Resûlullah Efendimiz'e (s.a.v), "Sana en güçlü şekilde iman eden kimdir?" diye sorulunca şöyle cevap verdi: "Beni görmediği halde iman etmiş olan mümin, bana olan sevgisini, sadakat ve şevkle göstermiş demektir. Bu kişinin en belirgin özelliği, beni görmek için sahip olduğu her şeyi feda etmeye hazır olmasıdır. Yer dolusu altını olsa, beni görmek için onları feda eder. Çünkü bu kul, bana gerçekten inanmış ve bana olan muhabbetinde ihlâs sahibi olmuştur. Senderüsî, Keşfü'l-İlähi, 2/650; Halebî, Mevsüâtül-Ehâdis, 6/494 (h. nr. 16015).
Resulullah Efendimiz'e (s.a.v) gönul ehli, vefa sahibi olan Ali Muhammed'in belirgin bzelliklerinin neler olduğu sorulunca şöyle buyurmuştur: "Benim muhabbetimi sevilen her şeye tercih etmek ve gönullerinin benim hatıramla meşgul olması ve bana çokça salavat getirmeleri, onlwrın Allah'1 zikretmekten sonra gelen en belirgin özelliklerindendir. ' Senderüsi, Keşfü'l-İtâhi, 2/649; Halebî, Mevsüâtü'l-Ehâdis, 6/494 (h. nr. 16014)
Reklam
Yine bir defasında Resûlullah Efendimiz'e (s.a.v), "Ne zaman kâmil bir mümin veya sadık bir mümin olurum?" diye soruldu. Resûl-i Ekrem (s.a.v), "Allah'ı sevdiğin zaman" buyurdu. "Peki, Allah Teâlâ'yı nasıl serim?" denildiğinde de şu cevabı verdi: "Allah Resûlü'nü sevdiğin zaman!" "Allah'ın Resûlü'nü ne yaptığım zaman daha çok sevmiş olurum?" sorusuna ise şöyle cevap verdi: "O'nun Resûlü'nün yoluna tâbi olur, sünnetini işler, onun sevdiğini sever, buğzettiğine buğzeder, dostluk kurduğu kimseyle dost olur, düşmanlık yaptığına da düşmanlık edersen, onu sevmiş olursun. Zira insanlar iman konusunda farklı farklıdır. İnsanların imanlarındaki olgunluk, bana olan sevgileri ile ölçülür. Aynı şekilde insanlar küfür konusunda da farklıdırlar. İnsanların küfürlerinin derecesi de bana olan düşmanlıkları ile ölçülür. Dikkat edin! O Peygamber'e muhabbeti olmayanın imanı yoktur! Dikkat edin! O Peygamber'e muhabbeti olmayanın imanı yoktur! Dikkat edin! O Peygamber'e muhabbeti olmayanın imanı yoktur!" Senderusi, K e~ru·t-ilahi, 21647; Halebi, MevsualLJ'l-EhMis, 61493 (h. nr. 16013).
TÜM ZAMANLARIN EN İYİ 100 ROMANI-THE GUARDIAN
The Guardian gazetesinin dünya çapında 170'ten fazla yazar, eleştirmen ve akademisyenin (aralarında Elif Şafak'ın da bulunduğu) oylarıyla belirlediği "Tüm Zamanların En İyi 100 Romanı" listesi sıralı olarak aşağıda yer almaktadır. 1 Middlemarch George Eliot 2 Sevilen (Beloved) Toni Morrison 3 Ulysses James Joyce 4 Deniz Feneri (To the Lighthouse) Virginia Woolf 5 Kayıp Zamanın İzinde Marcel Proust 6 Anna Karenina Lev Tolstoy 7 Savaş ve Barış Lev Tolstoy 8 Jane Eyre Charlotte Brontë 🌹 9 Gurur ve Önyargı (Pride and Prejudice) Jane Austen 10 Madam Bovary Gustave Flaubert 11 Muhteşem Gatsby F. Scott Fitzgerald 12 Kasvetli Ev (Bleak House) Charles Dickens 13 Emma Jane Austen 14 Mrs. Dalloway Virginia Woolf 15 Moby Dick / Beyaz Balina Herman Melville🌹 16 1984 George Orwell🌹 17 Yüzyıllık Yalnızlık Gabriel García Márquez🌹 18 İkna (Persuasion) Jane Austen 19 Tristram Shandy Beyefendi'nin Hayatı ve Görüşleri Laurence Sterne 20 Uğultulu Tepeler (Wuthering Heights) Emily Brontë🌹 21 Bir Hanımefendinin Portresi Henry James 22 Parçalanma (Things Fall Apart) Chinua Achebe 23 Geceyarısı Çocukları Salman Rushdie 24 Günden Kalanlar Kazuo Ishiguro 25 Lolita Vladimir Nabokov 26 Don Kişot Miguel de Cervantes🌹 27 Dava Franz Kafka🌹 28 Karamazov Kardeşler Fyodor Dostoyevski
1000Kitap
Etiler
Çivi Yazılı Kaynaklara Göre TÜRKÇE-ETİCE-HURRİCE ARASINDAKİ BAĞLAR Üzerinde Yeni Araştırmalar Dr. MUSTAFA SELÇUK AR Türkçe-Etice-Hurrice arasında mevcut olduğunu gördüğüm bağların ve bu bağları ihtiva eden kaynakların bir kısmını anmış ve. ileri attığım fikirlerimi bundan sonra yapılacak tetkiklerle elde edilecek vesikaların kuvvetlendireceğini belirtmiştim. Bu arada bugün elimizde bulunan ve Boğazköyde elde edilmiş olan çivi yazılı tabletlerin büyük bir kısmının üzerine, yazılmış olan yazıtlarda kullanılmış olan dilin Eti devleti zamanında bir yazı dili olarak kullanılmış olduğunu ve Eti devletinin asıl konuşma, dilinin bu yazı dili üzerine tesir yaparak izler bırakmış olduğunu söylemiş, bu konuşma dilinin yazı dili üzerindeki izlerini nelerin teşkil ettiğini de izah etmiştim. Şimdi gerek bu noktaların ve gerekse Türkçe ile "Hurrice arasındaki bağların izahlarını daha, ziyade kuvvetlendirecek olan ve yeni araştırmalarımda elde ettiğim neticeleri burada ele almak istiyorum. Bundan sonraki, araştırmalarımda da fikrimi teyit eden misal ve delilleri buldukça onları da yavaş yavaş yayınlamak emelindeyim. a) Mevcut vesikalara göre Eti devletinin konuşma dilinin Türkçe olduğunu ve bu konuşma dilinin Eti hakanlarının icraatlarını yazdırmak için kullanmış oldukları yazı dili üzerine tesir ederek izler bıraktığını kabul ediyoruz. Bu izlerden biri, isimlerin "-in„ hallerinin teşkilinde kendini göstermektedir. Nasıl ki,.bugünkü Türkçemizde, isimlerin "-in„ hallerini teşkil etmek için kullandığımız ismin sonuna bîr "-in„ eki getirmekte isek aynı hali Etilerin yazı dillerinde teşkil etmek için de gene o ismin sonuna ''-an;, ekinin getirilmekte olduğunu görmekteyiz. Türkçemizdeki bu ''-in„ eki isimlerin gerek çoğul gerekse tekil hallerinde daima aynı kalır, hiç değişmez. Aynı
Bugün 13 Mayıs 2026 Dahvu'l-Arz günüdür. DAHVU'L-ARZ NEDİR? Dahvu’l-Arz (Arapça: دحو الأرض), bazı rivayetlere göre yeryüzünün (yerkürenin) yayılıp döşendiği gündür. Zilkade Ayının 25. Günü olan Dahvu’l-Arz günü, dini açıdan faziletli ve önemli günlerden sayılmaktadır. Bugünde dua, zikir ve oruç gibi bazı ibadetlerin yapılmasına vurgu yapılarak tekit edilmiştir. Etimoloji Dahvu’l-Arz, Kur’an ve hadis bilimi terimlerindendir. “Dahv” kelimesi, sermek, yaymak, ve bir şeyi kökünden kazımak ve sökmek anlamına gelir. “Dahvu’l-Arz” bileşimi ise yeryüzünün (yerkürenin) yayılıp döşenmesi anlamındadır. Dahvu’l-Arz’dan maksat, yayılıp döşenmiş kuru zeminin sudan dışarı çıkmasıdır. Bazı rivayetlere ve eski İslami kaynaklara göre, yeryüzü ve zemin ilk önce sularla kaplıydı, sonra (sulardan) kurumuş zemin sudan dışarı çıkmıştır. Sulardan arınmış ve kurumuş yeryüzünün ortaya çıktığı güne (veya başladığı gün) Dahvu’l-Arz günü denmektedir. Nakledilen bazı tarihi rivayetlere göre, yeryüzünde kendini ilk gösteren ve dışarı çıkan yer Mekke ve Kâbe’dir. Dahvu’l-Arz gününün gerçek anlamı ve bu rivayetlerin senetlerinin sıhhati hakkında bazı anlaşmazlıklar ve kuşkular bulunmaktadır. Dahvu’l-Arz’ın Tarihi ve Olaylar Tıpkı rivayetlere ve fıkıh kitaplarına göre Dahvu’l-Arz günü, Zilkade ayının yirmi beşinci günüdür ve o gün oruç tutmak müstahaptır. Bazı eski kaynaklara göre, Dahvu’l-Arz günü İran aylarından Mehr’de (23 Eylül - 22 Ekim tarihleri arasında) gerçekleşmiştir. Rivayetlerde bugünde bazı büyük peygamberler hakkında bazı tarihi olaylar nakledilmiştir. Örneğin ilk semavi rahmetin Hz. Âdem (a.s)için nazil olması, Hz. Nuh’un (a.s) gemisinin Cudi dağına oturması, Hz. İbrahim ve Hz. İsa’nın (a.s) Zilkade ayının yirmi beşinci gecesi dünyaya gelmesi gibi. Kur’an’da Dahvu’l-Arz Kur’an-ı
Reklam
Reklam