Uzun zaman sonra şöyle saran bir kitap okumamıştım. Hele ki son bölümler o kadar üzücüydü ki sol bademcik şişti resmen üzüntüden.
Şimdi durum şöyle, ana karakterler çok iyi entegre edilmiş kitaba. Bay Veraguth ve Bayan Veraguth iki çocuklu mutsuz ve durağan bir evlilik sürdürüyor. Büyük oğlu Albert Bay Veraguth ile arası iyi değil. Babasına karşı oldukça hırçın biri çünkü bizim Albert müzikle ilgileniyor babası da müziği sevmiyor. Haaa bahsetmeden edemeyeceğim bu bizim Bay Veraguth ressam ve ünlü biri ama 'anguth' . Ailesine zaman ayırmak yerine sürekli resim yapmakla meşgul ve onları geçiştirip duruyor. Albert ile arası bozuk karısıyla zaten konuşmuyor bile. Aradan epey zaman sonra Veraguth'un arkadaşı Otto çıkageliyor. Bizim anguth oldu bir yaşam canlısı, şaraplar gezmeler tozmalar havada uçuşuyor. Bu Otto da bizimkine demez mi gel bu hayattan Hindistan'a gidelim orda yeni bir hayat kur falan. Ama Bay Veraguth'un küçük oğlu Pierre'e bir düşkünlüğü var. Aslında o evde sevme ihtimali olarak bir tek Pierre kaldı. Yani babası Pierre onu sevsin istiyor. Bay Veraguth eşiyle boşanma aşamasında Pierre biraz büyüsün evli evine köylü köyüne olacak . Ama sonra öyle bir şey oluyor ki...
Sonu anlatılmaz yaşanır. Buyrun okuyun görün :)
Rosshalde muhteşem bi malikhane. Ama gel gelelim içinde tat tuz yok. Birbirinden tamamen kopmuş bir karı koca ve iki oğulları.Büyük oğlan zaten almış başını gitmiş ve babasından neredeyse nefret etmekte. Ama bi minik oğlan var ki...
Bu kitapla ilgili daha fazla bişey anlatmak istemiyorum. Okumanızı istiyorum çünkü.Zaten arka kapakta verilmesi gerekenden çok fazla bilgi verilmiş. Pierre'in öleceği söylenmiş. Ahhhh ben de söyledim ya tutamadım çenemi;)
Bu kitapta benim en çok ilgimi çekense şu oldu. 1914yılında kaleme alınan ve yazarın kendi hayatından da izler taşıdığı söylenen 167 sayfalık kitabın, o yıllardan bahsettiğini ben 81. sayfasında hissettim ilk kez. O kadar güncel ki karakterler ve anlatım...Yazıda ileri görüşlülük mü denir buna yoksa güncelliğini hala koruyan karakterler ve olay örgüsü mü ...Fazla teknik olacak bunlar haddimi aşmadan susayım...
Netice olarak Pierre içimi yaktı. Annelik hormonları ile okununca oldukça farklı izler bırakan bi kitap
RosshaldeHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 2015846 okunma
Rosshalde,Veraguth ailesinin yaşadığı muhteşem bahçe.Aile baba,anne Veraguthlar,büyük oğul Albert,küçük oğul Pierre ve yardımcılarından oluşuyor.Çoktan ilişkileri kopmuş bir ailenin hayatı aslında artık alışılagelmiş düzeni içinde devam ediyor.Rutini kabullenilmiş mutsuzluklar aslında...
Büyük oğlu Albert’la hiç bağ kuramayan ressam baba,küçük oğlu Pierre’ye çok düşkün olduğunu sanmasına rağmen,onun da beklentilerine cevap veremez.Günün birinde Mr.Veraguth’un çocukluk arkadaşı Otto’nun Rosshalde’ye yaptığı bir kaç günlük ziyaret özellikle Mr.Veraguth’un o alışılmış mutsuzluğunu su üzerine çıkarıyor.Ve hikaye böyle başlıyor...
Kısa ama kurgu bir tarafa çok tatlı bir anlatım ve harika betimleme dili en çok ilgimi çeken tarafı oldu kitabın.Hüzünlü ama daraltmayan bir kitap...
RosshaldeHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 2015846 okunma
Ahh Pierre öyle iyi anlıyorum ki seni o kadar iyi hissettim neler yaşadığını ve sonunda öyle bir ağladım ki sanki tanıdığım biriydin. Ah be çocuğum. İşkolik bir baba depresyonda bir anne uzaklarda bir Albert ve mutsuz bir malikane Rosshalde. Okuyun okutun.
Rosshalde malikânesinde parçalanmakta olan bir aileyi anlatıyor.
Roman, yazarın da yaşamından izler barındırıyormuş. Beni gerçekten etkiledi. Aile içindeki kopan bu bağları çok iyi yansıttığını düşünüyorum. Karı kocanın birbirine yabancılaşmasını ve onları tutan tek şey olan oğullarının zamanla nasıl yitip gittiğini çok güzel betimliyor.
Ben de okurken onlarla birlikte ruhu ölmüş bu malikânenin içinde sürüklendim sanki.
Hermann Hesse ‘den okuduğum ikinci kitaptı. Yazarın dili sıkmıyor, betimlemeleriyle sizi kitabın içine daha çok çekiyor.
RosshaldeHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 2015846 okunma
Allah'ın cezası adam neden dere başındayken çocuğunun yanına gidip sevgi göstermedin kahroldum senin yüzünden umarım Hindistan yolculugun da çok kötü geçer
RosshaldeHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 2015846 okunma
Kitaplara arka kapak yazılarını okumadan başlamayı severim. Nitekim bu kitapta da bunu uyguluyordum. Ama böyle yarısına falan geldiğimde şöyle bir göz gezdireyim diye baktım. Bakış o bakış. Güzelim kitapta en önemli olan olayı bam diye okumayayım mı ben. Siz sakın buna düşmeyin diye incelemenin başında belirtmek istedim.
Bu arka kapak olayı bittiğine göre romandan bahsedebilirim. Oldukça durağan bir romandı. Ki zaten olayın geçtiği yer, sınırlı bir alanı içine aldığı için bunun sebebini anlıyorsunuz. Neresi bu yer derseniz, Rosshalde malikanesi ki kitaba da ismini vermiştir. Bir de bu malikanede yaşayan ailemiz var tabi ki. Bu aile ressam baba, piyanist bir anne ve iki oğuldan oluşmakta. Anne ve baba mutsuz bir evlilik içindeler, bitmesi gerekirken bitemeyen. Bunun sebebi de en küçük oğulları. Özellikle ressam babanın düşkün olduğu. Peki bu böyle daha nereye kadar gidecektir?
Yazarın hayatından izler taşıdığını hem hikayede hem de bendeki eski baskı olduğu için kitabın kapağında görüyoruz. Ressamlık, Hesse'nin de bir parçası olduğu için taşlar yerine oturuyor. Başta malikaneyi -her ne kadar o olmasa da- kapak resmindeki gibi kafamda canlandırdığım için tatlı bir hikaye beklerken hüzün kokulu bir anlatıyla karşılaşmak da bir diğer sürpriz oldu bana.
Eğer bu kitabı tek bir cümleyle özetlemem gerekirse, bir ailenin çökmüş olan yapısında son kalan parçasının da düşmesini anlatıyor diyebilirim.
İki aydır inceleme yazdırtmayan, öfkemi benimseyen kitabımız Rosshalde!
Başlarda Veraguth’un bencilliğiyle sadece ailesine yaşatmadığı yalnızlığı konu edinen bir eseri okuyacağımı sanıyordum. Veraguth’un kitap boyu yaşadığı ikilemlerini; pişmanlıklarını, geçmişte yaşayamayacak kadar sağır ama geleceğinin hayalini kuramayacak kadar da umutsuz olması ne acıklıydı. Ama aynı zamanda eserlerinin yapımında ne de çocuk olduğu ne de tatlı bir telaşa kapıldığı aynı zamanda
‘ne düşünecekler’ korkusu yaşadığı..
Veraguth ve eşinin arasındaki buzların ne kadar katı olduğunu henüz fark etmiyorum ancak duruma
karı-koca olarak baktığımızda iletişimsizliğin ve aradaki sevgi yoksunluğunun aileyi ne kadar dağıttığını görmek mümkündü ve ilk meyvesi de Albert oldu diyebiliriz. Albert’in yokluğunda, Veraguth’un duyduğu anlamsız huzur arkasındaki kendi zavallı ruhunun pişmanlığı…
o kadar ki Albert’in gelişi onun keşkelerini gün yüzüne çıkartmış ve aynı hataları yapmamak adına önüne set kurmaya çalışmıştı. Yapılanlar nafile, sanatçı bir ruhun zavallı yalnızlık hali yegane sevgisizliğin sonucuydu.
Albert’i okumak, onu anlamak…Ona hiç kızmadım, Pierreye nasıl da imrendi nasıl da ona verilen ilginin tek odağı olmak istedi… Ya da babası ona Pierre için kızarken daha doğrusu günah keçisi gösterirken nasıl içi yandı da belli etmedi. Albert’in aynı zamanda annesiyle ilişkisini okumak da hoşuma gitti.
Her ne kadar Bayan Veraguth’un kocasını kötüleyeceğini düşünsemde aksinin hazırlıksızlığına ancak tek kaşımı kaldırmak isteyerek cevap verebildim.
Biraz daha kitapta ilerlediğimizde özette geçtiği gibi küçük Pierre hastalanır. Bunun bu kadar geç aktarılabilmesinin içinde boğulmuştum resmen ta ki aslında anlatılanın başka olduğunu kavrayana dek.
Bunun öncesinde; Pierrenin ne kadar uysal bir
RosshaldeHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 2015846 okunma
Kitapta parçalanmış bir ailenin hayatını kaleme almış. Rosshalde malikanesi çok güzel bir yer fakat içinde yaşayan insanlar çok mutsuz. Evli çiftin mutsuzlukların çocuklardaki etkisini ve işine odaklanmış ailesine pek vakit ayıramamış babanın pişmanlığını dile getirmiş. Kitaptaki betimlemeleri çok sevdim, sanki orada dışarıdan o aileyi izliyormuşum gibi hissettim. Yazarın kendi yaşamından izler taşıyor.
RosshaldeHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 2015846 okunma
Herman Hesse kitaplarında nedense beklentimi az tutuyorum ve her seferinde fazlasını bulup mest oluyorum. Çok duygusal ve dokunaklı bir hikayeydi. Üstelik sadece 120 sayfa...
Rosshalde veya orojinal s harfiyle Roßhalde, Gertrud kitabında olduğu gibi, aşık olunan kadının ismi sandım ve yanıldım. Bir konağın ismi bu.
Bu konakta meşhur ve varlıklı bir ressam, güzel karısı ve iki oğluyla mutlu mutlu yaşıyor demek isterdim. Ama öyle değil. Adamın eşi ve büyük oğluyla arası uzun zamandır iyi değil. Hatta büyük oğluyla birbirinden nefret edecek dereceye gelmişler bir vakit. Konağının biraz ilerisindeki atölyesine ilaveten yaptırdığı iki göz odada kalıyor fakir ve yoksul bir resim talebesi gibi ve günlerini atölyede harıl harıl çalılışmakla geçiriyor. Ufak oğlunu görmek ve onunla zaman geçirmek arzusu olmasa, konağa hiç uğramayacak, bazı akşamlar bir yabancı gibi evin etrafında dolanmakla ve acaba ne yapıyorlar diye düşünmekle yetinecek. Bu mesafe, tıkanmışlık ve mutsuzluk içerisinde hiçbir ışık görmeden ebediyete kadar yaşardı bu iki kırgın ve mağrur çift, eğer adamın eski bir dostu onları ziyarete gelmese, hallerini görüp kahrolmasa ve bir ışık belirtisi olan tavsiyesini yapmasaydı. Tek ortak noktaları olan ufak oğullarını paylaşma konusunda bir anlaşsalar birbirinden hemen kopacak olan bu çift için bir ümit var mıdır hâlâ? Yoksa çözülemeyen bu kör düğüm, Aleksander'in olayı misali kaderin kılıcıyla mı çözülecek?
Bilhassa mutsuz ve çıkmazda olan evli çiftler için yazılmış gibi duran hikaye, aslında ana konu olarak bir sanatçının evlenip evlenemeyeceği konusunu irdelemek için yazmış yazar. Kitap bittikten ve baskiya verildikten sonra babasına bu konuya çok kafa yorduğunu ve bunun için yazdığını belirtmiş yazar bir mektubunda.
Hesse'nin sırf bu kitabını değil, elinize
1877'de Almanya'nın Calw Kasabası'nda doğdu. 1962 yılında İsviçre'nin Montagnola Kasabası'nda yaşamını yitirdi. İlk şiirini yirmi beş yaşında yazdı. Ardından Peter Camenzind, Çarklar Arasında, Gertrud, Rosshalde, Demian ve diğer romanları geldi. Birinci Dünya Savaşı'nda Alman militarizmini protesto etmek için İsviçre'ye yerleşti. İkinci Dünya Savaşı'nda hem Naziler, hem de antifaşistler tarafından sert şekilde eleştirildi. Bu eleştiriler, ayrıca sorunlu aile yaşamı ve savaş esirlerine yardım konusundaki yoğun çalışmasının sonucu ağır bir bunalım geçirdi. Jung'un öğrencisi Lang ona psikanaliz tedavisi uyguladı. Lang ile dostluğu ruhbilime ve Jung'a duyduğu ilgiyi körükleyerek şiirsel iç dünyasını zenginleştirdi. İnsancıllığı, barışseverliği ve insan yaşamını irdeleyen felsefesi, Bozkırkurdu, Narziss ve Goldmund ve Siddhartha adlı romanlarında özellikle belirgindir. Boncuk Oyunu adlı romanından sonra 1946'da Nobel Edebiyat Ödülü aldı. Doğu edebiyatına ve mistisizmine düşkünlüğü, ayrıca bireysel bunalımlara çözümü Doğu felsefesinde arayışı, 1960 yıllarında canlanan Budizm ve Zen Budizm akımlarının da yardımıyla özellikle Amerikan hippi gençliği arasında en çok okunan yazarlar arasına girmesini sağladı. Eserlerinin büyük bölümü Türkçe'ye çevrildi.