İmâm Rabbânî Hz.nin (ks) Nasihatları
-"Şu üç şeyden mahrum kalmanız yakışmaz: Kurân-ı Kerim okumak. Çok Kur'an okuyarak namazı eda etmek. 'Lâ ilâhe illallah' kelime-i tayyibesini çok tekrar etmek." -"Allahü Teâlânın sizi imtihan ettiği ibtila vakitlerinde O'na hamdetmelisiniz. Nefsinize bir an ve bir lahza dahi boş-luk bırakmadan bu işlerinize devam etmelisiniz. Çok tekrar ediyoruz ki: bu kıymetli vakitleri hiçbir işe yaramayan boş şeylerle harcamayasınız." "Cemaate emr-i mâruf ve nehy-i münker vazifesinde cimrilik etmeyiniz." "Bütün ev halkınızı namaza, sâlih olmaya ve şeriat hükümlerini yerine getirmeye teşvik ediniz. Zira siz, muhafa-zanız altında bulunanlardan sorumlusunuz." "Mümin, büyük günahı irtikâb etmekle dinden çıkmaz; ama büyük günahlardan birini helal saymak küfürdür, onu işlemek ise fisktır." "Raks ve semağ, hakikatte oyun ve oyuncağa dahildir. Teğanni ile Kur'an okumak ta haramdır." "Bir kimse, haram bir fiili güzel kabul ederse, İslam zümresinden çıkar." kâfır olur - "Hinduların kutsal günlerini tazim etmek, Yahudilerce kutsal sayılan âdet olan hediyelerle hediyeleşmek, küfrü ge-rektiren şeylerdendir." "Kaza ve kader, kendisinde şaşırtıcı işlerin çok olduğu meselelerdendir. - Kulların kendi arzuları ile yaptıkları fiiller, halk ve îcad cihetinden, Allahü teâlâ'nın kaderidir." "Kader, hayrı ve şerri, acısı ve tatlısı ile Allahü teâlâ'dandır. - Kaderin mânası şudur: ihdas ve îcad etmek.. Bilindiği üzere, muhdis ve mûcid de Cenâb-ı Hak'tır." "Her şahsın belli zamanda gelecek eceli vardır; bunda ne takdim vardır, ne de te'hir.." "Meşhur cümledir: Bir kimse ölür ise, onun kıyameti kopmuş demektir." "Vakitleri, oyunda ve oyalanmada sarfetmek yerinde olmaz. Yasak işler bir yana, ömrü malâyanide sarfetmek, te-lef etmek insana yakışmaz." - "Teğanni, nağme gibi şeylere rağbet edip
Sayfa 449·Kitabı okudu
Hayata Dair
“ Yaşadığımız hayatları nadiren hak ederiz. Bu hak etmediğimiz hayatların bedelini de parayla, vicdan azabıyla, pişmanlıkla, yani elimizden nasıl geliyorsa öyle ödemeye çalışırız.”
Sayfa 10·Kitabı okudu
Reklam
Kürtaj, Türkiye'de 10. haftaya kadar herkese tanınan yasal bir haktır. 10. haftada uzuvları beliren ve organları oluşan bir canlıyı katletmeyi "bir hak" olarak görenler, kanunlarla katilleri, teca-vüzcüleri, çocuk hırsızlarını vs. sıcacık hapishane koğuşlarında yaşatmaktadırlar.
Sayfa 248
Alıntı
İmâm Rabbânî Hz.nin (ks) Bazı Adetleri
İbadete çok önem verirdi. Hizmetinde ve etrafında bulunanlara da, çokça zikre devam ve murakabeye dikkat etmelerini ısrarla tenbih eder ve şöyle derdi: "Bu dünya iş ve amel dünyasıdır, ahiretin tarlasıdır. iç huzurunu, âdab ve harici amellerle birleştirmelidir. Peygamber Efendimiz (SAV), üstün mertebesine ve Allah'ın elçisi olmasına rağmen çok ibadet etmekten mübarek ayakları şişerdi." Yaz olsun kış olsun, yolculukta ve ikamet halinde adeti şöyleydi: Çok kere gecenin son yarısında, bazen de son üçte birinde yataktan kalkar, hadislerde okunması bildirilen duaları okurdu. Büyük bir özenle abdest alırdı. Abdest alırken başkasının eline su dökmesine izin vermezdi. Misvak kullanmaya çok dikkat eder, duaları okur, sonra büyük bir huzur ve sükûn içinde uzun sureleri okuyarak nafile namaz kılardı. Bundan sonra huşu ile, dış dünyadan ilgisini kesip kendi içine kapanarak murakabeye dalardı. Sabah namazının sünnetini evde kılar, sünnet ile farz arasında hafi olarak 'sübhânellahi ve bihamdihi sübhânellahi'l-azîm' i okumaya devam eder, sabah namazını gece karanlığının sonu ve aydınlığın başında kılardı. Bizzat kendisi namaz kıldırır ve hadislerde bildirildiği tertip üzere uzun sureler okurdu. Sabah namazından sonra işrak vaktine kadar zikir halkası yapar, sonra işrak namazını kılıp tesbihlerini, dualarını bitirerek eve gelir, aile fertlerinin ve ailenin hizmetinde bu-lunan kişilerin hal ve hatırlarını sorardı. Günlük hayatla ilgili işler için emir ve tavsiyelerini söyler, sonra halvete çekilir, tam bir dikkatle kendini vererek Kur'an-ı Kerim okumakla meşgul olurdu. Okumayı bitirdikten sonra müridlerini çağırarak onların ahvalini inceler, onlara yol gösterirdi. Bu arada özel ye-tişkin talebelerini çağırarak onlarla konuşurdu. Onlara, daha çok gayret etmelerini, sünnete tam
Sayfa 316·Kitabı okudu
Hayata Dair
Demokrasi-Liberalizm Farkı
“Demokrasi teorisinin ana sorusu şudur: “Kim yönetmeli?”. Tarih boyunca bu soruya değişik cevaplar verildi. Tanrı'dan gelen ilahi veya, ilginç şekilde, seküler yönetim hakkı teorisinden, en güçlünün, en âdilin, en bilgilinin, belli bir ailenin soyundan gelenin yönetme hakkına sâhip olduğuna kadar uzanan birçok teori ileri sürüldü. Demokrasi bunların hepsini reddeder. Yönetme hakkının halktan kaynaklandığını ve yarışmacı seçimlerle hak sahibinin belirleneceğini kabul eder. Aslında bu çerçevede bir haktan çok bir geçici yetkiden bahsetmek daha doğrudur. Liberalizmin bu kavrayışı kategorik olarak reddetmesi beklenmez, ama onun daha çok ilgilendiren, nasıl yönetileceğimizdir. Başka bir deyişle, yönetenler yönetilenleri nereye kadar ve hangi sınırlar içinde yönetecektir?”
Sayfa 50 - Siyasî Yönetim Biçimleri·Kitabı okuyor
Aşırı seven kadınlardan pek azı sadece var oldukları ve yaşadıkları için sevmeyı ve sevilmeyi hak ettiklerine samimiyetle inanırlar.
Sayfa 40
Reklam
Reklam