Kendine, sanki gözleri artık onun gözleri değilmiş, kendisi sanki gözlerinin arkasında oturuyormuş da ölü, yuvarlak pencerelerden bakar gibi o gözlerden dışarı bakıyormuş gibi geliyordu.
Çünkü burda her şeye değer katan mutsuzluk ve keder var. Beni bile güzel gösteren bir gölge var üzerimde, tebessüm edecekken hatırladıklarım var, yiyecekken elimi uzatamadıklarım, kaybettiklerim var.
Kat kat evlerin, şehir dehlizlerinin üstünde gezdim toprak diye. Kulağımı yapıştırdım yere, çoğu kez taşlara arkasından baktım, dağlara yarılan yerlerinden, sulara köpürdüğü yerden, insana delirdiği yerden.