Başı hafifçe eğik, yine de her şeye bakıyor. İnsanlara ağaçlara, afişlere, duvar diplerine… her köşe başında, daha önce tam orada sevdiği biriyle vedalaşıp ayrılmış gibi kederlenerek veya buluşacağı biri tam o anda orada değilmiş gibi küserek duraklıyor, ama sonra yürümeye devam ediyor. Vitrinlere bakan, alışveriş yapan, art arda sıralanmış duraklarda otobüs bekleyen, onunla aynı yönde yürüyen, farklı yönlere giden insanların arasından onlara karışmadan geçiyor.