Giderek üzdün bizi Hermann
10/10
·167 syf.··
2025 103. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 22:59
Uzun zaman sonra şöyle saran bir kitap okumamıştım. Hele ki son bölümler o kadar üzücüydü ki sol bademcik şişti resmen üzüntüden. Şimdi durum şöyle, ana karakterler çok iyi entegre edilmiş kitaba. Bay Veraguth ve Bayan Veraguth iki çocuklu mutsuz ve durağan bir evlilik sürdürüyor. Büyük oğlu Albert Bay Veraguth ile arası iyi değil. Babasına karşı oldukça hırçın biri çünkü bizim Albert müzikle ilgileniyor babası da müziği sevmiyor. Haaa bahsetmeden edemeyeceğim bu bizim Bay Veraguth ressam ve ünlü biri ama 'anguth' . Ailesine zaman ayırmak yerine sürekli resim yapmakla meşgul ve onları geçiştirip duruyor. Albert ile arası bozuk karısıyla zaten konuşmuyor bile. Aradan epey zaman sonra Veraguth'un arkadaşı Otto çıkageliyor. Bizim anguth oldu bir yaşam canlısı, şaraplar gezmeler tozmalar havada uçuşuyor. Bu Otto da bizimkine demez mi gel bu hayattan Hindistan'a gidelim orda yeni bir hayat kur falan. Ama Bay Veraguth'un küçük oğlu Pierre'e bir düşkünlüğü var. Aslında o evde sevme ihtimali olarak bir tek Pierre kaldı. Yani babası Pierre onu sevsin istiyor. Bay Veraguth eşiyle boşanma aşamasında Pierre biraz büyüsün evli evine köylü köyüne olacak . Ama sonra öyle bir şey oluyor ki... Sonu anlatılmaz yaşanır. Buyrun okuyun görün :)
1000k
RosshaldeHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 2015846 okunma
7/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 37. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 17:34
kitabımız yeni bir dünyada geçiyor. birinci dünya dedikleri bizim dünyamız sular altında kalmış ve artık çok az kara parçası varken ikinci dünyada Ark denen yeni bir ulus doğmuş. adalardan oluşan Ark, kendisini yeni dünyayı koruyan iyi bir ulus olarak görüyor. yanlarına almaya değer görmedikleri diğer insanlar, etrafındaki yüksek kayalarla sulardan korunan bir ovaya yerleşmişler, bunlar da Kayalılar. bir de Gezginler var. kendilerine ait bölgeleri olsa da bunlar esasında korsan. ikisi Kayalı, ikisi Ark'a ait ve biri de Gezgin olan beş baş karakterimiz var. hepsi farklı yerlerde başlayıp aynı noktada mecburen bir araya geliyorlar. şimdi: konu gayet güzel, akış çok iyi. kitabın akıcılığı gerçekten takdir edilesi ki bu bir artı. kitabı bitirmiş olmam beni tanıyanlar için çok şey söylüyor. normalde en ufak saçmalıkta, hatada bırakan birisiyim. Hainin Mührü, söyleyeceklerime rağmen düzgün bir Türkçesi olan, saçmalamayan ve cringe etmeyen bir dile sahip. bu beni gerçekten şaşırttı, yalan söylemeyeceğim. bir beklentim yoktu açıkçası. o yüzden hayal kırıklığı yaşamadım, aksine mutlu oldum. fakat kitabın içerisinde çok ciddi bir virgül sorunu var. bu yazarın hatası mı bilmiyorum ama öyleyse bile editör ve son okumacı ne yapıyordu? benim gözüme deli gibi virgüller olsun, hatalar olsun batarken bu kişiler nasıl bunu göremedi? virgüllerden dolayı kitabı neredeyse bırakıyordum, hiç şakam yok. okumamı, akışı çok baltaladı. bir ara kitaba karşı komplo mu kuruldu diye bile düşündüm. çok büyük bir sorun. bunun haricinde bazı yerlerde kalıp hataları gözüme çarptı. eksik ya da yanlış yazılmış ekler de çok fazla olmamalarına rağmen varlar. devam edelim. Kayalı ve Gezginlerin çocuklarına isim değil lakap vermesi meselesini sevdim ama, tamam çok güzel, peki soruyorum: neden kolu olmayan
Hainin Mührü 1Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 2025449 okunma
Reklam
sorun bizde değilmiş
Puan vermedi·224 syf.··
2025 7. kitabı
·
92 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2025 21:28
Bu kitabı okurken şunu fark ettim: Erkekler gerçekten başka bir yazılımla çalışıyor. Yani “ne düşündüğünü söyle” diyorum, cevap: “Hiçbir şey düşünmüyorum.” Meğer adam gerçekten hiçbir şey düşünmüyormuş! Beyinlerinde “hiçbir şey kutusu” diye bir şey varmış, bizde yok. Adalet mi bu? Kitap boyunca her bölümde “haaa ondan böyleymiş!” diye aydınlanma yaşadım. Yıllardır dert ettiğimiz çoğu şey aslında sistemsel arıza değil, fabrika çıkışlıymış. Bilim böyle diyorsa bize de gülüp geçmek düşer. Tüm hemcinslerime tavsiyem: Bu kitabı okuyun, sonra gidip eşinize/erkek arkadaşınıza bir daha bakın… büyük ihtimalle ilk defa anlamış gibi olacaksınız
Düşünce
Kadın Beyni Erkek BeyniSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201912,3bin okunma
Yılın zortu
1/10
·648 syf.··
2025 16. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2025 02:16
İNCELEME HAKKINDA UYARI: 1- Spoiler içerir. 2- Oldukça uzun ve ayrıntılıdır. Abartıldığı kadar iyiyse övmek, abartıldığının birazı kadar bile iyi değilse gömmek için okuduğum kitaplardan bugün Quicksilver ile beraberiz. İncelemenin başlığından da anlaşıldığı üzere kitabın tam bir “zort” olduğunu söyleyebilirim. Gömülecek o kadar çok şey var ki (kitabın tamamı desem???) birbirine karıştırmadan nasıl yazacağım bilmiyorum. Ana karakterden başlayarak bodoslama dalacağız artık, napalım? Ana karakterimiz, aynı zamanda hem mavi gözleri ve kuzguni saçlarıyla çok güzel hem de davranışlarıyla tam bir baddie olan Saeris; Zilvaren’in en usta hilebazı, aynı zamanda harika dövüşüyor ve oldukça agresif (+ yatakta bir harika). Öyle ki hana girdiği anda herkesin gözleri ona döner ve etrafta dedikoduları dönmeye başlar. Adını bilmeyen yoktur. Şehirdeki en kötü şöhretli kumarbaz, dolandırıcı ve kaçakçı olan kötü kalpli ama bir o kadar da yakışıklı Carrion Swift’le yatar. Konuşurlarken adamı sürekli olarak tersliyor ve ondan nefret ediyor gibi davranıyor olabilir ama aynı zamanda ne kadar etkileyici biri olduğundan da bahsetmesi de bu işin tuzu biberi elbette. Bakır saçlı, mavi gözlü, güzel yüzlü, geniş omuzlu, özgüvenli ve elbette o kadar uzun ki her zaman ortamdaki en uzun kişiden bile EN AZ OTUZ SANTİM uzun. Ama bu erkeğimiz hikayemizin ana erkek karakteri değil. Bunu anlamak için saç rengine bakmanız bile yeterli. Dikkat ederseniz siyah değil, bakır. Karanlık bir aurası yok, daha çok etrafına ışık saçıyor gibi görünüyor. Kendisi kitapta bayağı gördüğümüz bir karakter ama bunu ayrıntılı olarak sırası geldiğinde konuşacağız, o yüzden ismini aklınızda tutun. Şimdi kendisine küçük bir ara verip tekrardan ana karakterimize odaklanmamız gerekiyor. Kendisi anlat anlat bitmiyor
QuicksilverCallie Hart · İndigo Kitap · 2025329 okunma
"Çiviler ağzına batmaz mı senin?"
Puan vermedi·360 syf.··
2025 29. kitabı
Bir Refik Halid kitabını daha kitaplığımın okunmuşlar rafına kaldırıyorum. Bir dememe rağmen aslında bir değil iki kitap sunmuş bize İnkılap Kitapevi. Herkesçe malum olan Gurbet Hikayeleri'ni okuyacaklara Yer Altında Dünya Var romanı hediye etmişler gibi geldi bana. Anlayamadım başta! Neden, hikayeler ve roman iki ayrı kitap olarak basılmadı!? Kitaptaki on dört hikaye doksan dokuz sayfada neticeleniyor ve ardından iki yüz elli sayfalık romanımız geliyor. Yayınevi böyle uygun görmüş ama nedenini bilemedim açıkçası. Hikayelerle romanın ortak yanını düşündüğümüzde; her ikisinde de baş kahramanın İstanbul hasretiyle yanıp tutuşan bir Türk olarak elden çıkmış Osmanlı topraklarında yaşadığı maceralar ve yaptığı gözlemlerin konu edinildiğini görüyoruz. Sanırım bu benzerlik dolayısıyla yayınevi romanı da hikayelerin arasına dahil etme ihtiyacı hissetti. Peki neler sunuyor bize bu güzelim kitap? Memleket hasreti efendim, hem de iliklerimize kadar. Kitabı okurken İstanbul'da olmama rağmen, İstanbul'u özlediğimi fark ettim. Ne duruyorum evde, çıkıp sokağa dolaşmalıyım şehrimi diyerek; neredeyse sokağa atılacaktım ki son anda kitabı bitirsem iyi olur düşüncesiyle zor zapt edebildim kendimi. Eeee insanoğlu işte... Şeylerin kıymetini, şeysizlikte anlıyor ve memleket, memleketsizlikte değere biniyor. Bahsini pek fazla yaptık; Refik Halid sürgünde yazmış eserlerinin birçoğunu diye. Peki, neden sürülmüş? Çünkü muhalif, hem de her şeye. Yeter mi, sürgüne bu sebep? Yetmez! Peki, başka ne yapmış? Milli Mücadele ve Mustafa Kemal karşıtı yazılar yazmış. Hem de Milli Mücadele döneminde... Bununla yetinmemiş ama Karay. Müdürü olduğu Posta-Telgraf Genel Müdürlüğü imkanlarını kullanarak milliyetçilerin haberleşmesini engellemiş ve Milli Mücadelemizi sekteye uğratmaya çalışmış.
Gurbet Hikayeleri / Yeraltında Dünya VarRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 20242,001 okunma
Ne anlattın şimdi sen yazar?
6/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
Bu eser hakkında şöyle bir inceleme yapmak istiyorum. Biraz sert olacak ama çokta kıyamıyorum. Eser bir gazetecinin öldürülen genç bir kızın cinayetini haber yapması ile başlıyor. Diyorsunuz ki haaa kitap sonuna kadar böyle bu olayın altından neler çıkartacak ve neler olacakla devam eder? Ama hiçte öyle olmuyor gazeteci aile içi işlenen cinayetin sorumlusunu buluyor, komisere söylüyor. Ve katil gazetecinin peşine düşüyor. Gazeteci başka bir yerden de peygamberlerin hayatını anlatmaya başlıyor eser içinde eser okuyor, rüya içinde rüya görüyor, gazeteci bir tarihçiyi seviyor hayatlarını birleştirmek istiyor ama uyduruk triplere giriyorlar. Burası gereksiz ayrıntılar… Sonra peygamberler tarihi devam ediyor. Bu başta olan olay bir hırsızlık olayıymış ve ölen kız meğer amcası oğlunun yaptığı hırsızlığa şahit olmuşmuş ondan öldürülüyor. İşte saçma olmuş bu cinayet ne diye kitaba dahil oluyor? Anlamadım. Yani demek istiyorum diyemiyorum çünkü içinde peygamberler tarihini anlatıyor o yüzden çok kötü yorum yapamıyorum. Ama beğenmedim onu söylemek istiyorum. Okumayın arkadaşlar böyle kendini yazar sanan insanları okumayın yani ne yapmak istemiş belli değil tüm tuşlara basmış yazar. Mansiyon ödülü falan almış ama kim niye vermiş anlamadım. Hayırlı Ramazanlar…
1000 Kitap
Kayıp ŞehirGülşen Gazel · Serencam · 2019152 okunma
Reklam
Reklam