Hakan Gürses

Seçmeme Özgürlüğü
Özgürlük ne ortaklaşa seçilen bir nesne gibi paylaşılabilir, ne de iki kişi özgürlüklerini aynı biçimde kullanabilir. İki insan aynı şekilde özgür olamaz. Özgürlüğün ruh hali her insana göre değişir. Çoğumuzun sıkı sıkıya tutunmayı başaramadığı, kolayca avucumuzdan kaçıp giden bir ruh halidir bu. Özgürlükten korkarız; bizi nereye götüreceği düşüncesi ürkütür bizi. Bu yüzden sözümona seçme özgürlüğünü yeğleriz. Bizimle aynı şeyi seçen başkaları da varsa, ki her zaman kaçınılmaz olarak vardır, o zaman biz de özgürlüğümüzde kendimizi güven içinde hissederiz. Öylesine özgür değiliz ki, özgürlüğümüzde bile başkaları tarafından doğrulanmak isteriz. Milyonlarca kişi, aynı bayrağı dalgalandırarak ne denli özgür olduğunu ilan eder. Seçme özgürlüğümüzün yapısı bize öyle bir alan yaratır ki, burada ne yardan geçeriz ne serden. Bu yapı içinde özgürlük belirli seçimler halinde standartlaştırılmış, sonunda taraflar ortaya çıkmıştır. Özgürlükle standartlaştırmanın birbirine taban tabana zıt olduğu apaçıktır; tıpkı özgürlük ve güvence kavramları arasındaki tezat gibi. Güvence totaliter toplumun bir özelliğidir; onun içinde devletin kudreti ve anaerkil gözetimi sayesinde kendimizi güven içinde hissederiz. Oysa özgürlük belirsizlik demektir. Özgür yaşamak, bilinmeyene yolculuk yapmak demektir. Bu anlamda özgürlük bir doğrulama niteliği de taşır. Bireyin, sonsuz sorgulama potansiyelini, sonsuz bir arayış içinde olmasını, sonsuz sayıda düşünceyi ve deneyimi, sonsuz farklılıktaki bileşimler içinde bir araya getirme/dışlama potansiyelinin doğrulanmasıdır. Özgürlük, özgürlüğün doğrulanmasıdır.
Sayfa 132·Kitabı okudu
Düşünce
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Seçmeme Özgürlüğü
Daha çok seçme olanağımız var, bu yüzden daha çok özgürlüğümüz var. Hayır. Böyle değil. Özgürlüğün esası, bir nesneyi, bir kişiyi, bir düşünceyi ya da bir çiçeği bir diğerine tercih etmek değil. Özgürlük hiyerarşik bir düzene ya da karşılıklı dışlamaya doğru götüren bir eylem de değil. Özgürlük bir reddetme eylemi değil. Daha çok bir kucaklama, içine alma eylemi. "Seçme özgürlüğü" bir kavram olarak özgürlük durumuna aykırıdır. Özgürlük "ya bu ya da şu" değil, "ya hep ya hiç" ya da bir büyüme genişleme eylemidir daha çok. Genelde belirli bir yapının sınırları içinde ele alınan biçimiyle bir seçme özgürlüğünden söz etmiyorum. Özgürlük insanın belli bir eylemde, belli bir düşüncede derine inebilme kapasitesidir. İnsanın sonuncu boyuta, "n" boyuntuna dek kovalayabilme arzusunun ve yeteneğinin bir yansımasıdır. Neyi kovalayabilme ? Canı ne istiyorsa onu. Özgürlüğün kullanılması, her şeyi içine alan bir sevgi eylemidir. Acı da ona eşlik eder: Anlaşılmazı anlamaya çalışmanın acısı.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Düşünce
Seçmeme Özgürlüğü
Psikolojik deneyler açıkça gösteriyor ki, seçimde bulunmak gerçeği algılayış biçimimizi değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bizi, yaptığımız seçimle özdeşleşmemiz sonucunda ortaya çıkan totaliter yapıların kuklası haline getiriyor. Bilişsel uyumsuzluk adı verilen bir kavrama göre, daha önceki görüş ve davranışlarımızla bağdaşmayan bir seçim yapmış ya da yapmaya zorlanmışsak, tavrımızı da yeni seçimimize uygun olacak şekilde değiştiririz. Daha açıkçası, bir seçim her zaman, geçmişi çarpıtıp değiştirmek suretiyle doğrulanır. Geçmiş deneyimlere rağmen, halihazırdaki seçim, geçmişe hükmeder. Eğer geçmişteki inanç, deneyim ve davranışlarımızla bağdaşmayan bir seçim yapmışsak, seçimimizi değiştirmektense geçmişi yeniden düzenlemeyi yeğleriz.
Sayfa 126·Kitabı okudu
Düşünce
Seçmeme Özgürlüğü
Kendimize benzeyenleri arayıp bulmak isteriz. Bize benzemeyenler bizi tedirgin eder. Onlarla iletişim kurmak istemediğimiz gibi, bunu nasıl yapacağımızı bile bilemeyiz. Ne var ki kendi sürümüzün içindeki beraberlik, aynılığın biteviye yinelenişidir, bitmeyen bir nöbetin tekrarıdır. Herkesin aynı biçimde düşünmesini ve davranmasını isteriz. Biraz bireysellik, benzersizlik gösterenlere tahammül edemeyiz. Canımız sıkılsa bile gruba boyun eğeriz. Aşma özlemi duyduğumuz sınırları aşmaya cüret edemeyiz. Aşmak isteyip de aşmaya cüret edemediğimiz bu sınırları da aslında kendimiz koyarız. Bireysel özellikleri kavramak için onları kıyaslamak gerekmez. Kıyaslama dar ufuklu bir benlik temeline dayalıdır, dünyayı ve deneyimlerini biriktirmeye ve düzenlemeye yönelik etnosantrik bencil bir girişimdir. "Bunun" yerine "onu" seçmekle özgürleşmeye giden tüm yolları tıkamış oluyoruz. Zoraki seçim paradigması, insanı "daha çok" ve "daha az" terimlerine göre düşünmeye yöneltiyor; böylece eşitsizlik, düşünme ve değerlendirme biçimimizin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Eşitsizliğin - güç servet ve fırsat dağılımıyla ilintili- maddi temelini diğer tüm kavram ve değerlendirmelerimize yansıtarak kat kat güçlendirmiş oluyoruz. Eşitlik bağlamında algılanamayan, ölçülemeyen ve kıyaslanamayan her şey eşitlik ve demokrasi adına birer eşleştirme nesnesi haline geliyor.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Seçmeme Özgürlüğü
Her seçim, insanın kendisine ilişkin algılamasını değiştirdiği gibi, objeye ilişkin algılamasını da değiştirir.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Düşünce