Mesele, okuduklarımızın bizi bir yere götürmemesinde. Kendimizi okuduğumuz zaman hayatın haşiyesinde dolaştığımızı biliyoruz Garplı, bizi, ancak dünya vatandaşı olduğumuzu hatırladığımız zaman tatmin ediyor. Hülasa, çoğumuz seyahat eder gibi, benliğimizden kaçar gibi okuyoruz.
Omuzlarını silkmek istedi. Fakat muvaffak olamadı. Biz düşüncelerimizi çok defa omuzlarımızda taşırız. Onun için onları kımıldatmamız bu düşüncenin ağırlığı nispetinde güç olur.
Kül rengi bir tıkızlık, akışı bile belli olmayan bir nehir gibi, her şeyi alıp götürürdü. Bu ömür dediğimiz şeyle beraber yürüyen bir nevi küller altında Pompei idi.
Artık etrafına bakmıyordu; zaten ne var ne yok biliyordu. "Içimdekini görecek olduktan sonra..." Aylardır her tarafta yalnız içinde bulunanları görüyordu.