James Dashner’ı hep Labirent serisiyle duyuyordum ama ben kalemini ilk kez Oyun Ustası ile tanıma fırsatı buldum. Şunu net söyleyeyim; beklentimin çok üstünde bir kurguyla karşılaştım. Kitabı okurken kendimi bir romanın içinde değil de, Christopher Nolan’ın beyin yakan bir filminin ya da çok sağlam bir RPG oyununun tam ortasında hissettim.
Neler hissettirdiğine gelirsek:
Oyun Atmosferi Çok Gerçekçi: Sanal Ağ denilen o evren, oyun severlerin hayalindeki (veya korktuğu) o "tam dalış" olayını harika yansıtmış. Michael’ın kodlarla oynaması, hack işlemleri ve o dijital dünyanın kuralları beni direkt hikayenin içine çekti.
Tempo Hiç Düşmüyor: Yazarı ilk kez okuyorum ve tarzına bayıldım. Gereksiz hiçbir detay yok, olaylar sürekli bir üst seviyeye taşınıyor. Sanki bir oyunun bölümlerini geçiyormuşsunuz gibi akıyor kitap.
Zihin Oyunları: Nolan filmlerindeki o "hangisi gerçek, hangisi rüya/simülasyon" sorgulaması kitabın her sayfasında var. Özellikle Kaine karakteri üzerinden dönen o belirsizlik insanı geriyor.
O Meşhur Final: Kitabın sonuna geldiğimde resmen donup kaldım. İlk kez Dashner okuyan biri olarak bu kadar büyük bir ters köşe beklemiyordum. Adam resmen okuyucunun zihniyle oyun oynuyor; final sahnesi bütün taşları yerine oturturken sizi de boşlukta bırakıyor.
Sonuç: Dashner ile tanışmak için sanırım seçilebilecek en iyi kitabı seçmişim. Eğer bilim kurgu, teknoloji ve sağlam plot-twist (ters köşe) seviyorsanız bu kitaba mutlaka şans verin.