Şimdi bütün gençler sanata karşı. Kendini genç sanan ihtiyarlar da sanata karşı. Herkes sanata karşı. Önce şiirden anlamı kaldırdılar, sonra müzikte melodiyi öldürdüler. Ya resim? Çizgi çizmesini bilmeyenler hemen meşhur oluyorlar. Sanatı öldürdüler!
Yazarların ilk kitaplarını okumayı severim, onun en amatör halini barındırdığı için. Bu yüzden Kabuk Adam'ı okumakta oldukça keyifliydi. Kitabın tanıtımında söylenen işkence kavramı biraz abartı olmuş gibi geliyor bana, ayrıca olayların çoğunlukla ırkçılık üzerinden işlenmesi pekte mantıklı değildi. Kitapta en sevmediğim yer Tony için çirkin diye belirtilmesiydi, hemde birkaç kez.. bunun yapılma nedeni ikili arasındaki aşkın imkansızlığını vurgulamak mıydı? Bana kalırsa gereksiz olarak defalarca belirtilmiş bir ayrıntıydı bu. (Devamı spoiler) Kitabın sonu benim açımdan yeterince tatmin ediciydi, baş karakterimiz bunu fazlasıyla haketti. Tony'e karşı dengesiz davranışları sonucunda kavuşsalardı özellikle üzülürdüm.