9/10
·365 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:26
Romanın adı olan “Eylül” sadece bir ayı değil,solan umutları, bitişleri ve kaçınılmaz hüznü simgeleyen güçlü bir metafor olarak kullanılmıştır. Roman, evli bir kadın olan Suat, eşi Süreyya ve yakın arkadaşları Necip arasındaki duygusal yakınlaşmayı konu alır. Ancak eser, klasik bir aşk hikayesinden çok, yasak duyguların insan ruhunda yarattığı çatışmaları ve vicdan muhasebesini işler. Karakterler sürekli kendi hisleriyle mücadele ederken okuyucu da onların iç dünyasına tanıklık eder. Eylül, insan ruhunun en karmaşık duygularını incelikle işleyen, hüzünlü ve etkileyici bir romandır. Olaylardan çok karakterlerin iç dünyasını merak eden, psikolojik derinliği olan klasik eserleri seven okuyucular için güçlü bir seçimdir. Sonbaharın melankolisini satırlarına taşıyan bu eser, Türk edebiyatının en önemli klasiklerinden biri olmayı hak etmiştir bence Keyifli okumalar
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201750bin okunma
İnanmışların öyküsü…
10/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 23:29
Azeroğlu, Ali Haydar, İbo, Hüseyin, Süleyman ve daha başkaları Tohum olup Dersim dağlarında çoğalmak istediler. İnandıkları idealler için, yaz, kış, yağmur, çamur, kar demediler dere tepe aştılar. Yaz mevsimi güzel geçti ama kış çetindi. Buna rağmen yılmadılar. Karlı dağları aştılar, buzlu derelerden geçtiler. Hep yürüdüler… Yürüdüler… Üşüdüler mağaralara sığındılar. Acıktılar köylülere sığındılar. Kirve Memo onlara can oldu. Sohbetiyle güldürürken, karısının “'Viiiiiyy Memo Memo, allah belanı versin, yine başladın." uyarıları okuyana tebessüm ettirdi. Yediği onca dayağa rağmen asla konuşmadı. “Komiser bakışlarını Memo'nun patlayan kanlı tabanlarına, elektrik kablolarına ve inandırıcı kararlılığına yöneltip duruyordu. Altınbilek, "kim bilir belki de herif samimidir. Boşuna uğraşıyoruz" diye düşünüyordu. Polislerde acıma duygusu uyanmıştı. Memo'nun donu yırtılmıştı. Maslahatı ve kıllı kalçası dışarı uğramış gibiydi. Ağzında köpük vardı. Gözleri çıldırmış, bir hayli irileşmişti. Betondaki sudan çürük kan ve tükrük kokusu yükseliyordu. Köşede duran falaka sopalarının üzerindeki kan lekeleri kurumuştu.” s.120 Süleyman Nakış yaralarına derman oldu. Küçük Zozan onları kollayan göz oldu. Kimi canları pahasına dost olurken, kimi düşman oldu. Kimi sığınan devrimcilere kaçmak için yol gösterirken, kimi gidip ihbar etti. Kimi her şeyimiz sizin derken, kimi üç beş kuruş için sırtından vurdu. Okurken aklıma hep Şükrü Erbaş’ın KÖYLÜLERİ NİÇİN ÖLDÜRMELİYİZ şiiri geldi. Şükrü Erbaş’a hak vermemek elde değil. Devrimcilere köylülerin yaptığı iyilik, kötülüğün yanında devede kulak oldu. İyiler parmakla sayılacak kadar azken, kötüler hızla çoğaldı. Dağda gezen devrimcilerin, köylülerin tabiriyle talebelerin hepsi birer pırlanta. Hepsi okuyor, hepsi yazıyor. Kimi şiir
1000Kitap
TohumMuzaffer Oruçoğlu · Sancı Yayınları · 2018327 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir İsim, Üç Hayat: Kim Olduğumuzu Ne Belirler?
Puan vermedi·304 syf.··
2026 20. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 11:08
Florence Knapp, İsimler’de oldukça yalın görünen bir sorudan hareket ediyor: Bir isim, bir hayatı ne ölçüde belirleyebilir? Roman, aynı çocuğun Gordon, Julian ve Bear isimleriyle şekillenen üç farklı yaşamını paralel bir kurgu içinde takip ederken, aslında isimlerden çok daha fazlasını tartışmaya açıyor. Aile içinde kurulan güç ilişkileri, ebeveynlerin çocuklarına yüklediği anlamlar, sevginin dönüştürücü yönü, kuşaklar boyunca aktarılan travmalar ve insanın kendi benliğini inşa etme çabası, üç ayrı yaşam çizgisi üzerinden incelikle işleniyor. Knapp’ın başarısı, alternatif yaşamlar fikrini yalnızca dikkat çekici bir kurgu unsuruna dönüştürmesinde değil; her ihtimalin içinde insan ruhunun kırılganlığını, rastlantıların belirleyiciliğini ve seçimlerin ağırlığını hissettirebilmesinde yatıyor. Aynı başlangıç noktasından hareket eden hayatların, küçük farklılıklarla nasıl bambaşka yönlere evrilebildiğini görmek, romanı bir “Ne olurdu eğer?” anlatısının ötesine taşıyor. İsimler, bir ismin yalnızca bir hitap biçimi olmadığını; beraberinde beklentileri, anıları, aidiyetleri ve hatta kaderi de taşıyabildiğini düşündüren, psikolojik derinliği yüksek, özgün kurgusuyla dikkat çeken bir roman. Psikolojik derinliği ve özgün kurgusuyla öne çıkan İsimler, British Book Awards’ta “Yılın İlk Romanı” ödülüne değer görülmüş ve kısa sürede son yılların en dikkat çekici ilk romanlarından biri olarak anılmaya başlamıştır. İlk roman olmasına rağmen taşıdığı anlatı olgunluğu, eserin gördüğü ilgiyi fazlasıyla hak ettiğini gösteriyor. “Bize verilen isimler mi kaderimizi belirler yoksa zamanla kaderimiz mi ismimize anlamını verir?” İsimler Florence Knapp
1000Kitap
İsimlerFlorence Knapp · Domingo Yayınevi · 2026435 okunma
10/10
·560 syf.··
2026 19. kitabı
Merhabalar Efendim Sizlere en değerli serilerimden olan Bronz'un final kitabı ile geldim. Baştan söyleyeyim bolca duygu yüklü ve spoiler içeren bir yorum olacak. Dikkat edenlere duyrulur. Serinin final kitabı olduğu için konu kısmını atlayarak direk yoruma geçiriyorum. Bronz'un Hisarın hastalığını öğrendikten sonra onu bir onu tedavi için bir kliniğe yatırmasıyla biten son kitabımızın ardından tedavi olan Hisarı okuyarak başlıyoruz bu kitabımıza. Hisar tamamen hastalığından kurtulmuş durumda ama zorlu günler aslında onu Bronz cephesinde bekliyor. Bronz Hisara çok kızgın ve çok kırgın. Kendisini düşünmediği için, onu düşünmediği için, beraber yaşayacakları geleceklerini düşünmediği için, kendini bazı şeylere feda ettiği için. Hem kızgın hem Kırgın olan bir bronz okuyoruz. Hisar ona yaşattıkları için çok pişman ama kendi içinde de haklı sebepleri var ve bu süreçte Hisar'ın Bronz'a kendini affettirmesini ve onun peşinden bir adım olsun ayrılmamasını okuyoruz. Bronzu anlayabiliyorum o yüzden sert davranışlarını, soğukluğu gayet anlaşılabilir. Hisar'ın da yaptığı ile yüzleşmesi ve kendine ne kadar doğru gelse de sevdiği adamın bakış açısından baktığında ve bu durumla bil hassa kendisi de karşılaştığında Bronz'un ne hissettiğini, nasıl kırıldığını gayet iyi anlıyor ve bundan duyduğu pişmanlığı da her defasında dile getiriyor. Bazı şeylerin sonuna geldik final kitabımızda. Çözülen sırlarımız var, geçmişin karanlık perdesi ile yüzleşiyor karakterlerimiz. Fedakarlıklar sonucunda kaybettiğimiz karakterlerimiz var. Çok ağlayarak okudum o kısımları. Aslında Serdal'ın ölmesine üzülmemem gerektiğini biliyordum, çünkü herkes ailesiyle birlikteyken O da en güzel şekilde ailesinin yanına gitmeliydi ve onlara kavuşmalıydı. O yüzden içim bir parça buruk olsa bile onun için en güzel
Bronz 6Özge Naz · Guardian Yayınları · 202672 okunma
Puan vermedi
Tek söylemek istediğim şey Juhee'ye çok ama çok üzüldüğüm. Sangyeop'un ilgisini ve sevgisini herkesten daha fazla hak ediyordu ama yalnızlığa sürüklendi. Sangyeop ve Dami'nin ilişkisini okumak beni bile rahatsız etti.
Yaralı Kalpler Tedavi MerkeziLee Kwang · Yuzu Kitap · 2025151 okunma
Puan vermedi·847 syf.··
2026 10. kitabı
Buz ve Ateşin Şarkısı: Taht Oyunları sadece bir fantastik roman değil, aynı zamanda güç, ihanet ve insan doğası üzerine kurulu etkileyici bir hikâye. George R. R. Martin, Westeros'un karmaşık siyasi yapısını ve unutulmaz karakterlerini büyük bir ustalıkla işliyor. Özellikle karakterlerin gri ahlaka sahip olması ve olayların tahmin edilemez ilerlemesi kitabın en güçlü yönlerinden biri. Bununla birlikte kitap kusursuz değil. Çok sayıda karakter ve hanedan ismi, özellikle seriye yeni başlayan okurlar için takip etmeyi zorlaştırabiliyor. Ayrıca bazı bölümlerde tempo düşüyor ve uzun siyasi diyaloglar hikâyenin akışını yavaşlatabiliyor. Yine de güçlü karakterleri, sürükleyici entrikaları ve gerçekçi dünyası sayesinde fantastik edebiyatın en önemli eserlerinden biri olmayı hak ediyor. Serinin geri kalanı için merak uyandıran, etkileyici bir başlangıç.
Taht OyunlarıGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınları · 201310,9bin okunma