazdığım haberdeki h.k.g.yi yeğenin, çocuğun, kardeşin yerine koyup bana alıntıladığım iletinde yazdığın merkezinde yorumlar mısın sayın A.Hüsrev ? yorumun için şimdiden teşekkürler.. 6 yaşındayken 29 yaşındaki bir müritle imam nikahı kıyılan h.k.g. ifadesinde cinsel istismarın kendisine bir oyun gibi gösterildiğini anlatır. iddianamede yer alan bilgilere göre 6 yaşındayken h.k.g.ye gelinliğe benzeyen beyaz bir kıyafet giydirilir. daha sonra h.k.g.ye kadir istekliyi gösterip, 'o artık senin kocan' derler. kadir istekli de 6 yaşındaki çocuğu bir fotoğraf stüdyosuna götürür.. yıllar sonra ifadesinde h.k.g. imam nikahı kıyıldıktan bir gün sonra yaşadıklarını şöyle anlatır: 'kadir, vücudumu okşadı, ayaklarıma sürtünüp daha sonra ayaklarıma boşaldı. ben ağladım. kadir evlendiğimizi söyledi. annem, babam nasıl evliyse bizim de evli olduğumuzu anlattı. 'sen benim karımsın, ben senin kocanım' dedi. 'evliler böyle oyunlar oynar ama bu oyun kimseye söylenmez.. bak annenle baban kimseye söylemiyor..' dedi. annem ile babam kadire 'damadım' diyordu.. iddianamede yer alan bilgiye göre bir yıl sonra h.k.g., anne ve babasıyla memleketleri sakarya-sapancaya gitti.. kadir istekli de aileyle birlikte gitti. sapancadaki evlerinin ikinci katında kadir istekli, h.k.gye tecavüz etti. istanbul-çengelköydeki evlerine döndüklerinde tecavüz devam etti. iddianameye göre anne önce karşı çıktı. ancak babası yusuf ziya gümüşel, annesinin evde olmadığı günlerde h.k.gyi karşı dairedeki kadir istekliye teslim etti. annesi h.k.gnin saçlarını tarayıp kadir isteklinin yanına gönderiyordu. h.k.gnin babası, 2011de sancaktepede büyük bir külliye kurmaya başladı ve oraya yerleştiler. küçük çocuğa 13 yaşındayken nişan, 14 yaşına geldiğinde ise düğün yapıldı. düğünden sonra kadir ile h.k.g.

A.Hüsrev

@AHusrev
·
Şeriat, insanların ümidini kestiği bir zamanda gelecek.