"Dudaklarından dökülen sözcükler değildi, sözden daha güzel seslerdi, öyle dokunaklı, õyle sevecen; gel gör ki, döşeğimde yatarken, yüreğimi
delen bir düșünce, beni kılıç gibi yaralayan, çiçeği yiyip bitiren bir solucan gibi bir düşünce aşkımın kutsallığına leke düşürdü. Evet, bunlar çok güzel seslerdi, insan sevecenliğinin esinlediği seslerdi de, güzelliği insanca mıydı?"
Sayfa 40 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Aşk bir öfke gibi yanıyordu içimde;
sevecenlik yangına dönmüştü; ondan nefret ediyor, ona tapınıyor, ona acıyor, cezbeye tutulmuşcasına tapıyordum
ona. Sanki beni bir yandan ölü şeylere bağlıyordu, bir yandan da saf ve merhametli Tanrı'mıza bağlıyordu: Zalim
ve ilahi ve yeryüzünün hem masumiyetine hem de azgın güçlerine yakın düşen bir şey."
Sayfa 37 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Artık suskunluğun zincirlerini kırmalı, dili çözülmeli, hayvanların aşkı gibi yalnızca bakışlarda kalmamalıydı; artık cesaretimi toplamalı ve kusursuz insan ilişkisinin hazlarını tatmalıydı."
Sayfa 32 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Öte yandan, gözlerimin içine bakan gözlerinin derinliklerindeki tutku ve hüznü, şiirsellik ve umut ışıltılarını, umarsızlığın karaltılarını ve bu dünyanın ötesine uzanan düşünceleri okuyabiliyordum. Vücudu olağanüstü güzellikteydi, o vücuttaki ruh çok daha değerliydi. Bu eşsiz çiçeği bu hoyrat dağlarda sessiz sedasız solup gitmeye mi terk edeydim? Bana gözlerinin o anlamlı sessizliğinde sunulan bu yüce armaganı hor mu göreydim? Karşımda
hapsedilmiş bir ruh duruyordu: o zindanı yerle bir etmeli miydim?"
Sayfa 31 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu