Bir yosmanın birine karşı duydugu çıkarsız aşk.
Yosma aşık olur mu? Bu kitabı okuyunca olurmuş diyorsunuz.
Armand'ın hiçbir şey bilmeden, haklı mı haksız mı diye düşünmeden, olayın diğer taraflarına bakmadan yaptığı ve her yaptığında ayrı bi acı daha ilave ettiği yosmanın çöküşü.
Parasını verip istediğiniz sevgiyi aldığınız bir kadın ki para almamak için tüm eşyalarından, yaşamından vazgeçiyor ama anlıyor ki yosma geldi yosma gidecek. Kaderini değiştiremeyecek.
Ölmeden önce de sevgilisinin onu sadece yosma olarak kaldığını düşündürtecek. Öldükten sonra da zaten olan olmuş olacak.
Sizi içine çeken bir kitap ve evet sürekli okumak istiyorsunuz. Okudukça Lily'e sinirleniyorsunuz ama hak verdiğiniz zamanlarda oluyor. İster istemez hak veriyorsunuz çünkü öyle bir şeyin içinde olsaydım bende hemen bırakamazdım diyorsunuz. Tabi hayır hemen keserim de diyebilirsiniz. Ama zaten Lily'de öncelerde böyle diyordu, annesine kızıyordu, küçük görüyordu ta ki kendi başına gelene kadar.
Yine gençlik aşkınız kazanıyor, ne yaşamış olursan ol unutamadığını fark ediyorsun, çünkü ilkler unutulmaz. Her yerde bir izi, bir kalıntısı olur. Ama herkes o kadar şanslı değil. Gençlik aşkı mükemmel veya geri dönüşü olan bir ilişki olmayabilir ama siz fark etmeseniz de, bu durumu kabullenmek istemeseniz de ilklerin illaki bir köşede izi kalır.
Kitabı okurken aynı zamanda benim de içimde bir korku oluştu ve okudukça ben de strese girip gerildim.
İçimizde ki korkular, dışarıda alacağımız tepkilerden, küçümsemelerden, alaylardan en önemlisi cezadan daha kötüdür. İnsanı yiyip bitirir, ruhunu sömürür. Çünkü her seferinde ortaya çıkma gibi bir düşünce vardır ve bunu istesek de yenemeyiz, sürekli atakta olmamız gerekir, sürekli bi' kendimizi savunmamız için oluşturmamız gereken bir bahane olması gerekir. İşte bu bizi bitirir.
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,9bin okunma
Çizgili Pijamalı Çocuk kitabını okuyan kişiler bu kitabı da okumalılar. Kitap bir çocuğun etrafında dönüyor gibi gözüküyor ama dünyanın asıl konusunu, problemini elinden geçiriyor ve bunu bize fark ettirmeden okudukça veriyor. Bu da kitabı daha da akıcı yapıyor ve ne kadar okuduğumuzu anlamadan kitabı sürüklüyor.
Özellikle de ülkemizde ki bu zamanda okumam beni daha da değişik düşüncelere sürükledi. Depremlerle beraber bu kitabı okumam çok farklı hissettirdi. Bağdaştırdım diyebilirim.