Eliyle yüreğine vurdu, “Her şey burada,” diye ekledi. “Benim canım iki kızımdadır. Onlar eğleniyorsa, mutluysa, güzel giyinmişse, halılar üstünde yürüyorsa, ben şu ya da bu kumaşı giymişim, şurada ya da burada yatmışım, bunun ne önemi var? Onların yeri sıcaksa, ben üşümem; onlar gülüyorlarsa, benim canım sıkılmaz. Kederlerim yalnız onların kederleridir.
Gelin, gelin buraya dert yanmaya! Benim yüreğim büyüktür, her şeyi alabilir. Evet, evet, istediğiniz kadar parçalayın yüreğimi, her parçası bir baba yüreği olur gene. Ah! Dertlerinizi almak, sizin yerinize acı çekmek isterdim. Ah! Küçükken ne mutluydunuz!”
Sarp yamacın kayalarından birine dayanıp öyle ağladım ki, rehberim şöyle dedi: “Bu budalalar gibi misin yoksa sen de? Burada acımanın ancak ölüsü bulunur; Tanrı’nın verdiği cezaya acımaktan daha büyük suç mu olur?
Vaktiyle Roma güzel kılmıştı dünyayı, çünkü iki güneşi vardı, biri dünyanın yolunu, biri Tanrı’nın yolunu aydınlatırdı. Ama güneşler söndürdü birbirini; kılıç asayla birleşince, zoraki birleşme yalnızca kötülük getirdi;