·
Okunma
·
Beğeni
·
1512
Gösterim
Adı:
Klein ve Wagner
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
92
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750839238
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Klein und Wagner
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Saygın bir memur, sadık bir koca ve aile babası olan Friedrich Klein, kendini birdenbire hayali bir cinayet ve suçun yükü altında bulur: Karısı ve üç çocuğunun ölümü, sahte pasaport, bir tabanca, çantasına istiflenmiş para ve gösterişsiz saygınlığı. Kırklı yaşlarını süren Klein, her şeye en baştan başlamak, yeni, genç bir adam olabilmek için gücünü toplar.

"Klein ve Wagner" anlatısını yazdığı dönemde Hermann Hesse, kendi özel yaşamında girdiği bunalımla C. G. Jung’a başvurmuş, bu kitapta, bilinçaltının işleyişine ilişkin dönemi için henüz yeni olan psikoloji bilgileriyle desteklediği bilimsel bir teknik kullanmayı denemiştir.
92 syf.
·1 günde·6/10
Kitap Hesse'nin okuduğum 3.kitabı. Bu sefer çok sevemedim kitabı, güzel başlamıştı ama kafası karışıkmış sanki yazarken ana hikayeyi takipte zorlandım biraz.

Kitapta Klein adlı memurun daha öncesinde haberini okuduğu, eşini ve çocuklarını öldüren Wagner isimli öğretmen üzerinden kendininsorgulayışı ve arayışı anlatılıyor. Zaten Hesse olunca hep kendimizi arıyoruz.

Güzel başladı, karakterin içe dönük tartışmaları, düşünceleri güzeldi ama sonlara doğru ve finalde tatmin etmedi beni. Sanki "hepsi içimizde" deyip kapatayım deyivermiş gibi.

İlk sayfalardaki anlatımı Bilge Karasu anlatımını çağrıştırdı, -oysa aceleye gerek yok artık- , puslu sisli bir perdenin arkasından geçmişine bakması, anımsamaya çalışması, hatta geçmiş kendisinin değilmiş gibi, bu kitabın anlatıcısı Klein önceki Klein'ı hiç tanımıyormuş gibi olan anlatımı sebebiyle; zaman zaman da kendi kendine kızan, söylenen, kendisiyle ilgili aslında rezilin tekiyim ben düşüncesi sebebiyle "Yeraltı Kahramanı"nı anımsadım. Buram buram Dostoyevski kokan sayfalar vardı kitapta, etkilenmiştir belki.

Bunalım zamanında yazdığı bir eser olmasının da bu oturmayışta katkısı olabilir. Geçirdiği bunalım zamanlarında Jung'tan etkilenip Doğu mistisizmine merak sarmış, ondan önce hala kendisini arıyordu belki bu kafa karışıklığı bundandır.

Hatta neredeyse Tolstoy'un "İnsan Ne ile Yaşar" kitabı ile aynı yere çıkıyor kitap diyebilirim. "Kurtuluş için tek çare Tanrı inancıdır." Altı boş kaldığında bu mesaj etkili gel(e)miyor bana.

Son olarak Kamuran Şipal'siz bir Hesse düşünülemez sanırım. Yine de "bu hayırlı seçenek var", "ululuyordu" gibi kullanımlar zaman zaman tebessüm ettirmedi değil.
92 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Sabırlı kararsızlık diye birşeyin olduğunu bu kitabı okuyunca anladım. İnsanın trilyonluk düşünceler yumağındaki dehşetli bir eylem olan cinayet anına çeşitli dokunuşlar yapan çok enteresan bir kitap. Bazen keskin uçlu bir bıçak, bazense çelikten kanatları olan kelebeklerin yüzünüze çarpması anındaki gibi sizi darmadağın edebilecek bir kitap. Psikolojik gerilimin içe kıvrılmış hali diyebilirim. Robert Walser'ın Haydut'undan kopmuş gibi ama asla onun kadar hazmedilmesi zor olan bir kitap değil. Klein mi Wagner mi? Bazen her ikisi bazen sadece Klein bazense sadece Wagner. Wagner'in o sert yükselişleri neyse bu kitapta o. Ölüme ve korkuya çok derin ve felsefi bakışlar atan bir kitap okumak istiyorsanız Klein ve Wagner tam da size göre. Keyifli okumalar :)
92 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Hesse’nin kısa ama kitaplara sığmayacak bir anlatı türündeki eseri. Tam bir psikolojik roman işte budur. İmzasını atmış Hesse. Saygın bir memur, iyi bir aile babası olan Wagner’in cinnet geçirip, zimmetine para geçirip, ailesini yok etmesiyle başlıyor. Tren’in içinde bir anda kendini bulan Klein farklılaşmış bir Wagner. Sahte pasaport, silah, para dolu bir çanta bir anda kendisiyle yüzleşiyor.

Kendisi ve anılarıyla savaş halinde yaşayan bir psikoloji, benlik. Depresif yaşantı, korkularla dolu bir yaşam beklentisi içinde kaybolan Klein. Sil baştan başlamak için adım atıyor.
Giriş çok çok sağlam ve harika metinlerden oluşuyor. İlerledikçe belki çok azıcık sıkıyor ama öylesine profesyonel metinler ki kitaba gerçekten büyük geliyor cümleler. Carl Gustav Jung gibi isimden yardım alarak yazılmış bu eseri mutlaka tavsiye ederim. Hesse okumaya devam edeceğim.

Çeviriden de söz etmek gerek Kamuran Şipal gibi bir çeviriden de okumak başka bir haz gerçekten. Okumaya başlamadan direk zaten çevirinin güzel olduğunu anlıyorsunuz.

Sağlam okuyucular için gerçekten iyi bir tavsiye.
92 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Son derece güzel bir anlatımı olan ve akıcı bir hikaye. Kitap, tekdüze yaşamı olan iş, eş ve çocuk üçgeninde sıkışıp kalmış bir adamın kendince kurtuluş hikayesini anlatıyor. Hesse, insanın korkuları ve diğer iyimser duyguları arasındaki gelgitlerini çok iyi irdelemiş. İnsan psikolojisinin incelenmesi üzerine son derece başarılı bir eser. Fakat tüm bu olumlu yanlarına rağmen, zaman zaman ana hikayeden koparak Klein'ın iç dünyasına tekrar tekrar dönülmesi, kitabın ilerleyen kısımlarından başlayarak biraz fazla din sosu ve de finalin yeterince etkili olamaması gibi negatif unsurlar da yer almaktadır. Bir iki kelam da kitabın çevirmeni Kamuran Şipal üzerine söylemek istiyorum. "Devcileyin, bungunluk, sözveri, yurtsama ve ululamak" gibi Türkçe'de fazla kullanılmayan kelimeleri neden kitabın içine serpiştirdiğini anlamış değilim. Çeviri son derece başarılı fakat böyle bir kullanım, okuru akıştan uzaklaştırarak duraksatmaktan başka bir işe yaramıyor.
92 syf.
İkircikliğin kurguya üstün bir dille yedirildiği olağanüstü bir yapıt. Berlin ile Babil, İsa ile Yahuda, Adem ile Havva, gece ile gündüz, Ateş ile su, doğmak ve intihar etmek, sığınılan liman olmak ve hunharca katletmek. Bunlardan daha öte bir ikircikliği konu edinmiş bir kurgu.
Psikoz ve şizofreniyi andıran bir karakter çatışması içinde olan karakter karşımıza çıkıyor. Hayran olunası bir sanatçı olan Wagner ile cinnetine ailesini kurban veren katil bir Wagner'ın gölgesinin içine hapsolmuş bir memur Friedrich Klein. Ülkesine sığamamış Klein (Al. küçük). Nefretinden suça batmış ve yalnızlığını başkalarının yalnızlığına refakatçi kılan çift karakterli zavallı memur.
Bu hikaye 0 ile 1'in hikayesidir. Caduceus'a tırmanan iki yılanın, Gündüz bile gökten ayrılmayan Ay'ın hikayesi; var olmanın ve yol olmanın bir olduğu, teslim olmanın esas mutluluk olduğunu yüzümüze aşk eden bir hikayedir bu. İnkar edenle koşulsuz iman edenin bir olduğu, yaşatan ile öldürenin bir olduğu; Habil ile Kabil'in kardeş değil, bir bütün olduğunun hikayesidir bu.
Bırak güreşmeyi! Yut bütün suyu, ne kadar canlı varsa okyanusta, bırak! Yaşasınlar içinde. Bacaklarının arasından çocuklar salma dünyaya, bu kısır çarka su taşımayı kes. Sevgine karşılık bekleme, mutluluk sevilmekte değil sevmektedir. Bedenine hapsolmuş ruhuna özgürlüğü tattır. Bırak debelenmeyi boşlukta. Düş! Hızını alabildiğine düş! Ancak böyle uçmayı öğrenebilir ruhun.
Hiç olunca var olacağız.
Oğuz Beyiniz
92 syf.
·8/10
Kişiye göre, beğenide farklılık gösterebilecek bir kitap. Okunmalı mı okunmamalı mı 80 sayfalık bir kitaptan 160 sayfalık derin bir konusu var Klein den wagmer a geçerken arada kalabilir kitabı savurabilir. Piskolojini garipsetebilirsiniz. Benim gibi bir deliye kitap gayet normal. Açıkçası ben begendim.
92 syf.
·1 günde·7/10
Merhaba
Okuduğum dördüncü Hermann Hesse kitabından sonra diyebilirim ki Herman Hesse 'insanı' iyi tanıyor. Artık kendisinin kalemine aşinayım ve üzerinde bilhassa durduğu konuları biliyorum.
İlk okuduğum kitabı Bozkırkurdu idi ve 1927 yılında basılan bu kitapta anlatılan insan ile 2012 yılındaki insanın ruhi sıkıntılarının benzerliği karşısında şaşkına dönmüştüm. Daha sonra Siddartha, Knulp ve de Klein ve Wagner'de de bu benzerlik başka noktalarda kendini hissettirdi.

Okuduğum tüm kitaplarında 'yalnız' ve de 'toplum tarafından dışlanmış veyahut popüler kültüre adapte olamayıp başka şeylerin "arayışı" içinde olan', ' çoğunlukla geçmişi ve geleceği ile iç hesaplaşmaya giren' karakterler yaratıyor Hesse. Karakterler aradıklarını yine kendi içlerinde buluyor ve de Tanrısal bir buluşma ile sonsuz hazza eriyorlar.(Bilhassa Siddartha) Hesse' nin insanın ruhundaki iç çatışmayı yine kendi içinde sona erdirmesi bu kitabımızda da mevcut.

Kitapta Bozkırkurdu'ndaki Harry Haller gibi karakterimiz Klein da benliği ile ikili bir konuşma halinde. Harry ve Bozkırkurdu hesaplaşırken burada da Klein ve Wagner'in hesaplaşmasını görüyoruz. Psikolojik terminolojiye hakim değilim ve bu alt benlik ile konuşma halinin tam olarak tahlilini yapamıyorum. Bu konu çok yönlü incelemeye açık ve de derin bir konu diye düşünüyorum.

Son olarak ben Klein karakterini, adını da kitaba veren Knulp karakteri ile benzettim. Tavırları ile benzetmemin yanısıra, her şeyden ve tüm olması gerekenlerden azade hayatta neler yapacağının arayışı içinde olan bu iki karakter bir o kadar da Harry Haller'a benziyor.

Özetle ben sevdim ama benim için hiçbiri bir Bozkırkurdu olamayacak. Zaten Klein ve Wagner Bozkırkurdu'ndan önce yazılmış. Sanki Hesse bu fikirlerini birkaç eserinde dile getirmiş, başyapıtını daha sonra bizlere sunmuş. İyi ki de sunmuş.

Herman Hesse okuyun,okutun
92 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Insanın kendisi ile olan çatışmalarını, kavgasını Hesse kadar iyi anlatan kaç yazar var bilmiyorum. Ne akla hizmet bilmiyorum ama en başta ne okuduguma inanamadim, klişe bir cinayet mi, alışıldık bir aşk öyküsü mü, Hesse neden yazmış ki bunu diye düşündüm. Son 10 sayfada her şey anlam kazandi. Psikoloji ile ilgiliyseniz bakmak isteyebilirsiniz.
92 syf.
·10/10
<Spoiler içerir.>

Klein ve Wagner Hermann Hesse'nin korkunun doğasını incelediği ustalıkla yazılmış bir öykü. Hesse bu öyküsüyle bence bir yazar olarak sanatının zirvesine çıkmış ve aynı zamanda büyük bir psikolog, insan ruhunun iyi bir gözlemcisi olduğunu ortaya koymuştur. Hikayenin kahramanı Klein değil de sanki korkunun kendisidir. Yazar korkuyu, insanın ruhuna ürperti veren ve asla ona huzur vermeyen o duyguyu doğru bir şekilde kavramış, analiz etmiş ve ondan kurtulmanın yolunu da okuyuculara aktarmıştır.

Hikayenin kahramanı Klein bir cinayet işleyip büyük bir para gasp edene kadar sıradan bir yaşantısı olan, düzenli, çalışkan bir memur ve herkesin sahip olduğu ahlaki değerlere sahip olan ortalama bir vatandaştı. Ama icindeki karanlık yönün de farkındaydı. Bu yönün varlığını yıllardır hissediyor, onu çeşitli yollarla ya bastırmaya çalışıyor ya da görmezden geliyordu. İçindeki bu ikinci kişilik, Jung'un tabiriyle gölge ortaya çıkmak için fırsat kolluyordu sanki. Wagner'in hikayesini öğrendiğinde belki bu yüzden oldukça sert tepki göstermişti. Wagner cinnet gecirip eşini çocuklarını ve kendini öldürmüş bir kişiydi. O bu olayı iş arkadaşlarından işittiğinde iş arkadaşlarının daha ılıman tutumunun aksine Wagner gibilerin her türlü ağır cezayı ve işkenceyi görmesi gerektiğini hararetle savunmuş ve belki böylece içindeki karanlığı bastırmaya çalışmıştı. Ama bunda başarılı olamamıştı ki şimdi kendisi de bir katil, bir kanun kaçağıydı. Wagner'e benzeme korkusu yüzünden ailesini de terk etmişti. Çünkü onun yanında güvende olmazlardı. O artık güvenilmez bir insandı. Sınır aşılmıştı ve yapmaya muktedir olduğu kötülükleri yapmaktan onu alıkoyabilecek set yıkılmıştı. Belki de böyle bir set hiç varolmamiştı bile. Şimdi kendine duyduğu bu büyük güvensizlikle tek başına yüzleşmek zorundaydı. Ona kimse yardımci olamazdi. Onu Wagner olmaktan alıkoyacak hicbir güvence yoktu. İşte bu yüzden büyük korkular yaşıyor, bir yandan hayatını sonlandırmak isterken bir yandan da yaşamaya yine de devam ediyordu. İşte bu sırada güzel Terasina ile karşılaştı. Terasina oldukça genç ve güzel bir dansçıydı. Klein bu kıza tutuldu. Yolda ilk karşılaştıkları sırada kızın soğuk ve küçümseyici bakışları karşısında içerlemiş, onu elde etmeyi kafasina koymuştu. Kızı takip etmiş birçok kez kızın karşısına çıkmıştı. Kız biraz da merağına yenilerek bu yabancının kim olduğunu öğrenmek isteyince arkadaşlıkları başlamış oldu. Terasina çalışmak zorunda olmayacağı, gönlünce yaşayabileceği ve özgür olabileceği bir hayat sürmek istiyordu. Bunu elde etmenin yolu ise zengin olmaktı. Zengin olmanın en kolay yolunun ise kumarda kazanmak olduğunu düşünüyordu. Klein kızın bu isteğini yerine getirdi. Kız kazanırken Klein kaybetti ama bu umrunda bile değildi. Gözü kızdan başkasını görmüyordu ve kızın gönlünü çalmayı başarmıştı. Ama Klein hiçbir mutluluğun kendini artık tatmin etmediğinin farkına vardı. Sürekli bir şeyleri yitirme korkusuyla yaşıyor, her mutluluğun eninde sonunda acıya ve azaba döneceği fikrini kafasından bir türlü atamıyordu. Sonunda bu kızı da kaybetmeyecek, yine acı cekmeyecek miydi? Onu kaybetme korkusunu düşünmeyi bile katlanılmaz buluyordu. Onu ve sonra da kendisini öldürmeyi tasarladı. Bunu yapmaya niyetlenmişken son anda vazgecti. Çünkü o Wagner değildi. Kendisini öyle görmekle hata yapmıştı. Her ne kadar büyük bir suç işlemişse de o farklı bir kişiydi. O Klein'dı. Bundan böyle korkularının esiri olmayacaktı.

Hesse bu hikayesinde Suç ve Ceza'daki Raskolnikov'u hatırlatan Klein karakteri üzerinden insan psikolojisini tahlil ediyor ve herbirimizin içinde bir yerlerde saklı olan Wagner'le nasıl yüzleşmemiz gerektiğinı anlatıyor. İnsan Sartre'ın dediği gibi özgürlüğe mahkumdur ve özgür olmaktan kurtulamaz. Bu özgürlük insanı hayatı boyunca seçimler yapmaya mecbur kılar. Ama bu seçimlerin doğru olacağının hicbir güvencesi yoktur ve insan her zaman seçimlerinin sonuçlarıyla yüzleşmek zorundadır. Secim yapmak yaşamanın ta kendisidir ve aynı zamanda sürekli risk almaktır. İnsan çevresine baktığında yaptıkları yanlış secimler yüzünden hayatları mahvolmuş, hapise düşmüş, intihar etmiş birçok kişi olduğunu görür ve kendini onların yerinde olmaktan ayıranın sadece bir yanlış secim olduğunu fark eder. Aslında kendinden çok farklı oldugunu düşündüğü bu kişilerle arasında hiç de büyük bir fark yoktur. Onlar yanlış seçimler yapmışlardır ama onun da ileride böyle bir secim yapmayacağının hicbir garantisi yoktur. Bunun farkına varan insan büyük bir korku yaşar. Artık seçim yapmak zorunda olmak istemez. Özgürlüğü onu dehşete düşürür. Çünkü insan olarak yapabileceklerinin bir sınırı yoktur. Sanki varolmak potansiyel bir suçlu olmak demektir. İşte Hesse bu işkenceden insanın ancak kaderini kabul ederek ve ona teslim olarak kurtulabileceğini söyler. İnsanın hayatı olduğu gibi kabullenmekten başka şansı yoktur. İnsan güvence arayıp hicbir güvence olmadıgını gördükçe korkularının esiri olmaya devam edecektir. Güvencelerin zincirler olduğunu fark etmeli, özgürlüğe mahkum olduğumuz gerçeğini kabul etmeliyiz.
92 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Saygın bir memur, sadık bir koca ve aile babası olan Friedrich Klein, kendini birdenbire hayali bir cinayet ve suçun yükü altında bulur. Aslında suç işlemiş, zimmetine para geçirmiştir. Sahte pasaport, bir tabanca ve çantasına istiflenmiş para ile kaçmıştır. Kendisine yeni bir yaşam kurmak istemektedir. Ancak kendisi ve anılarıyla savaşmakta, depresif duygularla ve korkularla sıkışmaktadır."
İnsan psikolojisinin incelenmesi üzerine başarılı bir eser.

"Devcileyin yaşlı ağaçlar, adeta kendi hayallerine gönüllerini kaptırmış, siyahımsı yeşil suya sarkıyor, suyun üzerinde kara bir kubbe oluşturuyordu."

26. Sayfada yer alan "Devcileyin" çok büyük, kocaman anlamında kullanılmıştır.

Franz Kafka'nın kült eseri "Dönüşüm" de de çevirmen bu tabiri kullanmıştır.

""Bir sabah tedirgin düşlerden uyanan Gregor Samsa, devcileyin bir böceğe dönüşmüş buldu kendini." 
92 syf.
·3 günde·Puan vermedi
İyi bı memur iyi bir baba uyumlu bı insan olan klein birden değişir ve zimmetine para geçirip tüm ailesini, işini geride bırakarak bir tren yolculugu ile memleketini terk eder.Bu yolculuk ve terkediş onu cinnet geçirdiğine ve tüm ailesini katlederek yaşamına son verdiği sanrısına düşürür.Bilinçaltıyla bilincin Wagner ve kleinin psikolojik diyaloğu başlar.
92 syf.
·Beğendi·5/10
Klein ve Wagner anlatısını yazdığı dönemde Hermann Hesse , kendi özel yaşamında girdiği bunalımla C.G. Jung'a başvurmuş, bu kitapta ,bilinç altının işleyişine ilişkin dönemi için henüz yeni olan psikoloji bilgileriyle desteklediği bilimsel bir teknik kullanmayı denemiş. Kitabın arkasındaki bu bilgilendirme bile sadece bu kitabı almam için yetti.
Ağır psikolojik bir roman ile karşılaşacağımdan emindim ve pek de yanılmadım.

Konu, tek düze hayatından sıkılmış ve bunalımda olan bir adamın ,her şeyi terk ederek kendine yeni bir hayat kurmak için bir yolculuğa çıkması ile başlıyor .

Ve daha sonra Zen konusunda üst seviyede bilgi sahibi olan Hesse, Jung'dan aldığı psikoloji bilgiler ile bizi iç dünyamıza götürüyor.

Son sayfalara doğru bir paragraf ;

"Dünyada korkulacak hiçbir şey yoktu, hiçbir şey dehşet verici değildi, bütün bu korkular , bütün bu acılar , yalnızca kendi kuruntularımız , kendi sayıklamalarımız , iyi ve kötü, değer ve değersizlik ,can ve gönülden istemlerimiz ve korkup çekinmelerimiz bizim kendi ürkek ruhumuzdan doğup çıkıyordu ortaya."
Önemli olan ne varsa ruhunda barındırıyordu insan, dışarıdan kimse ona el uzatamazdı. Yeter ki kendisiyle savaş durumunda olmasın, kendi kendisiyle sevgi ve güvene dayalı bir yaşam sürsün, üstesinden gelemeyeceği bir şey gösterilemezdi.
Hermann Hesse
Sayfa 40 - Yapı Kredi Yayınları - 3. baskı
Yalnızca bir tek bilgelik vardı, yalnızca bir tek inanç, bir tek düşünüş: İçimizdeki Tanrı bilgisi.
Hermann Hesse
Sayfa 53 - Yapı Kredi Yayınları - 3. baskı
Cennet ve cehennemini kendi içinde taşıyan, kimsenin bunları onunla paylaşamayacağı biriydi adeta.
Hermann Hesse
Sayfa 38 - Yapı Kredi Yayınları - 3. baskı
… düşünme denen şey de insanı avutup teselli ediyor, içini rahatlatıp yaşamasına katkıda bulunuyordu. Ama her düşünce değil kuşkusuz! Asla değil!
Hermann Hesse
Sayfa 30 - Yapı Kredi Yayınları - 3. baskı
“İnsan kendi yaşamına yön verdiğine, kendi kendisinin kılavuzu olduğuna inanır; ama öte yandan en içsel varlığı karşı konulmaz bir güç tarafından yazgısına doğru çekilip götürülür.”
Hermann Hesse
Sayfa 32 - Yapı Kredi Yayınları - 3. baskı
… iyi benim için iyi olmaktan çıkmış, doğru doğru olmaktan çıkmıştı, yaşam katlanılacak gibi değildi artık. Ama yine de katlanmak istiyorum, hatta seviyorum yaşamayı, onca eziyet çektirmesine karşın seviyorum.
Hermann Hesse
Sayfa 47 - Yapı Kredi Yayınları - 3. baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Klein ve Wagner
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
92
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750839238
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Klein und Wagner
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Saygın bir memur, sadık bir koca ve aile babası olan Friedrich Klein, kendini birdenbire hayali bir cinayet ve suçun yükü altında bulur: Karısı ve üç çocuğunun ölümü, sahte pasaport, bir tabanca, çantasına istiflenmiş para ve gösterişsiz saygınlığı. Kırklı yaşlarını süren Klein, her şeye en baştan başlamak, yeni, genç bir adam olabilmek için gücünü toplar.

"Klein ve Wagner" anlatısını yazdığı dönemde Hermann Hesse, kendi özel yaşamında girdiği bunalımla C. G. Jung’a başvurmuş, bu kitapta, bilinçaltının işleyişine ilişkin dönemi için henüz yeni olan psikoloji bilgileriyle desteklediği bilimsel bir teknik kullanmayı denemiştir.

Kitabı okuyanlar 152 okur

  • sc
  • Nesibova Mehbube
  • Muhammed Yıldırım
  • Berkay B.
  • Utku Ekleme
  • Irem Akol
  • Gökhan Kahya
  • Vivienne
  • Münevver Indır
  • Dicle yikit

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.7 (8)
9
%19 (12)
8
%33.3 (21)
7
%14.3 (9)
6
%14.3 (9)
5
%4.8 (3)
4
%1.6 (1)
3
%0
2
%0
1
%0