Bir yapılacaklar listesi lazım. Aklına gelen her şeyi önce oraya yaz ve detaylıca planla. Ama en mükemmel şekilde planla ki uygularken herhangi pürüzle karşılaşmayasın. Listeni oluşturduktan sonra planlarının hayata geçeceği zamanı belirle. Hemen şimdi mi başlamak istiyorsun? Dur canım acele etme, günler torbaya girmedi ya! Yarın başlarsın o büyük planlarına, yarın olmadı sonraki gün, sonraki gün... Şimdi eline telefonu al ve başla kaydırmaya. Uyuşuk uyuşuk ekrandan ekrana atla. Seni gidi modern Oblomov seniii!!!!
...
İşte Oblomov da hayatıyla ilgili detaylı planlar yapan ama planları bir türlü hayata geçiremeyen bir Doğu insanı. Eserin ön sözünde belirtildiği gibi Doğu insanının ataleti Oblomov ile Batı insanın hayal kurmayan ama gerçekleştiren tutumunu Ştolts ile verilir. Ancak yalnızca coğrafya ile incelenemeyecek bir yaşantı Oblomov'unki. Rüyalarını okurken anlaşıldığı gibi zengin ama cimri, kendi yağında kavrulan, her günü diğerinin aynısı olarak yaşamakta bir sıkıntı görmeyen bir ailede büyür Oblomov. Dünyayı keşfetmesine, kendi niteliklerini parlatmasına izin verilmez. Arkadaşı Ştolts ise çocukluğundan itibaren Alman babası tarafından yaparak yaşayarak öğrenir. Haliyle ikisinin yetişkinliği arasında da büyük farklar oluşur. Ştolts girdiği her işte başarılı olan, hatalarından öğrenen, bilgili , kültürlü biri olurken Oblomov çalışınca ne olacak yatmak ne güzel diye düşünen ama bir türlü de mutlu olamayan, harekete geçemeyen, önemli şahsi işlerini bile takip edemeyen, hayat enerjisi sönmüş birine dönüşür.
Roman boyunca onun bu boşvermişliği yüzünden başına gelen türlü işleri, yaptığı planları, kandırılmaları ve tabii ki onu kısa süre hayata bağlayan aşkı Olga anlatılır. Arkadaşı sürekli bozulan işleri, başına örülen çorapları her seferinde halleder. Oblomov'un