Hakan Gürses

Ölüm unutkanlığı
Ölüm unutkanlığı, insanı varoluşuna ilişkin hiçbir korku duymama gibi bir ruh haline yöneltir... Halbuki insanları sonunda özgür kılan şey ölümün varlığıdır; ölümün herhangi bir anda gelebileceği bilincidir... Özgürlük, son tahlilde, korkuyla birlikte yaşama yeteneği, korkuyu göğüsleme, korkuyla yüz yüze gelme cesaretidir.
Sayfa 158·Kitabı okudu
Düşünce
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Ölüm unutkanlığı
Ölümü unutma sürecinde hareket serbestimizi yitiriyoruz. Hep yaşayacakmışız gibi yaşayarak miskinleşiyor, yaşama aktif biçimde katılmayı beceremiyoruz. Eyleme geçmeyi, keşfetmeyi, soru sormayı ve araştırmayı beceremiyoruz. Cesur olmayı beceremiyoruz. Ölümü unutmakla, kendi yarattığımız monoton, standartlaştırılmış varoluşun parçası haline geliyoruz. Bu monotonluk bir kez yaşam tarzı haline gelince, sadece onu korumaya çalışmakla kalmıyor, bu tarzı değiştirmeye kalkışmasınlar diye bireyleri köstekliyoruz. Vagonun raydan çıkmaması gerek. Görünürde hiç değişmeyen bir varoluş biçimine ayak uydurmak bize bir güvence duygusu veriyor. Nevrotik denilen insanın güvenlik ihtiyacıyla bu durum arasında büyük benzerlik var : Böyle bir "hastanın" anksiyete duymaması için her şeyin yerli yerinde olması gerekir. Bir tür olarak biz de aynı şekilde ölümü unutarak kaygı ve korkularımızdan kurtulmaya çabalıyoruz.
Sayfa 157·Kitabı okudu
Düşünce
Ölüm unutkanlığı
"Yaşamın amacı" denilen şeye ilişkin tüm misyonlar insanın kendisinden kaynaklanır. Yaşama ilişkin tüm açıklamalar, bizzat kişinin tanımladığı bir hedef, anlam ve amaç bulma çabasından ibarettir. Yaşamın amacı ölünceye kadar yaşamaktır. Bu konuda evrensel teoriler kurmaya çalışmak bizi totalitarizme götürür. Bu teorilerin yanlışlığı her seferinde yeniden kanıtlanacaktır.
Sayfa 155·Kitabı okudu
Ölüm unutkanlığı
Ölümü yadsımak, yaşamı yadsımanın en güçlü göstergesi. Ölümlü olduğumuzu, öleceğimizi hemen hiç düşünmeyerek kendimizi zihinsel bir deli gömleği içine sokuyoruz. Yaşadığımız, kokladığımız, gördüğümüz, dokunduğumuz her anın bir daha gelmeyeceğini hissettiğimiz anlar o kadar az ki. Yaşamı böylesine özel, böylesine benzersiz kılan şey, her şeyin yalnızca bir kez olması. Bunu algılamak, ölümün bilincine varmakla mümkün olabilir ancak. Ölümün bilincinde olmayan insan, yaşadığının bilincinde de değildir. Her anımız ölüm unutkanlığı içinde geçiyor. Ölüm sürecinin farkında olmak, yaşamın uçup giden güzelliğini algılamak demektir. Bu aynı zamanda, güzelliğin sürekliliğin farkına varmak demektir; çünkü uçup giden şey zaman ya da güzellik değil, bireyin kendisidir. Ölümü dışarıda bırakan tüm düşünce ve eylemler, yaşamı mülk edinme çabasına götürür insanı. Pek çok ilişki, bu olanaksız, bu yalan, yani yaşamın mülk edinilebileceği düşüncesi üzerine kurulmuştur. Zamanı iptal ederek ölümü durdurmak, sadece kendi yaşamlarımız konusundaki açgözlülüğümüzün bir belirtisi değildir, aynı zamanda, yeryüzünde ne var ne yoksa hepsini birden sahiplenme çabasını ifade eder.
Sayfa 154·Kitabı okudu
Düşünce

Hakan Gürses

, bir kitabı yarım bıraktı
Alfred N. Whitehead
7.7/10 · 21 okunma